şükela:  tümü | bugün
  • simgesi sb, atom numarasi 51 bir element
  • parlak, siyah ve lifsi görünümlü antimonit mineralinden elde edilen element.
  • tabiatta çok az miktarda serbest halde bulunan bir kimya maddesi
  • ilk bulunduğu zamanlarda, rahipler bunu saf olarak elde edememişlerdir. zehirli bir madde olan arsenik* ile yapmış olduğu bir karışımı toplamışlardır. ve o günlerdeki koşulların yetersizliğinden bu durum ne farkedilmiş ne de bittabi ki bu iki madde birbirinden ayrılabilmiştir. zaman içinde üzerinde yapılan çalışmalar sürerken araştırmayı yapan rahiplerin ölmeye başladığı görülür. işbu sebepten ötürü de bu maddeye 'anti monk'tan ileri gelen antimon ismi verilir. bu da böyle bir anımdır.
  • doğada en çok sülfürle birlikte antimonit halinde bulunan element. rastık taşı (sürme taşı) olarak da bilinir. sertleştirici, pigment, kaplama olarak kullanıldığı tekstil, cam ve seramik sanayiinin yanı sıra alev (yangın) geciktirici olarak da kullanılmaktadır. geçmişte simyacılar tarafından da kullanılmıştır/hala kullanılıyor olabilir..
  • kurşunla karıştırılarak cephane yapımında kullanılır.
  • pirinc alasiminda sertlik ve kirilganliga sebep olur.
  • seksi, parayı, deliliği, şarlatanlığı, feminizmi, makyajı falan içeren hayli ilginç bir tarihi var periyodik tabloda "sb" ile sembolize edilen 51 numaralı bu elementin:

    - örneğin, dünyanın yedi harikasından biri olan babil'in asma bahçelerini yaptıran babil kralı ıı. nebukatnezar'ın sarayını boyattığı sarı rengi elde etmek için antimon-kurşun karışımı kullanılmış. bu karışımın zehirli olmasıyla nebukadnezar’ın aklî muvazenesinin bozuk olması (zaman zaman kendini hayvan sanıp çayırlarda koşması, geceleri buralarda uyuması, ot yemesi) arasında muhtemelen bir ilişki var gibi.

    - yine aynı dönemde mısırlı kadınlar, antimonun bir türünü (bkz: stibium)kaşlarını boyamak amacıyla rastık olarak kullanmışlar.

    - antimon hakkında bilinenlerin çoğu, 1604 yılında bu element hakkında "currus triumphalis antimonii" adlı bir kitap yazan johann thölde isimli alman simyacıya dayanıyor. aynı zamanda bir tüccar olan thölde, bir kurnazlık yapıp kitabın aslında basil valentine adlı bir keşişin 1450'de yazdığı orijinal metnin çevirisi olduğunu söylerek kitabın satış grafiğini artırmak ister. hatta bununla da kalmaz, olaya biraz daha gizem katmak için bu keşişin inancı yüzünden işkence edilmekten korkarak yazdıklarını bir manastırdaki sütunun içine sakladığını ve 150 yıl sonra o sütuna ilahi bir yıldırım düşünce -allah allahhh- metnin ortaya çıktığını iddia eder. nitekim çakal carlos thölde'nin bu kitabı peynir ekmek gibi satar. bravo adama.

    - söylenen odur ki newton, zamanının büyük bir kısmını yerçekimi ile değil antimonla uğraşarak geçirmiş ve bu element hakkında yüzlerce sayfa karalayıp makaleler yazmış ancak pek de verimli sonuçlara ulaşamadığından ilgisini elma ticaretine ve de yerçekimine yöneltmiş. sonuç malum: elma işinden zarar etmiş.

    - antimonun bir diğer özelliği ise cinsellikle ilgili. elbette viagra olarak kullanılmamış, çünkü yumuşak bir niteliği var bu elementin ve bu yüzden çük işlerini bozar delikanlı adamın annadın mı. lakin simyacılıklarıyla meşhur olan ve otu boku insana benzetmeye çalışan (bkz: antropomorfizm) ortaçağ rahipleri, yarı metal yarı iletken olmasından mütevellit bu elementi bir tür hermafrodit (erdişi) olarak tasavvur etmişler. fakat sonunda dişil özellikleri baskın gelmiş olacak ki simyadaki simgesi, aynı zamanda dişilik sembolü olmuş.

    - antimon, laksatif özelliği nedeniyle, yaygın bir şekilde müshil hapı olarak da kullanılmış. son derece etkili ve değerli bir hap olduğundan ve de ince bağırsakta çözülmediğinden insanlar tekrar tekrar kullanmak için afedersiniz hacetlerini eşeliyorlarmış. zaten bokunda boncuk aramak deyiminin orijinali de bokunda antimon aramaktır. tabi tabi.

    - antimonun en büyük zararı ise müzik tarihine olmuş ne yazık ki. bir hipokondriyak, yani hastalık hastası olan mozart'ın yüksek ateşle baş etmek için aşırı miktarda antimon aldığı için öldüğü düşünülmekte. ah be mozart, şu zıkkımı götünle içmeseydin keşke (ya da keşke götünle içseydin, bkz bir üst paragraf)

    - 20.yy'a gelindiğinde ise artık bu elementin neye yaradığı neye yaramadığı falan iyice anlaşılır. fakat yoksul bir çin şehri olan guizhou, 1930'larda ellerinde bulunan tek yerel kaynak olan antimonu bozuk para yapımında kullanmaya karar verir. fakat bu elementin yumuşaklığını, kolayca aşınırlığını ve düşük miktarda da olsa zehirli olduğunu göz ardı ederler ve tabi antimon da "lan dur adamlar zaten yoksul, bari onlara bir kıyak geçeyim" deyip iyonunu atomunu farklılaştırmaz. vicdansız antimon, al kırdın kırdın koca şehri.

    not: antimon ve genel olarak da periyodik tablodaki diğer elementler hakkında hayli ilginç ve de keyifli bilgiler veren sam kean'ın türkçe'ye "kayıp kaşık" olarak çevrilen (çev. burçin duan-baha okar, kolektif kitap, 2013, istanbul) the disappearing spoon adlı kitabını ve şurada yayımlanan makalesini hararetle tavsiye eder, periyodik tablonuzdan öperim.
  • işaret fişeklerinden çıkan renkli dumanın müsebbibi bu elementtir.
    antimuan dendiği de olur.