şükela:  tümü | bugün
  • siddet, savas, ordu ve turevlerine karsi olmak
    (bkz: wri)
    (bkz: vicdani ret)
    (bkz: anarsizm)
  • mevcut dünya konjönktüründe boşuna bir çabadır.

    edit: ne yazık ki kötülemeniz bu gerçeği değiştirmiyor.
  • sürekli maruz kalınan hiyerarşik ilişkiler,bizi düsmanlardan koruyan yüce ordumuz,kutsal askerlerimiz,ölümsüz sehitler gibi zırvalıklarla dolu kafalar,güclü militarist kültür,zaten erkek egemen olan toplum sayesinde bos bir caba olarak düsünülmeye mahkum bir düs.
  • (ara: mehmet tarhan)
  • kavram sözlüğü'nden:

    anti militarizm

    pınar selek

    "militarizmin, toplumsal yaşamın güvenlik algılamalarıyla biçimlendirilmesi olarak da kavranırsa, anti militarizm, “güvenlik mi özgürlük mü?” sorusuna “özgürlük” cevabı verecektir. oysa mevcut yaşam koşullarında, özgürlük değil, “zorunlu” sayılan güvenlik bir gerçektir. bu durumda, anti militarizm, var olan gerçeğin dışında gelişen bir arayıştır, gerçekliğe isyandır"
    anti militarizm, şimdiki tanımıyla, son otuz yıla ait bir kavramdır. 20. yüzyılın anarşist ve sosyalist kuramlarında farklı vurgularla ortaya konan militarizm ve anti militarizm, son otuz yıl içinde, bu kuramlardan bağımsızlaşarak tanımlanmaya başlanmıştır.
    militarizme, militarizmin dayandığı egemenlikler sistemine karşı bir özgürlük savunusu olan anti militarizm, aynı zamanda tutarlı bir savaş karşıtlığıdır. savaş araçlarının üretim ve transferine, nükleer-kitle imha silahlarına, uzayın askerileştirilmesine, askeri organizasyon ve yapılanmalardaki stratejilerin, “terör” gerekçesiyle, “sivil” hayatı daha çok içeren ve tehlikeli hale getiren değişimine, askeri sanayinin “sivil”leşmesine ya da ekonomik yapının askerileştirilmesine dikkat çeker. anti militarizm, belirli savaşların değil, savaşın karşıtlığıdır. dolayısıyla ilkeleri vardır. nedeni ya da gerekçesi ne olursa olsun, politikanın bir yöntemi olarak savaşı olumsuzlar. savaşı, haklı-haksız diye kategorilere ayırmadan reddeder. bu reddediş, sınıfsal, cinsel, kültürel çıkarlar nedeniyle değil, ahlaki ve politik nedenlerle alınan bir tavırdır. dolayısıyla, anti militarist, politik tutum olarak savaşmadığı gibi, öldürmeyi öğrenmeyi, askere gitmeyi, orduya ve yan kuruluşlarına hizmet etmeyi de reddeder. vicdani ret tavrı, savaşın bir unsuru olmanın reddedilmesi nedeniyle, savaş karşıtı çizginin bir gereği ve mesajıdır.
    anti militarizm, askeri aygıtların, askeri uygulama ve politikaların yanında, militarizmin zihniyetine, yapısına, yöntemlerine, işleyişine, politikalarına ve toplumsal-siyasal dayanaklarına karşı çıkan politik bir duruştur.
    şiddeti de kökten sorgulayan anti militarizm, şiddetin kurumsallaşmış hali olan iktidara, gündelik yaşamın kulisinde depolanmış şiddetin örgütlenip sistematikleşmesine, ordulaşmasına, devletleşmesine, yani militarizme yönelik bir ret çıkışıdır. iktidarlar arası ittifakın ya da içkinliğin politik kurumsallaşması olan devleti ve onun “sivil” uzantılarını militarizmden ayrı görmez. kamusal otoritenin sosyal otoriteyle bütünleşme noktalarını tespit eder. bu çizgi, militarizmi, toplumsal iktidarların sarmalanarak devlet mekanizmasında yoğunlaştıkları bir sistemde, cinsiyetçilik - milliyetçilik -heteroseksizm - sakat dışlama - insan merkezlilik - sömürgecilik gibi tüm iktidar türlerinin bileşkesi, iktidarlar ittifakının kalesi olarak ele alır. buna göre, geleneksel tahakküm pratiklerini kombine edip etkilerini iyice arttıran militarizm, iç içe olan mikro iktidarlardan beslenir ve tüm iktidarları en ideal, en yoğunlaşmış bir şekilde kendi laboratuarında yeniden üretir. toplumsal yaşama militer değerlerin ve gündemlerin nasıl hâkim olduğunu sorgulayan anti militarizm, militarist düşünce ve politika üretiminin ayrılmaz