şükela:  tümü | bugün
  • kadinin yuzunde morluklar, sislikler varken g.t lalesinin birisi cikip erkege siddet filan basligi yazmis. bu ulkenin mali bitmez.
  • bir mağara adamından daha kurtulmuşuz.

    bir melek daha melek olmadan ülkenin adaletsiz sisteminden önce kendi adaletini buldurmuştur dedirten haber...

    ekleme : edepsizce mesaj yazan bazı ucubeler var onları kaale almadığımı bildirmek istiyorum. hani 'oo küfrettik haddini bildi ekleme yapıyor' falan gibi düşünülmesin.. mesaj ile medeni şekilde tarafıma ulaşan arkadaşların dediklerine istinaden ekliyorum...

    haklısınız , bu girişte adalet yerine yanlışlıkla şiddeti övüyormuş onu destekliyormuş gibi gösterdim. şiddet yanlısı bir insan hiç olmadım. olmam. ailemden böyle birşey görmedim. çevrem aynı şekilde iletişim becerileri biraz da olsa gelişmiş bir topluluk...

    asıl anlatmak istediğim kadınlara yapılan şiddetin karşılıksız kaldığı bu ülkede , karşılık verebilen kadınların da bulunabildiği ve şiddet yanlısı mağara adamlarının korkmalarına biraz da olsa çekinerek 'ulan kadınlar adamları öldürmeye başladı bizimki de akşam evde bıcakla beklemesin 'dedirterek sindirmeyi anlatmak isteyen bir yaklaşımdır.

    ülkenin adalet sistemi şayet birgün tam sistem oturursa bu girişim beni utandırsın ve ne kadar yanlış yazmışım toplumu şiddete meylettirmişim diye düşünüp sileyim...
  • bir başka kaynak

    adamın servise gidip geleceğim, sonra da seni öldüreceğim deyip gittikten sonra kelepçeyi tel toka ve çay kaşığı ile açmaya çalışmaları, açamayınca da çıplak bedenine bir çarşaf atıp komşularına gitmesi, av tüfeğinin burada bulunup bulunmadığını sorması, ne bu halin diye sorulduğunda yine kavga ettik deyip eve geri dönmesi içimi burktu.

    yaşanılan korku ve yardım edebilecek kimsenin olmamasının boyutu müthiş bir şey arkadaşlar. gözünüz patlasa da, kıçınızdan kan gelerek tecavüze uğrasanız da, eliniz bağlı olsa da her zaman bir başınasınız.

    çocukları ile eve dönüp beklemesi, adamın seni öldüreceğim diye bağırarak eve geri dönmesi, çocukların "babam bizi şimdi öldürecek mi?" diye korkuyla sorarak altına yapması...

    ya böyle şeyleri yaşıyoruz, ya yaşamayıp başka hayatlarda görüyoruz, okuyoruz, duyuyoruz. yorumluyoruz, dehşete kapılıyoruz, üzülüyoruz, korkuyoruz. hiçbir zaman bir hayat ve yaşanılan anlar bize ait değilse dehşetinin şiddeti damarlarımızda o kişide olduğu kadar pompalanmıyor. hani 35'mize geldiğimizde bir gün ölecek olduğumuzu daha bir yürekten hissediyoruz ya. hiç bitmesin istiyoruz. şimdi bomboş geçecek uzun ama kısacık sürecek yılları var bu kadıncağızın. ha banyodayken ölmüş ha adamı öldürdü diye alacağı ceza ile bir hücrede tavana bakmış durmuş.

    neyse ki küçük kızlar kurtulmuş oldular. ben artık 35'lerine kadar birçok güzel şeyi tadabilip, yaşayıp, hissedeceklerine inanıyorum. seçemedikleri hayatlarında aslında seçme şansları olsaydı böyle bir babanın hayatlarından yok olup gitmiş olmasını dileyeceklerine eminim. gelecekten bir güne ait dilekleri şimdiden gerçekleşmiş oldu.
  • uzun gözüken bir entry olacak ama size tek bir boş cümle bile okutmamaya gayret ederek konuyu birkaç açıdan değerlendirmeye çalışacağım.

