şükela:  tümü | bugün
  • emperyalizm karsıtı düsünce
  • tüm antiemperyalistler birleşelim! el ele verelim; zulme karşı duralım sloganına sahip web sitesi.

    sitedeki bildirgeden copy/paste:

    neler yapabiliriz, yapmalıyız sorusuna yanıt arayan antiemperyalizm, türkiye genelinde siyasal ideolojisi, dünya görüşü, dini, etnik kökeni, mesleği, yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun toplumumuzun her kesimden duyarlı insanların katılımıyla emperyalizme karşı çözüm önerileri üretmek, mücadele yöntemleri geliştirmek ve bunları tüm toplumla paylaşmak için geniş bir platformun oluşturulmasını amaçlar. ki böylece, emperyalistlere karşı daha güçlü olarak sesimizi yükseltebileceğimizi ve emperyalizmin en etkili silahı olan böl, parçala ve yut taktiklerine karşı koyabileceğimizi düşünür.

    http://www.antiemperyalizm.org/
  • 6 kıtaya yayılan tek global gücün 21.yy'da abd olarak kalmasından dolayı şimdiki nesillerin anti-emperyalizminin amerikan karşıtlığından fazlası olmaması tolare edilebilse bile;
    küba, mısır, nikaragua gibi piyonları çin gibi partnerleri olan sovyet yayılmacılığını göklere çıkaran 60'ların anti-emperyalizmi dünyadaki en büyük ikiyüzlülük örneklerindendir.
    anti-emperyalizm bir ideolojiye dönüştürülmüştür.
  • solun özellikle afganistan savaşının ardından gündeminden sıklıkla düşürülmeye çalışılan temel kavramı. kapitalizmden soyutlamak, kapitalist bir ülkeyi anti-emperyalist bir çizgiye çekmeye çalışmak defalarca kez karikatürlüğü ortaya konulmuş bir yönelim. zira, 'bağımsızlıkçı' yönetimler, özellikle sscb'nin çözülüşünün ardından, kavramı temsil ettikleri egemen sınıfın daha fazla pazarlık yapabilmesi adına kullanmaktalar. gerçi bunlar da pek kalmadı, her kapitalist yönetim daha işbirlikçi bir yönetim yaratıp, bu kavramı tamamen yok etti. muhalefetten yapılıyorsa örneğin ato örneğinde olduğu gibi, anti-emperyalizm büyük devlet kurumlarının peşkeş çekilirken yerli sermayeye yem edilmesini salık vermek dışında bir anlama sahip değil ve üstelik bu tip anti-emperyalizm iddiasının temel tehlikesi ise milliyetçiliğe alan açması. örnek olsun "araplar türkiye'yi kontrol ediyor" veya "batılılar her şeyimizi aldı" derken konuyu bir sınıfa indirgemekten ustaca kaçarak, meseleyi bir "ulus" meselesi haline getirmeyi bu esnada milliyetçiliği pompalamayı ihmal etmiyorlar.

    türkiye örneğinde bu tip 'anti-emperyalizm' iddiasından çok daha tehlikelisi var. liberal solun veya ondan etkilenmiş olan sol öznelerin yapmaya çalıştığı şeyi şöyle özetlemek mümkün: bu yönelim bir yerde gorbaçov'un "açıklık" politikalarına benzer. nasıl gorbaçov "daha iyi bir sosyalizm" dedikçe aslında sosyalizmi tasfiye ettiyse benzer biçimde "anti-kapitalizm olmadan olmaz"a sanki bu kavramı sahiplenen sol özneler bunu yapmıyormuşçasına yüklenmek; sanki bu kavramı sahiplenen sol, bir bütün olarak sermaye sınıfını ve devletin bütün kurumlarını "emperyalizmle işbirliği içinde görmüyor" imasına çıkıyor. böylece anti-emperyalizme vurgu yapan sol düşünce tasfiye edilmeye çalışılıyor. ortaya önce bir karikatür tarif dolaylı olarak yapılıyor ardından bu karikatüre giydirilerek anti-emperyalizmden taviz vermenin teorisi yapılmış olunuyor.