bir parçası olan cinsiyet ilişkilerine özel bir önem atfeder. insanı tutsak eden tüm iktidar ilişkilerini reddeden anti militarizm, ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal bir yapıya sahip olan ve çok etkenli bir süreç olan militarizme karşı, tek bir kimliği merkeze oturtarak değil, farklı hiyerarşi ve tahakküm ilişkilerini sorgulayarak mücadele eder. kültürel, sosyal, siyasal, ekonomik tüm değişimleri izleyerek emek sömürüsü, cinsiyetçilik, insan merkezlilik, heteroseksizm, yaş hiyerarşisi, milliyetçilik gibi iç içe işleyen, söylemlerini ortaklaştıran, kimlik ve değerlerini birlikte kurgulayan, birbirine içkinleşen iktidar biçimlerini çözümler. bu anlamda, tahakküm karşıtlığını da içeren anti militarizm, özgürlük için tüm toplumsal ilişkilerin anti militarist bir perspektifle yeniden sorgulanması, insanın toplumsallığında sıkıştığı zincirlerin tek tek kavranması gerektiğini savunur. okullar, kışlalar, hastaneler, toplama ve çalışma kampları, hapishaneler, çocuk esirgeme kurumları, işyerleri, psikiyatri merkezleri, gemiler, manastırlar gibi alanları insanı vesayet altına alan kurumları sorgular.
    militarizmin, toplumsal yaşamın güvenlik algılamalarıyla biçimlendirilmesi olarak da kavranırsa, anti militarizm, “güvenlik mi özgürlük mü?” sorusuna “özgürlük” cevabı verecektir. oysa mevcut yaşam koşullarında, özgürlük değil, “zorunlu” sayılan güvenlik bir gerçektir. bu durumda, anti militarizm, var olan gerçeğin dışında gelişen bir arayıştır, gerçekliğe isyandır.
    anti militarizm, askeri değer ve pratiklerin yüceltilmesine, devlet organizasyonlarına, itaat mekanizmalarına ve militarizasyona karşı, birey iradesini ve doğayı savunur. “toplum mu, birey mi” sorusuna “birey” yanıtı veren anti militarizm, hiçbir toplumsal tasavvur kurgulamaz.
    her türlü askeri örgütlenmeye, bu örgütlenmenin toplum üzerindeki hegemonyasına, örneğin askeri yargılamalara karşı duran anti militarizm, ekonominin militarizasyonuna, toplumun geniş kesimlerine uygulanan bütün seferber etme ve disiplin altına alma tekniklerini de çözümler. iktidar, aynı zamanda kutsalın yönetimidir. militarizm, çeşitli kutsallıklar aracılığıyla, tüm şiddet biçimlerini, kendi varlığı adına meşrulaştırır ve toplumsallaştırır. anti militarizm, egemenlik sistemine hizmet eden tüm kutsallıklara karşı bir özgürlük çizgisidir.
    anti militarizm, şiddetin etkin kullanımını, her türlü gözetleme ve denetleme yöntemlerine, bedenlerin işleve göre etkin konumlanmasını sağlayan, kişi üzerinde sosyal denetim kuran disiplin sistemine karşı mücadele eder. ötekileştirme, dışlama, kapatma, düzenleme, rehabilitasyon, terbiye etme, asimilasyon, ayrımcılık, kendine bağlama, toplumsal mühendislik gibi şiddet biçimlerini reddeder. her türlü biçim vermeye, şekillendirmeye, davranış-giyim-dil kalıplarına, davranışların kodlanmasına karşı çıkar. bilimin egemenlik aracına dönüşmesine, insanların normalleştirilip üretim mekanizmasına katılmasına, disiplin kurucu güçlerin her türlü operasyonlarına, politik ortopediye, disiplin toplumuna karşı durur, itaat üretimine karşı itaatsizliği öne çıkarır.
    özgür bir yaşam için, devlet kimliğinden sıyrılmayı savunan anti militarizm devlet odaklı olmayan bir yaşam anlayışında yoğunlaşır. buna göre, devlet aşılmadan ya da buna göre anti militarist bir hat çizmeden yapılacak her çalışma, iktidar aracı haline gelir, iktidarı besler, güçlendirir.
    özgürlüklerin, tarihin hiçbir evresinde görülmeyecek bir biçimde sınırlandığı, toplumsal iktidarların daha derin, daha bilimsel, daha ince yöntemlerle, toplumsal denetimi ve yönlendirmeyi sağlayabildiği küreselleşmeyle birlikte, anti militarizm, yeniden yapılanan devletin yeni işleyişini çözümleyerek yeni iktidar mekanizmalarına, “insan güvenliği” söylemiyle gelişen yeni kontrol sistemlerine karşı durur.