    1- burada “öldüren kadın olunca bravo diyorsunuz, ikiyüzlülük bu” diyenlerin anlamadığı, insanların yüzü gözü mosmor, kelepçeli halde bulunmuş, tecavüze uğradığını söyleyen birinin bu eylemi meşru müdafaa kapsamında gerçekleştirdiğini düşünerek böyle söyledikleri. yani eğer aynı durumda bulunan bir erkek olsaydı o zaman da aynı tepkiyi verecekti bu insanlar; “neyse ya erkekmiş, oh iyi olmuş tecavüz edildiği, şiddete uğradığı” demeyeceklerdi, muhtemelen yine “iyi yapmış, bir pislik eksilmiş dünyadan” diyeceklerdi. dolayısıyla bu cümlenin sarf edilme sebebi, eylemi yapan kişinin cinsiyeti değil, ölenin daha öncesinde yaptıklarıdır. önce bir bunu anlayın.

    2- peki bu kadar basit bir gerçeği neden bazıları özenle gözden kaçırdı? söyleyeyim, çünkü esas ikiyüzlü sizsiniz. her fırsatta, ama her fırsatta kadınlara veya hangi cinsiyetten olursa olsun feministlere nefret kusmak için aportta bekleyenler, esas siz ikiyüzlü olmasaydınız, aynı kadın cinayetleri başlıklarında yazdığınız gibi “evleneceği tipi iyi seçseydi, ne işi varmış kendini öldürebilecek bir kadınla?!” diye öldürüleni suçlamanız gerekirdi. başlık altındaki tüm entry'leri tek tek okudum, diğer başlıklara onlarca kez bunu yazmış olanların hiçbiri buraya bir kez bile bunu yazmamış? “hayatta yapmamanız gereken şeyler vardır, bir erkek olarak bulunmamam gereken sokaklara girersem, takışmamam gereken tiplerle takışırsam ben de öldürülürüm” diyenler bakın bakalım bu başlığa şu ana kadar bir kez bile olsun “abi o adam da şansını fazla zorlamış, bunları yaparsan öldürülürsün yani, ben yapsam ben de öldürülürüm” yazmış mı? “kadının ifadesinin doğru olduğunu nerden biliyoruz, belki uydurdu?” diyenlerin hemen hepsi, öldürdüğü kadınlar hakkında “bana şantaj yapıyordu, benden para sızdırıyordu” diyen katillerin beyanlarını doğru kabul ettiler, ifadesini “eski sevgilimdi” diye veren her katilin beyanını doğru varsayıp öldürdüğü kadının arkasından “o da onla sevgili olmasaymış” dedi ama. üstelik bunların hiçbiri fiziksel güç olarak dezavantajlı veya şiddete uğramış, yüzü gözü mor, elleri kelepçeli şekilde jandarma tarafından bulunmuş bile değildi, ama beyanları kesin doğru gibi kabul edildi hep! ikiyüzlülük mü demiştiniz? işte ikiyüzlülük budur.