    örneğin "bazı solcular dünyada her şeyin abd tarafından yönetildiğini sanıyor, ancak abd bu kadar güçlü değil" iddiası doğrudur ve fakat fonksiyon olarak "anti-emperyalizmin o kadar mühim olmadığına" dair düşünceleri pekiştirir. bir yandan emperyalizm salt askeri işgal şeklinde tarif edilirken onun bütün kapitalist ülkelere içsel bir olgu olduğunu dolaylı olarak reddeder ve verili bir siyasette bu parametre ihmal ederek siyaset yapar. bugün bu abartılı anti-emperyalizm tanımıyla uğraşan bütün solun, herhangi bir türkiye odaklı siyasette emperyalizmin inisiyatifini ve yönelimini ihmal ederek pozisyon belirleme çabasının var olması bir tesadüf değil son derece tutarlı bir hattır.

    örnek olsun, türkiye'nin kuruluşunda madenlerin kamulaştırılması çok önemli bir hamledir ve bugün akp iktidarına en çok dert olan şeylerden biri o dönemin maden yasasıdır. bunu her şekilde esnetmeyi denediler. kemalistlerin madenler konusundaki hassasiyeti de bizzat bu kamulaştırma ve öncesinde madenlerin emperyalistlerin çiftliği gibi kullanılmasına tepkiden kaynaklanır. üretimi olmayan, sanayisi olmayan ve kıra hapsolmuş bir ülke için madenlerin kamulaştırılması son derece önemlidir sosyalist sol bu hamleyi olumlar, dışlamaz, sosyalist solun temel iddiası kemalist iktidarın emperyalist sistemden bir kopuş değil, türkiye topraklarını yeniden ve yeni bir modelle sisteme eklemlendirme çabası olduğudur. "e bor diyor bunlar hala"nın altında, öncelikle madenlerin satışına yönelik muhalefeti itibarsızlaştırma ve ardından bir bütün olarak imf ve dünya bankasının programına tüm sektörleri uyumlu hale getirme çabası vardır. sosyalist solun görevi, bu "maden" güdüsüyle dalga geçmek değil, onu bir bütün resme bakabilecek hale getirmedir.

    türkiye'nin her defasında daha hevesli bir işbirlikçi yönetimi olduğunu vurgularken, eski dönemleri anti-emperyalist olarak tanımlayan sosyalist sol yok. örneğin ergenekon davası örneğinde yargılananların bazılarının sicili böyle bir iddiaya onlarca kez darbe indirebilir. sosyalist sol, daha işbirlikçi bir yönetimin oluşturulması sürecine itiraz ederken, sanki eski dönemi savunuyormuş pozisyonunda gösterilmeye çalışılması ise bu sürece yönelik muhalefeti itibarsızlaştırma çabasıdır. ancak asıl olan, bir yandan bu yeni oluşumu eleştirirken bunu türkiye'nin sermaye sınıfına mal etme becerisi. bir yandan sol bu operasyona karşı çıkarken bir yandan da "bu sistem her daim, daha işbirlikçisini yaratacak, o halde sorun sistemde" demeyi becerebilir.
  • arada sirada okuyup duruyorum kurtulus savasinin dunyanin ilk anti-emperyalist hareketlerinden biri oldugunu, tansiyonum yukseliyor. (ataturk basliginda gordum bugun mesela, oraya yazmadim yeri degil diye)

    dunyanin ilk anti-emperyalist hareketi diye birsey de yok zaten; bulmaya calissan taa mo 2400'lerde sumere, akkadlara karsi direnen ortadogu halklarina falan gitmek lazim, kurtulus savasindan 4300 sene oncesine yani.

