şükela:  tümü | bugün
  • bu haftasonu abd de vizyona girecek olan bilim kurgu filmi. sanırız bağımsız bir yapım.

    https://youtu.be/jfrgj4ezxei
  • ımdb de 79 rotten tomatoes ta 100 puanı olan merakla beklenen film
  • yarım saatte anlatılacak konu uzayınca ortalarında temposu çok düşen film. hikaye ve sonu güzel.
  • filmde elektronlara bir şeyler yapan(tam olarak ne yaptığını anlayamadım, fizikçi arkadaşlar aydınlatır belki) bir phd öğrencisi yer alıyor, konu bu öğrenci üzerinden gidiyor. elektronların bir deney sırasında ortadan kaybolmasıyla olaylar başlıyor. gayet güzel bir filmdi, yer yer psikolojik gerilim de bulunmakta filmde. gerçi filmin belirli yerlerinde çok fazla bilimsel terim kullanılmakta, altyazı çevirisini anlayamamanız artı ingiliz aksanı olduğundan ingilizceyi anlayamamanız ve bol bol bilimsel terim de geçtiğinden bazı yerler sıkabiliyor.izleyin izlettirin.
  • ilginç ve bir o kadar özgün konuyu nasıl olur da böylesine uzun ve sıkıcı anlatabilirsiniz dediğimdir.

    ilk 30 dakika resmen uyudum. akabinde biraz hareketlenme ile birlikte hafiften kendime geldim. daha sonra tekrar uyudum. en sonunda da '' eh be arkadaşım bunu bu kadar uzatmaya ne gerek vardı '' dedim.

    5 bira içmeden izlemeyin derim. 4 bira ile başladım filme ve sıkıntıdan midyeye sardım. akabinde 5. birayı açtım biraz daha izlenebilir oldu.

    düşük bütçeli bir film olmasından kaynaklı salt diyalog ile seyreden bir film. diyaloglar ise yeri geldiğinde o kadar saçmalaşıyor ki 6. birayı açıyorsunuz.

    özetle; 6 bira içmeden izlemeyin. çakırkeyf olmadan izlediğinizde paralel evrende sıkışıp üstünüz örten bir fotonunuz bile olmaması içten bile değil.

    şahsi puanım: 5.7/ 10.
  • afiş ve filmin ismi farklı bir beklenti yaratsa da afişinde bile bütün filmden daha fazla görsel efekt kullanılan bilim kurgu filmi. abartmak istemem ama görsel efektler stop-motion dan ibaret ve film cep telefonuyla bile çekilebilirmiş. bu yönüyle tam bir bütçe-performans filmi de denebilir. film iyidir, kötüdür farklı bir konu ama bu bütçelerle ve bu kadar az efektle izlenebilir bilim kurgu yapılmasını cidden taktir ediyorum.
  • 15.50 sefer sayılı istanbul - ankara yht seferinde izlenmiş, bilimsel deneylerde - bilhassa hayvanlara dair olan - etik kurallara uymanın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir başka "kural-dışı" giden genç üniversitelilerin zaman ve mekan sürekliliğine saldırı filmi.

    --- spoiler ---

    zaman ve mekân sürekliliğinde bir kırılma ve sonrasında da bir "solucan deliği" yaratmayı başaran ana'nın bu deliğe girip çıktığında vücut ağırlığını getirse de "kütle" sahibi olmayan bilinç denen meretin (ve standart pakete dâhil şekilde tüm 'ruhsal' hasletleri, ör. hatıra, sevgi vs.) arkada kalması üzerinden, çok çiğ bir şekilde "insanın ruhu kaç gramdır?" sorusuna dördüncü ve ilerleyen boyutlarda cevap arayan yapım.

    elbette, aradaki güzelim oxford manzarası filmi çekilir kılarken, polisiye tarzındaki bir gizem yaratma filmin süreklilik yanına tek artısı oluyor denebilir.

    --- spoiler ---

    nitekim bağımsız sinemacıların, genç, hırslı ve müteşebbis üniversite gençlerini bir an önce zaman ve mekân sürekliliğiyle uğraştırmayı bırakmaları gerektiğini gösteren yapım.
  • son zamanlarda izlediğim en güzel ve sürükleyici film. sonuna kadar izlenmeli. sebebini anlamadığım şekilde imdb puanı düşük kalmış.
  • zeki iseniz size spoiler sayılmaz, yine de dediğime güvenmeyin.

    --- spoiler ---
    ışınlanma ya da zamanda geriye gitme hakkında, nasıl olabileceğiyle ilgili mantıklı bir fikir üretmenin imkansız olduğu hususunda daha önceden düşünmüş olduğumdan neden ışınlanmayı başka bir deneyde kazara bulduklarını beğendiğim film.

    yalnız;
    koordinat verme olayı bir nebze de olsa o işin öyle yapılabileceğine kendinizi zorlayarak inanmanın yanından geçebileceğinizi düşünmenize sebep olacak olsa da, o mavi ekranlardaki birler ve sıfırların yalpalanması güldürmedi değil. o neyin bilgisi kardeşim, senin kafanda decoder mı var ne anlıyorsun o sayılardan dedirtir. güldürür.
    --- spoiler ---