    3- bir ifadeden şüphe duyabilirsiniz. çocukların ifadeleri tutarlı gözükse de “hele bir adli tıp raporu gelsin, hele komşuyla da konuşulsun” diyebilirsiniz. bunları demek birini otomatik olarak “kadın düşmanı” yapmaz. fakat yukarıda saydığım şekilde kasıtlı, bilinçli, hüsnüniyet içermeyen şekilde, sistematik olarak kadın düşmanlığı güden şeyler yazan (ki bunların kimler olduğunu entry'lerine bakarak anlayabilirsiniz) ve örneklerle belirttiğim biçimde ikiyüzlüce davranan tipler kesinlikle kadın düşmanıdır. bazılarınızın son derece iyiniyetle “kızının ifadesini okumamışlar, o çocuğun ifadesini okuyan insan bunları yazmazdı” gibi şeyler yazdığını görüyorum, ancak bu doğru değil. ne yazık ki, o ifadeleri okusalar da bazı insanlar bunları yazarlar. çünkü her toplumda empati yapamayan sosyopatlar da vardır, sosyopat olmadığı halde belli bir konuya olan takıntılı nefreti yüzünden (belki başka alanlarda gayet mantıklı ve “normal” insanlar olsalar da) belli bir konuya asla mantığıyla bakamayacak olanlar da... sanmayın ki bu başlıklarda gördüğünüz kadın düşmanları tamamen “canavar” tipler, eminim çoğu sokakta görseniz normal insan sanacağınız, yüksek ihtimal üniversite mezunu, mesela gayet hayvansever tipler falan olabiliyorlar. (tam da bu yüzden “nasıl anlayamazsın psikopat olduğunu” lafı hiç geçerli değil, çünkü her kadın düşmanı düşündüğünüz gibi full at hırsızı tipinde gezmiyor.) işkenceci polisleri mahallesine sorsanız “iyi, efendi, ailesine düşkün biridir, çocukları çok sever” diye anlatabiliyorlar ya, işte aynen o hesap. emin olun, bu başlık altında gördüğünüz çoğu kadın düşmanı da öyle. tekrar ediyorum, her şüphe duyan ve kanıt bekleyen insana kadın düşmanı denemez. ama bu tipleri yukarıda saydığım ikiyüzlülüklerinden tanıyabilirsiniz.

    4- yürürlükteki hukuka gelince... yürürlükteki hukuk hiçbir zaman ideal değildir, önce bunu unutmayın. belki hiçbir zaman da olamayacaktır ayrıca. ama bu amaçla zaten hukuk güncellenir, geliştirilir. tutup da meri hukuka kuran muamelesi yapanlar önce onun değiştirilebilir ve hatta her zaman güncellenmesi gereken bir yapı olduğunu anlasınlar önce. ikinci olarak hukuk her zaman egemen sınıfın yaptığı bir şeydir, çünkü hukuk meclisten çıkar, yasaları meclis yapar ve meclise girebilenlerin çoğu tarihin her döneminde büyük oranda erkek ve büyük oranda iktidar sahibi insanlardır zaten. aksini gösterebilen buyursun göstersin. roma hukukunu temel alıyoruz yahu, kadınlar o roma'dan gelen hukukun binlerce yıllık tarihî serüveninin yüzde kaçına dahil edildiler? kolay mı o temeli dönüştürmek? bakın, o kanunları yapanlar “orantılı müdahale” dediğinde, kavgaya tutuşan iki erkeği canlandırdı öncelikli olarak zihninde. bunu böyle düşünen de “karşındaki silahsızsa ve sana saldırıyorsa sen ona korkup eline geçen bir cisimle vurabilirsin, ama ateşli silahla yaralarsan bu güç aşımına girer” derken 1.60'lık bir kadının üstüne koşan devasa bir adamı eline geçirdiği bir vazoyla bayıltması ihtimalini elemiş olur, bu maalesef fiziksel güç açısından pek mümkün değildir. tıpkı bu olaydaki melek gibi birçok kadın, “planlayarak adam öldürme”den yargılanıp alması gerekenden daha yüksek ceza aldı. çünkü direkt sıcak saldırı anında fiziksel olarak durdurmaya gücünüzün yetmeyeceği, ama sizi eve kitleyip, telefonunuzu elinizden alıp, aileniz dahil kimseyle görüştürmeden (şiddetten haberdar edemeyin diye) gece gündüz sizi döven birinin yarattığı hapishaneden çıkmanızın bazen onu öldürmek dışında bir yolu yoktur ve bunu ancak o uyurken yapabilirsiniz, ama o zaman da planlayarak adam öldürmeye girer suçunuz ve hafifletici sebeplerle cezanız inse de aslında hâlâ adil olandan daha yüksek ceza almanıza sebep olur bu durum. bakın adil olan diyorum, zira hukuki olan her şey adil değildir ve bakın kadın bile demiyorum, fiziksel olarak gücü diğerine yetmeyen herhangi bir erkek, çocuk, kadın herkes söz konusu olabilir bu senaryoda. bu korkunç bir senaryo değil mi? bu durumu yaşayan birinden ne derece rasyonel karar, normal davranış beklenebilir? bunun beklenmesi adil olur mu? bunları bence bir düşünün, kendinizi olayın yaşayanı halinde bir düşünün. şimdi gerçeğe dönelim. bu sadece bir senaryo ve bu korkunç senaryo hiç gerçekleşmedi mi zannediyorsunuz? çok gerçekleşti, birçok erkek başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere birçok kişiyi aç susuz bir odaya kapatıp şiddet uyguladı. sadece türkiye'de değil, hatta özellikle almanya'da, belçika'da yaşayan ve türkiye'den köyden evlenmelik kız alıp yaşadığı yere götüren erkekler bunu çok yaptı, “nasılsa kimsesi yok, dil bilmiyor, bana mahkum” gibi düşüncelerin verdiği rahatlığın caniliği ne kadar güzel körüklediği fark edildi mesela. tek fark, orada bu kadınlar öldürülmeden bulunabildiklerinde rehabilitasyon merkezlerine alındılar, eğer hayatta kalmak için onlar öldürdülerse bu kez de içinde bulundukları durumdan ötürü onlara daha merhametli yaklaşıldı. çünkü sürekli fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan birinden tamamen “normal” davranmasını ve “normal” tepkiler vermesini beklemek esas anormalliktir. buradaki bazı yazarların bilinçsizce bazılarının ise gayet kasıtlı kadın düşmanlıkları sebebiyle görmezden geldikleri gerçek budur.