    hadi o kisma calismadik sinavda cikmayacak diye, taa yunanistana kadar gelmis pers imparatorluguna karsi direnenler ne yapiyordu? oyle baklavali karin kasi yapip ciplak ciplak oturmaktan ibaret degil spartali olmak; gerektiginde cikacan thermopylae'de yuzbin yabanci askerin karsisina, xerxes'in anasina bacisina kufur edicen.

    sonra ayni perslerin torunlarinin torunlari bu defa buyuk iskendere karsi topraklarini savunmak durumunda kaldilar. adam kalkip makedonyadan taa hindistana kadar gitmis, dunya kadar savasi kimle yapmis, kendi askerleriyle mi?

    iskender'in kahramanlik hikayeleriyle buyuyen romalilarin tarihindeki anti-emperyalist hareketler ise ilk imparator augustustan dahi onceleri, roma daha cumhuriyetken baslamisti, bir daha da bitmedi zaten. julius caesarin gaul'da senelerce kitir kitir kestigi adamlar neye karsi savasiyorlardi acaba?

    o romanin devami olan imparatorlugun yayilmasina karsi direnenlerin bir kismi, gun geldi kendi imparatorluklarini kurdular bizansi devirip ve 15.yy'da, halihazirda 2200 yasinda olan roma'nin yakinina, otrantoya deniz asiri isgal seferi duzenlediler. sezar/buyuk iskender karisimi biri olma sevdasindaki fatih olmeseydi o sefer de yarim yamalacak kalmazdi herhalde de, orada bizimkilere karsi direnen yerli halkin yaptigi anti-emperyalizm mucadelesi degilse nedir?

    taa orta asyadan ortadoguya, oradan anadoluya, oradan da avrupanin ortasina gelmis adamlara karsi macarlarin kendi topraklarinda sonu husranla biten direnisleri, avusturyalilarin kusatilip ayakta kalmalari, yunanin bizimkinden bir asir once baslatip kazandigi bagimsizlik savasi, 1. balkan savasi, vs anti-emperyalizm mucadeleleri degillerse nelerdir?

    merkezi sam'da olan musluman emevilerin ispanya'da isi ne; orada bunlarla savasan ispanyollarin cani patlican mi?

    anti emperyalizm kalibinin kendisi de amerika'da, kendi hukumetlerinin ispanyol-amerikan savasi siralarindaki yayilmaci politikalarina karsi cikanlarin ittifaki sayesinde yayildi. bu yeterince ironik degilse buyurun suradan yakin: bu ispanyol amerikan savasini atesleyen, ispanyol imparatorlugunun boyunduruguna karsi cikan kubalilarin 19.yy'in ortalarindan beri devam eden bagimsizlik savaslarinin sonuncusudur.

    yanisi diyecegim, birseyleri veya birilerini ovecegim derken oncesinde verilmis mucadelelerin hakkini yememek, "dunyanin en/ilk.." ile baslayan acayip yargilardan uzak durmak lazim.
  • bu politik tutum, post modern laf salatalarına "emperyalizm bitti getti" safsatalarına karşı bugün de devrimci siyasetin turnusol kağıdı olma işlevini sürdürmektedir.

    devrimci politikanın turnusol kağıdı: anti-emperyalizm
  • yeni türk devleti kurulduğunda iki düşünce üzerinde özellikle durulmuştur bunlar antiemperyalizm ve çağdaşlaşma
    günümüzde bu iki düşüncenin ne anlama geldiği, nasıl tanımlandığı maalesef kişiden kişiye değişebilecek kıvama gelmiştir. yanlış açıklamaları (işlerine geldiği gibi tanımlananı diyelim) artık grupların ve lider diye adlandırılan cemaat başlarının diline pelesenk olmuştur. günümüzde dahi anlamını ytirmeyen gerçek ve doğru tanımı ise çok uzakta değil içinde yaşadığınız cumhuriyetin kurucusu tarafından yazılmış eser de detaylı olarak yapılmıştır. (bkz: nutuk)
  • emperyalizm karşıtlığı. bu nedenle ne olup olmadığına geçerken emperyalizm kavramı ile ne kastedildiğinden başlanmalı işe.

