şükela:  tümü | bugün
  • sionizm karsitligi ile karistirilmaya, ayni sey gibi gosterilmeye calisilmasi da ayri uzucudur.(sozum basliktan disari)
  • anlam kaymasına uğrayıp artık yahudi düşmanlığı manasına gelse de aslında semitik ırklara yani sami ırklara karşı olma durumu; araplar'ın da sami ırktan olduğu düşünülünce mana dünyamızda boşluklar bırakan kavram.
  • merchant of venice'in ana temalarından biri.
  • aslinda temel anlamiyla "sami dusmanligi"dir.. semitik milletlere karsi olma durumu, onlari sevmeme, oyunlarinda oynatmama hali.. bazi kaynaklarda musluman ve yahudi dusmanligi olarak gecer ki yahudi kismi dogru olmakla beraber musluman kismi kulliyen yanlistir.. sami irkindan gelen yani arap, yahudi ve bazi ortadogu kokenli etnik gruplara karsi duyulan nefretten ileri gelir.. bu milletlerin dilleri de birbirine benzer niteliktedir ki, o baska bir baslik altinda incelenmeye sayan bulunmustur nokta.. (bkz: semitik)..
  • musevilere karşı düşmanca duygular beslemek.

    musevi düşmanlığı tarihin derinliklerinden gelmektedir. hz. isa'yı çarmıha musevilerin gerdirdiğine inanan hristiyan gruplar tarih boyunca musevilere karşı şiddet eylemlerinde bulunmuş, ayrımcılık yapmışlardı. bunun orta çağ'daki en uç örneği ispanyol engizisyonu'nun musevilere karşı tutumu olmuş, bu dini terk etmeyenler zorla ispanya'dan çıkarılmıştı. xix. yüzyılın ortalarından itibaren özellikle orta avrupa'da yükselen milliyetçilikle beraber anti-semitizme ırkçı bir nitelik de eklendi, özellikle almanya ve avusturya'da zengin musevi kesim milliyetçi akımların hedefi haline geldi.
    sonunda 1933'te almanya'da nasyonel sosyalistlerin işbaşına gelmesi ile anti-semitizm doruğa çıktı.
    önce museviler ayrı gettolarda yaşamaya zorlandı, daha sonra ll. dünya savaşı'na kadar pek çok musevi ülkeden ya sınırdışı edildi ya da göçe zorlandı. savaş sırasında ise almanya'nın çeşitli yerlerinde ve alman işgalindeki ülkelerde -özellikle polonya'da- kurulan toplama kamplarında milyonlarca musevi soykırıma tabi tutuldu. savaş sonrasında ise musevilere bir ulusal yurt kurmak amacıyla 1948'te israil devleti kuruldu ve anti-semitizm daha başka bir biçim kazandı.

    (t.c. dışişleri bakanlığı kütüphanesinden alınmış antisemitizm tanımıdır.. kötüleyen bari oraya da ugrasın bi zahmet..)*
  • kapitalizmin gerektirdiği bir şey olarak ulus kavramını yaratma sürecinde ötekikavramıyla birlikte ortaya çıkmıştır.
  • semit, yani sami diye adlandırılan etnik grubu hedef alan eylemler ve sözler. samiler de yahudiler ile araplardan müteşekkildir. israilli ve siyonist medya ile şahsiyetler bu tanımı pek çok şekilde saptırmaktadır. her şeyden evvel de sami kavramını manipule edip sadece yahudilere indirgiyorlar. böylece de, kendisi zaten sami olan arap halklarına anti-semitist, yani sami düşmanı yaftası yapıştırabilmektedirler. araplar ki samilerin ezici çoğunluğunu teşkil ederler! ayrıca, anti-semitismin tarifini, israil’e ve israil politikalarına yönelen her türlü eleştiriyi içine alacak tarzda genişletiyorlar. demek ki israil işgal güçlerinin filistin halkına karşı giriştiği bütün o insanlık dışı saldırıları eleştirenler de anti-semitist, yani sami-düşmanı damgası yiyorlar.

    bu yafta zamanla caydırıcı bir güç kazanmıştır. israil ve siyonist güçler, israil politikalarının tartışılmasının önüne geçmek üzere çok geniş bir ilişki ve çıkar ağı kurmuşlardır. akademik çevrelerde bile belli konulara değinmek anti-semit damgasıyla damgalanmak için yeterlidir. sonuçta, bazı akademik çalışma sahaları israil’in tabuları listesine girip listeyi alabildiğine uzatmaktadır.