    5- burada söyleyeceğim son şey “yapılması gereken o muydu, öldürmeseydi, ifadesinde eksiklikler var” diyenlere. siz bütün gece işkenceye uğradığınızda, dövüldüğünüzde, tecavüze uğradığınızda, sadece bir gece uykusuz kaldığında bile saçmalama potansiyelinin ne kadar arttığını araştırmalardan bilebildiğimiz beyninizle mükemmel bir rasyonellik sergiler, “ah ama ateşli silah kullanmamalı, önce üstüme atladığında fiziksel dezavantajım ve üstüne eklenen bitkinliğime rağmen onu bayıltmayı denemeli, adım adım ilerlemeliyim” falan der, sonra da sanki hiç yaşadıklarınızın şokunda değilmiş gibi mükemmel bir ifade verirsiniz inşallah. (mükemmel ifade verin de aynı tipler “bu kadar olayın üstüne nasıl böyle yapmış, konuşmuş, fazla soğukkanlı, kesin işin içinde başka bir şey varmış” desinler bu kez de!) kadınların devlet tarafından etkili şekilde korunması için ne bütçe ayrılıyor, ne polisler yeterince eğitiliyor, ne hukuk sistemi yeterince güncelleniyorken sesiniz çıkmıyor, sonra ölmemek ve çocuklarının öldürüldüğünü görmemek için özsavunma uygulayan kadınlara laf ediyorsanız ikiyüzlü ve gerçeklikten kopuksunuz. ben şahsen kadınların da erkekleri öldürdüğü bir dünya görmek istemiyorum. ama bunun için doğru yolun ağzından salyalar akarak kadınları suçlamak yerine aktif koruma programları oluşturulması olduğunu biliyorum ve zor durumda kalan her cinsiyet ve yaştan herkesin bunlardan faydalanabilmesini istiyorum. hakkında defalarca şikayet kaydı olan bir erkek bir kadını öldürdüğünde “nerede bu devlet! bu nasıl olabilir! bu koruma sağlanmazsa kadınlar nasıl hayatta kalacak!” diye ayağa kalkmak yerine “o da onla evlenmeseymiş” deyip geçenlerin, hiç kusura bakmasınlar, bu konuda ağzını bile açmaya hakkı yok. lazım olduğu yerde hukukun niye işlemediğini sorgulamayanlar, şahsi nefretlerini yöneltmek için hukuku kendilerine oyuncak edecek kadar haysiyetsiz olabilirler, ama biz de bunları yutacak kadar saf değiliz. hukuk sadece bir tarafın oyuncağı olamaz, yok öyle yağma.