    emperyalizm tanımının altyapısında içgücü ve sermayenin merkezileşmesi, biriken sermayenin yeni kar alanlarına transferi*, bunun sonucu olarak siyasi hegemonya ilişkisinin kurumsallaşması ve bu durumun savaş ile sağlanması/korunması gibi özellikler sayılabilir.

    tanım burada bırakılırsa, yabancı sermaye karşıtlığı da antiemperyalizm sanılabilir. bu açıdan yerel sermayenin ilkel birikim döneminde bazı yabancı sermaye karşıtı yönelimler barındırması bir çeşit antiemperyalizm sanılabilir. oysa o yerli sermaye belini doğrultur doğrultmaz ilk iş olarak yabancı sermaye ile iş ortaklığı arayışına girer. yani yabancı sermaye düşmanlığı kılıfı yeterli değildir antiemperyalizm için. ulusal sermaye aranışı bu nedenle biraz beyhude bir çabadır. mahir çayan tarafından yapılan "emperyalizm aynı zamanda iç dinamik haline gelmiştir" saptamasının gerekçesi de budur zaten.

    antiemperyalizmi yabancı düşmanlığından* ve yabancı sermaye düşmanlığı ile sınırlı bir ufuktan ayıran temel etken yukarıdaki saptamadan hareketle, kendi ülkesinin burjuvazisi ile uzlaşmaz bir mücadele perspektifini barındırıyor olmasıdır.

    buraya kadar vurgulananın özeti: kendi burjuvazisi ile mücadele etmeyen hiçkimse tutarlı bir antiemperyalist politika geliştiremez.

    *****

    ikinci olarak değinilmesi gereken nokta emperyalizm olgusunun bütünlüklü yapısı olmalı. emperyalist devletlerde görülen çeşitli özelliklerin bazıları taşıyan ülkelerin şu ya da bu açıdan emperyalist sayılması hatalı olur. bu konuda yakın zamanda okuduğum doyurucu bir metin için şurayı tıklayabilirsiniz.

    bu mesele antiemperyalizm konusunda çok önemli çünkü herkesin emperyalist olduğu düşünülen bir dünyada antiemperyalizm bambaşka bir anlama gelir.

    *****

    ikinci bölümdeki şerh akıldaysa, bir başka kritik mesele emperyalizmin yönelimlerinin doğru tespit edilmesi olmalıdır. bu yönelimler hesaba katılmadan örneğin arap baharı gibi gelişmelerin seyrini sağlıklı olarak kavramak mümkün değildir.

    suriye konusunu düşünün. bu talihsiz ülkede yaşananları bir devrimci süreç olarak mı algılayacağız yoksa gerici bir kalkışma olarak mı? beşar esad rejiminin halkına karşı suçlarının bulunduğu ortada ancak, bu suçlar emperyalist propaganda makinesi tarafından çok çok daha büyük bir zulüm için kullanılmak isteniyoyrsa ne olacak?

    burada emperyalizmin yönelimleri konusuna gelmiş oluyoryuz. eğer işin içinde başat emperyalist güç olan abd'nin ihtiyaçlarına paralel bir seyir varsa, suriye konusunda "devrim" zırvalarına itibar etmemek gerekir.

    *****

    sonuç olarak antiemperyalizm için 1- hangi ülkelerin emperyalist olduğunun saptanması; 2- bu emperyalist güçlerin yönelimlerinin saptanması; 3- söz konusu olan ülkenin (örneğin türkiye) burjuvazisi ile emperyalizm arasındaki uyumun akıldan çıkarılmaması ve son olarak bunların sonunda ortaya çıkan gidişata direnilmesi gerekmektedir.

    bu bileşke hesaba katılmadan ve bunu engellemeyi/sonuçlarını zayıflatmayı hedeflemeden atılan antiemperyalist nutuklar laf ebeliğinden başka bir anlam ifade etmemektedir.