*

şükela:  tümü | bugün
  • türkiye tarihinde galiba 1864'te anşa bacı (anşa = ayşa/aşa?) diye tokat - zile - acısu köyünden, hubyar ocağından bir kadın "ben eciyim, hatunum/katunum!" diye ortaya çıkıyor, orta anadolu'nun bütün sıraç köylerini kendine bağlıyor, etkiliyor. dedeliğe karşı çıkmış kendisi eci olmuş, soyundan gelenler baba olmuş, bu ocakta yardımcı kadınlar bacı* oluyor. dedeci grubu alevi değil bunlar, babacı oluyorlar. dokuz sayısı ses olarak domuza benzediğinden dokuz demiyorlar. dokuz denilecek yerlerde öteki sözcüğünü onun yerine söylüyorlar. örneğin on dokuz yerine on öteki. 24 nisan'da kutlanan ficenk bayramları var. aleviliğe yakın ama daha çok şaman kültürüne/dinine mensuplar. eciler acısu'da hala var, daha doğrusu eci merkezi acısu. anşa bacı'nın evi gizli, töreleri ayinleri büyük oranda gizli. eciden başka kimse anşa bacı'nın evine giremez, ecinin kocası bile. acısu'nun mezarlıkları da özgün. renkli, aile simgelerini, tamga/damgalarını taşıyan mezar taşları var. "ruhuna el fatiha" yazmıyor, arapça yazmıyor, "ruhu şad olsun" diye yazıyor. mezarlıkta daha dogrusu mezarlimtaki ziyaret binasında bazen horoz kurban ediyorlar. bu horoz cebrail olarak kabul ediliyor. anşa bacı'nın ve ailesinin mezarlarının üstü çatıyla kaplanmış, orada cöfer (cevher?) alma denen uygulamada kullanılan şifalı toprak alınan bir şöminemsi, kapaklı depocuk var. semah ve cenaze törenlerini kadınlar yönetiyormuş. genelde cenazeleri ya sabah çok erken, ya gece karanlık bastıktan sonra törenle gömüyorlar. bu da galiba aynı yoldan/töreden olmayanlar ve yabancıların kötü izlenimlerinden sakınma yolu. sırları, gizleri saçılmasın diye dışarıya kız vermemeye çalışıyorlar, dışa kız veren aileleri galiba yola (tarikat iç halkasına?) almıyorlar. benzer sekilde cinayet işleyenlere de aforoza benzer bir dışlama uyguluyorlarmış. dedecileri, alevileri tam eşdeğer, kendinden saymıyorlar, alevilere alacalar diyorlarmış.

    anşabacılılar cumhuriyet döneminde iyi kötü göçebeliği bırakıp diyelim acısu'ya yerleşmişler. inançları gereği ölüm yok, döngü var ya, belki bir akrabamızı, kardeşimizi temsil ediyor, yani o olabilir diye sahipsiz köpekler özel sevgi ve ilgi görmekte. merkez binanın yanında köpeklerin kurban ve adaklardan sebeplenmesi için özel yalakları var. anşabacılılar ne meslekte uzmanlaşmış dersiniz? döngüselliğin bir eşdeğeri olarak geri dönüşüm mesleği denilebilecek hurdacılıkta.. tabii bu iş için ailelerin erkekleri genellikle gurbete istanbul'a çıkmışlar. istanbul'da hurdacılıktan ciddi ciddi zengin olmuşlar. bir kısmı memleket, sıla görmeye helikopterle gelebilecek hale ulaşmış. helikopter kiralamıyorlar, sahibi oluyorlar. köy evlerini villalaştıran, çok bakımlı hale getirenler olmuş. zeten genelde zile insanı da zenginleşmeye eğilimliymiş. bir duaları veya formülleri var demek.

    bir parça bilgim vardı ve işlemek için neyi bekliyorsam bir zamanı bekliyordum, 7 ay önce demokles ukte olarak vermiş. ben bakmayalı anşa da vitrindeki yerini almış. çok özgün ve eski bize işaret eden bir kültür; bakınalım, tanıyalım, öğrenelim derim.

    hubyar tekkesinin tarihsel ayrışması hakkında bir yazı..

    anşa bacı'nın (1816-1894) sıraç türkmenleri (keçeliler) arasında ilk sahneye çıkışı 1864'te eşi veli baba'nın 1864'teki ölümünden sonra. o sıralar galiba osmanlı etkisi ve sünni asimilasyonla ilgili dedeci-babacı ocak ayrımları zamanı. anşa bacı dedeci değil, yani sünni etkisine maruz kalan ocaklardan değil; direnişçi, özerk ocaklardan. kendisini mahkemede ifade etmek, yargılanmak, şam'a doğru zorunlu sürgün, dava ve sürgün sırasında oğul ölümü gibi şeyleri ise 1887-89 aralığında (yani 70 yaşı civarında) yaşamış. şam sürgünü dönüşünde 500 bin kişi ile karşılandığı söyleniyor. daha sona yönetim zorlamaları da gevşeyip etki çapını genişletmiş. anşa bacı'nın yaşamı ve öyküsü..

    trt'de 2016 yılında yayınlanan sıraç belgeseli..

    (bkz: eci/@ibisile)
  • nimet okan'ın canların cinsiyeti isimli saha çalışmasına dayanan kitabında anşabacılı kadınlar hakkında detaylı bilgiye ulaşmak mümkündür.