    sonuç olarak, hiçbirimiz bu davaya bakan hakim değiliz. ancak vicdanen fikir belirtmek için de hiçbirimizin davanın hakimi olması gerekmiyor. ben vicdanımda kadının ve ifade veren çocukların doğruyu söylediğini düşünüyorum. bence bir baba da çocuklarının canıyla tehdit edilse farklı davranmayacaktı ya da bir erkek de aynı işkenceleri yaşasa benzer bir davranış sergileyecekti. ve ben kendi vicdanımda onlara da inanıp hak verecektim.
  • şimdi lütfen 2 dakikanızı ayırın ve bu kadının ifadelerini okuyun, zihninizde canlandırmaya çalışın.

    * eşim benim adıma ruhsatlı olan yivli av tüfeğiyle içeri girdi. tüfeğim normalde salonda duvara dayalı kılıfın içinde dururdu. bana ‘son duanı et kelimeyi şahadet getir’ dedi.

    * tüfeği bana doğrulttu. ben de öldürmemesi için yalvardım. tüfeği ateşleyeceğini anlayınca çocuklarımın önüne geçtim. iki kızım birbirine sarılmış ağlıyorlardı.

    * eşimin elindeki tüfeği elimle ittim, amacım çocuklarımı uzaklaştırmaktı. bu esnada eşim ateş etti, çıkan mermi camdan dışarı gitti, biz yaralanmadık.

    * eşim tekrar tüfeği bana doğrulttu, ben tekrar öldürmemesi için yalvardım. bu sefer tüfeği çocuklarımıza yöneltti. beni “sana önce çocuklarının acısını yaşatacağım, sonra seni öldüreceğim’ diye tehdit etti. ben iki kızımın eşim tarafından öldürüleceği düşüncesi ile çok korkup kızlarımın üstüne kapandım.

    * bu sefer tüfeğin dipçiği ile kafama vurdu. bundan dolayı gözüm, yüzüm, kolum ve omzumdan yaralandım. beni saçından sürükleyerek diğer odaya getirdi burada yumruk ve tekme ile yüzüme ve vücuduma vurdu.

    * cebimdeki telefonu aldı kafama ve yüzüme telefonla vurdu. çığlık attığım için susmamı söyledi ve boğazımı şiddetli bir şekilde sıktı. bunun etkisiyle gözlerim yerinden çıkacak gibi oldu, karardı.

    * ‘diğerlerine daha azını mı yaptığımı düşünüyorsun’ diye bağırdı. elinden kurtuldum, kaçmaya çalışırken yakaladı yumruk ve tekme atmaya başladı. çığlık atmaya devam edince tekrar boğazımı sıktı bu esnada ben bayıldım.

    * ellerim kelepçeliydi. boynum ellerime, ellerim ayaklarıma, eşimin avda kullandığı naylon iple cenin pozisyonunda olacak şekilde banyoda buldum. eşim bana soğuk su tutuyordu. kendime biraz geldiğimde eşimin ben baygınken ters ilişkiyle anal pozisyonda tecavüz ettiğini acıyla hissettim.

    * bu arada ben üşüdüğüm için tir tir titriyordum. eşim ise banyoda çıplak vaziyette bir şey olmamış gibi duş alıyor, duvarları yıkıyordu. duvarda ve klozetin üstünde kan izlerim vardı bunları yıkıyordu. banyoyu temizledikten sonra ayrıldı

    * ben yerde cenin pozisyonunda olacak şekilde banyoda bekliyordum. sol göğsümün altına bıçağı dayadı, sol eli bıçağı tutuyordu. sağ eliyle baskı yapıp bana ‘buranın biraz daha altından bıçaklarsam ciğerine girer, biraz üstüne sokarsam kalbini delerim ama buradan yaparsam daha çok acı çekerek ölürsün’ derken vücudumun farklı bölgelerinde bıçağı gezdirerek ucunu hissettiriyordu. ben o an bıçakla keseceğini hissettim sürekli ağlayarak öldürmemesi için yalvarıyordum. çığlık atıp yardım isteyemiyordum, çünkü bağırdığım takdirde öldüreceğim yönünde tehdit etti. "seni öldüreceğim çocukları da buraya yatıracağım" şeklinde konuştu.

