şükela:  tümü | bugün soru sor
  • güvenli olmayan adalet sarayıdır. giriş kapısında polis tarafından arama yapılmasına rağmen içine döner bıçakları tornavidalar vs. sokulabildiğini gördük.

    http://www.internethaber.com/…na-dondu--283427h.htm

    bir de polisin biber gazı ile müdahalesi evlere şenlik. biber gazını nasıl kullanacağını bilmiyordu. arkadaşı düzeltmese kendisine sıkacaktı.
  • hakkaten saray denilebilecek bir binası olan kurum. zira o kadar kocaman bir yere ihtiyaç varmıymış gerçekten diye düşünmeden edemiyor insan.
  • geniş, ferah bir adliye ve yapı da dışarıdan gayet güzel görünüyor.

    http://www.antalya.adalet.gov.tr/

    yalnız bir sıkıntısı var. başka bir barodan gittiğiniz vakit cübbe bulmanız biraz zor. gerçi antalya barosuna kayıtlı olsanız bile vestiyerde sürekli duran bir cübbeniz yoksa aynı şey sizin için de geçerli. yarım saati kalmış bir duruşma için cübbe almak üzere vestiyere gittiğinizde "cübbe bitti" cümlesiyle karşılaşabiliyorsunuz.

    - cübbe bitti.
    + nasıl bitti? neyle girecek bu kadar insan duruşmaya?
    - satılık yenileri var burada, 50 tl!

    tabii ki bu antalya adliyesindeki bir durum olsa da aslen antalya barosu ile ilgili bir konu. o yüzden ilk defa yolu düşecekler cübbe konusunda dikkatli olmalı. konu ile ilgili antalya barosuna yazılı olarak bir şikayet iletildi, gelişmelerle bu entry kendini editleyecektir.
  • koridorlarında kışın zeytinköylülerin yazın mankenlerin salındığı büyükçe bina.
  • kast sistemi gibi tuvalet düzeni mevcuttur.
    hakim ve savcı tuvaletleri ayrı olup, kimlik kartları kart okuyucularına okutularak girilir.
    avukat tuvaletleri ayrı olup, baro kimlik kartları kart okuyucularına okutularak girilir.
    personel tuvaletleri ayrı olup, kimlik kartı ile değil, anahtar ile kilitleyip açmak suretiyle girilir.
    vatandaş tuvaletine herkes girebilir. hakim,savcı,avukat ve personel dahil. sonuçta herkes bu ülkenin vatandaşı!
  • istanbul'un hele perşembe günleri olan kalabalığına alıştığımdan mıdır, dün ilk defa gittiğim ama bana "adliye" hissi vermeyen adliye. ne bileyim, perşembe günleri birim kartal ce-hen-nem gibi olur. duruşmalar asla bitmez, koridor asla boşalmaz, öğle arası adliyeyi kapatmak gibi bir şeyi düşünmek aşırı abestir çünkü öğlen herkes orada olmaya devam etmeye zaten mecburdur. duruşmasını bekleyen vatandaşı veya sırasını bekleyen tanığı dışarı mı çıkaracaksın?

    burası öyle bir boş ki, sanarsın günlerden pazar sabah.

    hadi ben gittiğimde saat daha 13.30 olmamıştı ve içeriye "vatandaş" almıyorlardı. derken saat geldi adliye açıldı, vatandaş içeri akın etti, e yine boş? çok enteresan.

    kalemler, kafeteryalar, avukat çalışma odaları ki bak bu cidden çok iyi bir uygulama, boş...