    birkaç hafta evvel bu anti-semitism silahı avrupa’ya doğrultuldu. avrupa komisyonunun yaptırdığı bir kamuoyu araştırmasında ‘dünya barışına en büyük tehdidi kim oluşturuyor?” sorusuna cevap veren katılımcılar, israil’i en tepeye oturtmuştu. sonuçlar ortaya henüz çıkmıştı ki israil medyası ve siyonist örgütler avrupa toplumlarına ve kültürüne saldırmaya başladılar. yöneltilen suçlama aynıydı: anti-semit.

    bu suçlamanın sık sık araplara da yapılması ise gariptir. neticede, bir sami toplumunun ucu kendi kendisine de dokunacak bu çeşit bir ırk düşmanlığını taşıyacağına ihtimal vermenin hiçbir makul yanı yok. maariv’in 19 kasım 2003 tarihli sayısında shmuel gordon şu tespiti yapıyordu: “ibrani ansiklopedisi anti-semitismi, samilere yöneltilmiş ırkçı nefretin bütün biçimleri olarak tarif eder. demek ki anti-semitism araplara karşı ırkçı nefreti de kapsar.”

    ibrahim nafie / el ahram weekly
  • "anti-semitizm yahudiler hakkinda cikarilmi$ bir dedikodudur"-- theodore adorno
  • türkiye'de son bir kaç yıldır tırmanışta olduğunu müşahede ettiğim -fikir bile diyemeyeceğim- ahmakça ve sapıkça ruh hali.geçmişte hıristiyan toplumlarda yaygın olduğu halde şu anda müslüman toplumlarda daha sık görülmektedir.bunda şüphesiz medya tarafından filistin sorununun sürekli istismar edilmesinin etkisi vardır.elbette ki israil hükümetleri de pek çok yanlış yapmıştır,ama buna karşılık antisemitist hezeyanlarla prim yapmaya çalışmak elbette ki hitler'ler ve yerli ve yabancı benzerlerinin dümen suyuna girmektir.korkunç olan şudur,bir kitapçıya girince önünüze bir koca kitaplık dolusu antisemitist zırvalık çıkmaktadır,dehşet verici bir yahudi düşmanı propaganda vardır,komplo teorileri v.s..mein kampf mevzuuna hiç girmemeli...kısacası bu hastalık sürekli toplumu ele geçirmektedir.bazı üçüncü dünyacı,ulusalcı,miloşeviç hayranı politikacı müsveddeleri de milliyetçilik adına bazı cenaze ilanı meraklısı meczub teorisyenlerle elele vermiş bu hastalığı daha da yaymaya çalışmaktadırlar.zaten kozmopolit kimliğinden zorla koparılmış olan türkiye toplumu gittikçe daha büyük sancılar içine girmektedir.antisemitizm her şeyin başladığı yerdir,çünkü nerede antisemitizm varsa onun peşinden her türlü faşist rezillik de gelmektedir,bu dünya tarihinde pek çok kez görülmüştür.memleket ahvali bu bakımdan kaygı vericidir.
  • ilk defa 19. yy'in sonlarinda wilhelm marr adinda bir alman irkcisi tarafindan kullanilmistir bu terim. almanyanin ulus devlet olmaya, ingiliz ve fransizlarla ekonomik alanda mucadele etmeye calistigi o yillarda, alman burjuva ve aristokrasisi bir yandan da ulkedeki yahudi azinlikla ve ekonomik gucleriyle ugrasmayi hobi edinmisti. wilhelm marr'in buldugu antisemitizm terimi zamanla yahudi dusmanligi, karsitligi kavramlarinin yerini aldi. genel anlamda guclu bolgeci ozellikler tasiyan avrupali zihniyetini de oldukca iyi temsil ediyordu aslinda bu terim. yahudiler sami irkina ait olarak ele alinip avrupadan dislaniyor, yabanci bir unsur olarak one cikartiliyordu. ilginctir ki zamanla yahudiler arasinda da kabul gormus, kullanilir olmustur bu terim, irkci cagrisimlari guclendirdigi icin olsa gerek.