    * çocukları odadan çıkmamaları konusunda uyardı. çocukları görmedim ve seslerini duymadım. ellerimi çözdü, kelepçeyi çıkarttı ve ‘duşunu al kapıda bekliyorum’ dedi. kapıyı açık bırakarak banyonun önünde beni izledi. ben duşumu aldım havluya sarıldım eşimle birlikte diğer odaya gittik. bu esnada beni öldürmekten vazgeçtiğini düşünüp rahatladım. tekrar kelepçeyi getirdi kaçmaya yeltendim ancak başaramadım. beni yakaladı ellerim arkada olacak şekilde çok sıkı kelepçeledi.

    * yatamıyordum. kelepçeyi çıkarmasını istedim. bana ‘sessiz yat yoksa balkondan aşağı atarım seni. gecenin karanlığında değil gündüz gözü ile öldürüp parçalayacağım’ dedi. kızlarım diğer odada idi. büyük kızım c.’nin kusma sesi geldi onlara bağırarak ‘yatın uyuyun öldürtmeyin kendinizi’ dedi.

    * yerde yer yatağında yattı ben yatakta ters kelepçeyle dönmeye çalıştıkça koltuktan ses çıkıyordu. yanıma geldi kelepçeyi söktü ve önden ellerimi kelepçeledi ve yerdeki yer yatağının yanına yatırdı. ben açık olan kanepenin alt boşluğunda idim. beni buraya sıkıştırarak hareket etmemi engelledi. bu şekilde eşim uyudu ben korku ve üşüdüğüm için sabaha kadar uyuyamadım. sabah ezanı okunurken kendimden geçmişim.

    * eşim beni uyandırarak servisi yapıp geleceğini söyledi. ‘ben gelinceye kadar burada bekle geldiğimde yarım kalan işimi halledeceğim’ diyerek gitti. evin dış kapısını kilitlemedi. akşam ateş ettiği silah salonda duvara dayalı şekilde duruyordu. baktım mekanizması yoktu. beni öldürmesin diye silah aradım, ancak bulamadım.

    * kelepçenin anahtarını aradım, bulamadım. kızlarım ile birlikte çay kaşığı ve saç tel tokaları ile kelepçeyi açmaya çalıştık ama açamadık.

    * kızım c.’nin yardımıyla üstümü çarşaf ile sardım ve komşumuz turgut yaraşlı’nın evine gittim. evleriminiz arası yaklaşık 100 metre uzaklıktadır. bunun sebebi eşim bazen milli parklardan ceza yememek için tüfeğini turgut’un evine bırakır. kapıyı turgut’un eşi semra yaraşlı açtı, bana ‘ne bu halin’ diye sordu. ben de korkumdan bir şey söylemek istemedim.

    * sorularını yine kavga ettim diye geçiştirdim. kendilerinde eşimin tüfeğinin olup olmadığını sordum. semra bana tüfeğin kendilerinde olmadığını söyledi. ben de eve gittim. semra benim kelepçeli olduğunu görmemesi için ellerimi örtmüştüm.

    * evde çocuklarım ile birlikte eşimi beklemeye başladık. çocuklarım sürekli bana ‘babamız bizi öldürecek mi?’ diye soruyordu. hatta c. korkudan altına işedi.

    * bu arada eşimin arabasının sesini duyunca kızlarım, ‘anne babam geldi, bizi öldürecek mi? diye korkudan ağlamaya başladılar. ben çocukların olduğu odadan çıktım evin girişindeki soldaki ilk odaya girdim.