    şey gibi, yol yordam sorduğun personelin tavrını da düşündüğünde, filmlerdeki vahşi batı'nın yabancı biri gelince pencerelerini kapatıp müziği kapatan "saloon'ları" gibi. bana tam olarak bu hissi verdi.

    ortalıkta kimse yok ve muhatap olduğun insanlar yüzüne bile bakmıyor. (1. kat avukat kafeteryasının kasasındaki güler yüzlü bey hariç.)

    gitmeden önce bana "ayol orası podyum gibi" diyerek kadın avukatların şıklığından bahsetmişlerdi, bunu birkaç kişiden duymuştum. adliye zaten epey boştu o ayrı da, stiletto'lu veya adliyeye gelmeden önce kendine bariz zaman ayırmış hiçkimseyi görmedim. aaaaah eski levent adliyesi ah, çıtamızı çok yükselttin.

    ilk defa gidecek olanlar için yolunu da tarif edeyim, eğer antalya'ya uçakla gittiyseniz havaalanı binasından çıkınca sağa devam edin. hemen iki adım ileride otobüs durağı var. oradan 600 numaraya biniyorsunuz. açık trafikte 45 dakika falan sürüyor ama adliyenin hemen yanında ineceksiniz. durak numarası 10246. numarayı unutursanız diye yeri de anlatayım, şimdi siz yol boyu dümdüz bulvarlardan gideceksiniz tamam mı. bir noktada bulvar bitecek ve sahil yoluna gelmiş olacaksınız. önünüzü kesen bulvarın arkası zakkumlar, onun arkası deniz. denizi görmeseniz bile zakkumların arkasında gördüğünüz müthiş dağlardan, o dağlarla aranızda bir deniz olduğunu fark edersiniz.

    işte orada inin. sağa dönüp dümdüz yürüyün. adliye orada.

    otobüs biletinin durakta satıldığını tahmin ediyorum, pek çok durakta makine var çünkü. eğer yoksa bile, ben kullanmadım ama otobüste reklamını gördüm, temassız işlem yapabilen kredi kartlarıyla da binebiliyormuşuz. biletin okunacağı yere kredi kartını okutup geçiyormuşsun. toplu taşıma normalde 2.75 ama makineler tek kullanımlık bileti 5.50 liralık veriyor, havaalanı otobüsü de zaten 5.50 lira alıyor.

    tramvayla gitmek isteyen olursa ki ben öyle yapıp dönüşte otobüs kullandım, onun istasyonu otobüsün tam ters istikametinde. yani binadan çıkınca sola dönüyorsun. yönlendirme var, rahat bulursunuz.

    onun da yine bilet makinesi var. yine 5.50 liralık veriyor ama tramvay 2.75 alıyor. "kalan 2.75'i de bozdurup bozdurup harcayayım madem" demenize gerek yok zira tramvaydan inince otobüse bineceksiniz.

    tramvaydan ineceğiniz durağın ismini unuttum ama "markantalya" denen avm'nin önünde inmeniz lazım. orada inen çok oluyor, anladığım kadarıyla merkez bir yer. birine sorun, olmadı kalabalığı takip edin, olmadı tramvaya binince sağda oturup 30 dakika sonra falan iyice dikkat kesilerek avm'yi görmeyi bekleyin. tramvay hemen önünde duracak.

    otobüse bineceğiniz yer sol çaprazda. tramvaydan inince sola dön, oradan karşıya geç, sola doğru devam et. ileride bir üst geçit göreceksin. iki değilse de dört adım falan, yani öyle hemen geçer geçmez değil. işte durak orası.

    adliye, hastaneye yakın bir yerde. oraya giden çok hat olduğu söylendi ama "adliyeden geçer mi" diye sorduğum belki beşinci otobüse bilebildim. ki o da arkasından geçiyordu. numarasını veremeyeceğim çünkü hatırlamıyorum, antalya'daki otobüs numaraları insan gibi değil. bakmayın havaalanı otobüsü için şak diye 600 dediğime, onun dışındakiler modem şifresi gibi. üçer harf ikişer sayı, hangi birini bileceksin.

    bu daha ilk gidişimdi, bundan sonra yılda birkaç defa gitmem gerekecek - diye umuyorum. bir şey olursa yazarım. hadi sağlıcakla.