    anti militarizm, tutarlı bir özgürlük savunusudur. anti militarist olmadan, insan-doğa, insan-toplum, toplum-devlet ilişkilerine alternatif bir cevap oluşturmanın, siyaset mekanizmaları konusunda bir şey söylemenin koşulunun olmadığını, militarizm çözülmeden, buna karşı bir perspektif geliştirmeden sağlanacak bir “kurtuluşun”, özgürlük arayışına hizmet etmeyeceğini savunur.
    anti militarizm, militarizmin, aklın işleyişine, üsluba ve söyleme yansımasına yönelir. örneğin pratik ve düşünsel merkeziyetçiliği hayatın her alanında aşmaya çalışır.
    anti militarizm, şiddetten arınma, barışçıl yaşam ve özgürlük ahlakı geliştirme arayışıdır. iktidarın ürettiği şiddetin aşılmasının, aynı zamanda iktidarın ihtiyaç duyduğu itaatin, işbirliğinin, rızanın, edilgenliğin ve uyumun aşılması olarak görür. buna göre, şiddetin aşılması, çatışmanın aşılması değildir. iktidar, en baskıcı rejimlerde bile, tahakküm edilenlerin rızasına dayanıyorsa, şiddetten arınma, aynı zamanda iktidarın ihtiyaç duyduğu itaatin, işbirliğinin, statükonun, rızanın ve uyumun aşılması sürecidir. bu süreçte gerçekleşecek çatışmaların tarzı üzerinde durulur. şeffaflık, iç tutarlılık, kendini karşı tarafın yerine koyma, karşısındakini kabul etme, değişime hazır olma gibi ilkelerin hayata geçirilmesi, çatışmanın şiddetten arınmasını ve çözüme daha kolay ulaşmasını sağlar.
    anti-militarizm; kendi örgütsel işleyişinde, hiyerarşiyi, otoriteyi ve ayrımcılığı dışlayan bir anlayışı geliştirmeye çalışır ve karar almada konsensüs yöntemini savunur. konsensüs; sanılanın aksine bir uzlaşma değildir. ortak ve özgür irade temelinde, bütün muhatapların kabul edebileceği kararlar almak olarak tanımlanan konsensüs, farklı görüşlerin ifade edilmesinin, katılımın ve paylaşımın yeni fikirler için bir zenginlik yarattığının benimsenmesidir. hedef; tahakkümsüz ve şiddetsiz bir yöntem uygulayarak, azınlığın yok sayılmamasını, ezilmemesini sağlamaktır. her birey diğerinin farklılığını, çözüm önerilerini kabul etmelidir. böylece, farklılıkların olumlu bir şekilde değişebilmesi imkânı ortaya çıkabilir. burada tek ön koşul; grubun benzer bir siyasi anlayışa ve aynı hedefe yönelmiş olmasıdır.
    anti-militarizm, vicdani ret örneğinde olduğu gibi, eylemlerinde itaatsizliği, bir yöntem olarak benimser. itaatsizlik, toplumsal değişimin ya da bireyin kendi yaşamını özgürce sürdürme arzusunun önüne geçen/geçirilen gelenek, buyruk, hukuk gibi statüko yapılarına karşı geliştirilen bir direnmedir.
    anti militarist itaatsizlik, şiddet içermez, meşruiyetini yasalardan değil, toplumun adalet duygusundan alır, eylemin amaç ve biçimini açık, anlaşılır bir şekilde ortaya koyar, çifte standarda düşmemeyi, bir sistem projesi sunmamayı esas alır. hukuk sisteminin ya da otoritenin kabulünü değil aksine var olan statükoya karşı bir direnmeyi ifade eden itaatsizlik tutumunun özneleri, eylemin sonuçlarına katlanmaya hazırdır. dolayısıyla anti militarizm, bilinçli ve ahlaklı özneler tarafından sergilenen politik bir tutumdur.

    http://www.savaskarsitlari.org/…=1&arsivanaid=36778
  • kendimi tanımlamada kullandığım bir iki kavramdan biri.
  • erkek terörü'ne karşı bir direnme ve çözüm arama biçimidir.
  • dünyanın halihazırdaki bu hazır kavram çorbasında korkarım ki şöyle tepkilere yol açabilecek kavram:
    - antimilitarizme hayır!
    - bence de abi... bireysel silahlanmaya evet!
  • militarizmle flört edenlerin nefret ve hiddetle andigi kavram
  • bu konu hakkinda boutros boutros ghali da ali g show adli bi programda söyle buyurmustur :

    my name is boutros boutros ghali
    put your gun down and listen to bob marley.

    kendisine katilmiyorum desem yalan söylemis olurum.