    * eşim aşağıdan küfrederek ve bizi öldüreceğini söyleyerek eve çıkıyordu. kapıya tekme atarak içeri girdi. evin içinde bağırmaya başladı. ben odanın bir köşesinde sinmiş bir şekilde duruyordum.

    * ellerim kelepçeli olmasına rağmen silahı elime aldım. derdim bana sabaha kadar sistematik işkence yapan eşimi korkutmaktı. bu arada odanın kapısı sert bir şekilde açıldı. eşimle yüz yüze geldik. aniden üstüme atılmaya kalkıştı. bir arbede yaşanırken kontrolsüz şekilde silah patladı.

    * ben önce öldüğümü düşündüm. sonra eşimin odanın kapı girişinde yığıldığını, kan aktığını gördüm. hemen eşimin cebindeki cep telefonunu aldım. telefonunu açmaya çalıştım. şifresini bilmediğim için açamadım. telefonu yüzüne gösterdim şifrenin açılması için. ancak açılmadı.

    * sonra acil aramalar çıktı bende 112 acil çağrı merkezi’ni aradım. eşimi vurduğumu acil jandarma ve ambulansa haber verilmesini istedim. yaşananların şokuyla eşimin başında çömelmiş vaziyette bekledim. kapı çaldı jandarma ve ambulans geldi.

    * kelepçelerimi jandarma çözdü, ben de üzerimi giyindim. daha sonra işlemler için gözaltına alındım. ben bu yaşananlardan dolayı üzgünüm ve pişmanım.

    * ancak böyle kötü bir olay olmasaydı ben ve 2 kız evladım ölmüş olacaktı. bana sabah kadar işkence yapan eşimi, namusumu temizledim.

    kaynak: polise verilen ifade

    tanım: nefsi müdafa kapsamında değerlendirilmesi gereken, diğer şiddet mağduru kadınlara da ders olması gereken acı durumdur. umarım şiddet mağduru kadınlar, psikopat kocaları tarafından öldürülmeden önce son bir kuvvetle o caniyi öldürüp dünya üzerinden bir mikrobu temizlemiş ve canlarını kurtarmış olurlar. zira türk adaleti çökmüş, hukuk sistemi harabeye dönmüş durumda olduğu için, kendilerini savunacak hukuki bir merci şuanda yok.
  • orospu çocuğunun birini eşşek cennetine yollamış. helal olsun. inşallah en ufacık bir ceza almaz.
  • pamuk şekerleri ve jelibonlarla dayalı döşeli harika bir gezegende yaşayan kimselerin, öldürülen sapık psikopat için "herkesin yaşam hakkı var, kadın problem yaşıyorsa polise gitseydi, erkeke şiddet!!1" diye bağırması ironik ve komik bile değil. bu kadın o bir anlık fırsata sahip olmasaydı en geç yarın, twitter'da sırtına hangi haşerata ait olduğu belirsiz kanatlar monte edilmiş siyah beyaz fotoğrafına bakarak ölüm haberini okuyor olacaktık. farklı bir senaryoda ise melek ipek polise gidecek, yarın değil 2 gün sonra illüstrasyonlarla melek ilan edilip 1 gün sonra unutulan yüzlerce kadından biri olacaktı arkadaşlar. belki kızları da hayatta olmayacaktı. adam da 3-5 yıla boktan bir afla sokağa salınacaktı. melek ipek, erkek şiddeti kurbanı sayısız zavallı kadının elde edemediği anlık fırsata sahip olup değerlendirerek kendisinin, çocuklarının, belki de içimizden birilerinin hayatını kurtarmış bir kadın sadece. söz konusu erkek, bir kadına ve 2 çocuğa yıllar boyunca fiziksel ve psikolojik şiddetin binbir türünü sistematik uygulamış, yeni doğum yapan karısının bulunduğu eve 17 yaşındaki metresini getirip onunla oynaşmış ve ailesini bu kızla birlikte yaşamaya zorlamış, karısını dövdükten sonra ellerini kelepçeleyip naylon iple vücudunu bağlayarak banyoda soğuk suyla işkence etmiş, tecavüz etmiş, göğsünü kesmiş, işten gelince seni öldüreceğim diyerek hiçbir şey olmamış gibi servis şoförlüğünü yapmış, rahat rahat eve gelip kadın ve çocukları öldürecekken hak ettiğini bulmuş bir adam. cani, sapık bir psikopat. sırf kromozom harfleriniz aynı diye mideniz bulanmadan bu şahısla empati mi yapıyorsunuz gerçekten? şu kadının çektiklerinin çeyreği size yapılsa adamı mermi manyağı yaparsınız.
    daha yapacak nice psikopatlıkları varken mezara giren adamla değil, biraz da kadınla empati yapın diye aynısını senin anana bacına yapsalar kartını kullanmak zorundayım. bu adam servis şoförü, okullar açılsa, adam personel servisini bırakıp öğrenci servisinde iş bulsa, 13-14 yaşındaki kız çocuğunuz bu adamın çektiği serviste öğrenci olsa, haftanın 5 günü serviste son kişi olup bu işkenceci, cani sapıkla 5 dakika dahi yalnız kalsa ne hissedersiniz? fikri zikri belli olan bu herifin bir gün sizin çocuğunuza alıcı gözle bakmayacağının garantisi var mıydı? o zaman da "isterse çocuğumu kaçırıp öldürmüş olsun, herkes yaşamayı hak eder selami" diyebilir miydiniz?
    melek ipek'in avukatının floodu
    varlığıyla zarardan başka bir şey vermeyen insan, şimdi yokluğuyka bir kadın ve 2 çocuğun rahat nefes almasına sebep olacak. davut bu sefer golyatı indirdi, hayatta kalmayı başardı. artık melek ve çocukları için, bir cani yetiştirip arkasından "guzzumm" diye ağlayabilen aileden uzakta yeni bir hayat inşa edilmeli devlet tarafından. melek hapse girse bile hapis ramazan'ın evi yanında cennetin odaları gibi kalır. hak eden hak ettiğini bu sefer almış, empati kurulacak bir durum yok.
  • eşi olacak soysuz tarafından dövülen, eziyet ve işkence edilen, tecavüze uğrayan kadının gerçekleştirdiği haklı olay. iyi sabretmiş bu zamana kadar. çocuklarınla beraber mutlu bir ömrün olsun melek.

    edit: arkadaşlar ölen kişiyi savunan yazarları ciddiye almayın. anonim oldukları için böyle atıp tutuyorlar, sosyal hayatlarında ise bunların hepsi birer feminist. siz hiç çevrenizde bu ölen kişiyi savunan bir erkek gördünüz mü? göremezsiniz, çünkü yemez.
  • ölen kişinin anneside televizyonda kuzummm diye ağlıyordu. tüm mesele bu aslında. adamın böyle piskopat olmasının ailesinin bilmemesine imkan yok. ama maalesef aileler çocuklarına toz konduramıyor.
    kadına ve özellikle çocuklarına yazık olmuş. o kız çocukları bu travmaları nasıl atlatacak?
  • ifade doğruysa... ki doğru olduğunu düşünüyorum.
    dünyadan bir pislik temizlendiği için mutlu ve huzurluyum.

    kadın belki kötü bir eştir, tahrik etmiştir, kocasını delirtecek birçok şey yapmıştır, tanısak en nefret ettiğimiz insan tipidir vs..
    ama sen karını dövemezsin arkadaş, işkence edemezsin. o çocuklara travma yaşatamazsın. baktın eşinle mutlu değilsin, sevmiyorsun, yüzünü görmek bile istemediğin bir duruma geldiniz... sakince konuşup boşanacaksın. fiziki üstünlüğün var diye şımarırsan böyle geberip gidersin işte.

    mermiyle normal yoldan ölmek bu psikopata ödül gibi olmuş. böylelerini yaptığının on katını çektirerek öldürmek lazım. karşısındakinin nasıl bir acı ve korku hissettiğini fazlasıyla tecrübe etmeliydi ölmeden önce...