şükela:  tümü | bugün
  • gerçekçi akımın rus edebiyatındaki temsilcilerindendir. çehov, bir tıp öğrencisiyken, maddi sıkıntı çeken ailesine destek olmak için yazmaya ve yazılarını dergilere yollamaya başlamış ve yazma işine yaşamının sonuna kadar devam etmiştir. toplum sorunlarından uzak kalmamış, eserlerinde karakterlerinin yaşantılarını, ruhsal yapılarını, içinde bulundukları toplumun ve yaşadıkları çevrenin koşullarından bağımsız halde işlememiştir. ünlü yazar tolstoy ve o zamanlar henüz genç bir yazar olan maksim gorki ile dostluk kurmuş olduğu bilinir. rusya'da dönemin usta yönetmeni stanislavski tarafından, moskova sanat tiyatrosu 'nda oyunları sahnelenmiş ve bu oyunlarda, yine stanislavski, m.p. lilina, meyerhold , olga knipper gibi dönemin önemli tiyatro oyuncuları rol almıştır. yazar daha sonra bu oyunculardan olga knipper ile evlenmiştir. oyunlarında, yaşamı doğal akışı içinde ele alan çehov, karakterlerinin yaşadıkları dar çevredeki sıkışmışlıklarını, zaaflarını, sessiz aşklarını ve ruhlarındaki gitgelleri yalın bir üslup ve insanı etkileyen bir duyarlılıkla ince ince örmüş ve oyunlarıyla tiyatro tarihinde de çok önemli bir yer edinmiştir. 1904 yılında, eşiyle gittiği almanya'da, badenweiler'de, 44 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
    onun eserlerini yönetmek ve bu eserlerde oynayabilmek birçok yönetmen ve oyuncunun içinden tutmuş olduğu bir dilek ya da elde ettiği bir şanstır. eserlerini okumak, yaşadığı dönemin rusya'sını incelediğinizde daha anlaşılır ve keyifli olacaktır. onun ne yazık ki sıkıcı ve durağan, okuması ve oynaması zevk vermeyen oyunlar yazdığını düşünenler vardır az da olsa. onların çehov'u hiç anlamadıklarını, yazarlıktaki dehasını ve en önemlisi duyarlılığını görememiş olduklarını düşünürüm ben. çehov, eserlerinde yer açtığı bütün o insani duygularla, eskimeyen ve eskimeyecek olan, aklımızın bir köşesinde ve hep hayatımızda olacak yazarlardandır.
  • hikayeye girişte hiç zorlanmayan, okuru da zorlamayan yazar.
  • onun hakkında;

    leo tolstoy , "öykülerini ikinci kez okumak istediğim ender yazarlardan biridir",

    maksim gorki, "anton çehov kadar, uygarlığın temeli olarak çalışmanın önemini derinden en eksiksiz kavrayan bir başka adam görmedim." ,

    andre gide , " çehov'un hiçbir öyküsüne kayıtsız kalınamaz, bazılarıysa olağanüstü bir güzelliktedir."

    şeklinde yorum yapmıştır.

    kaynak : altıncı koğuş , anton çehov, adam yayıncılık 1. baskı 1982, arka kapak yazısı
  • martı adlı oyununun kapanış repliği ve repliği söyleyen karakterin tutumu bir an için beni benden almıştır. karakter yaratan yazarlardan bir tanesidir
  • dram sanatının kırılma noktasına gelirken önemli yapı taşlarındandır çehov'un oyunları. yıllar sonra beckett'in, ionesco' nun özgürce yapacağı diyaloğu yok etme işini o ancak başka çözümlerle yapabilir. çünkü, içinde yazdığı yıllar, sahnede iki kişi varken de monolog yapılabileceği gerçeğini kaldırabilecek nitelikte değildir. bu yüzden çehov'un sahnedeki iki kişisinden biri ya sağırdır ya da uyuyakalır. böylece karakterin iç dünyasını sadece seyirci öğrenmiş olur. hemen örnekleyelim, daha anlaşılır olsun:

    üç kızkardeş'ten bir sahne: belediyeden gelen yaşlı ve sağır adam andrei'ye bazı kağıtlar imzalatmak ister. ama andrei'nin anlatacak başka şeyleri vardır:

    andrei: hayat nasıl da değişken! ne hileler oynuyor üzerimizde! bugün yapacak başka bir şeyim olmadığı için üniversiteden kalmış şu eski notlara bakayım dedim de bir gülme tuttu beni. ah tanrım! şimdi, protopopov'un başkanı olduğu bir yerel mecliste sadece bir sekreterim! ve hayal edebileceğim en büyük şey bir gün o mecliste üye olabilmek! işe bak: her gece, moskova üniversitesi'nden bütün rusya'nın gurur duyacağı bir profesör olduğunun düşünü gören ben için en yüce mevki meclis üyeliği!
    ferapont: ne dediniz? duyamadım.
    andrei: zaten duyuyor olsaydın bunları sana anlatmazdım.

    diyalogdan kaçınma isteği çehov karakterlerinin başlıca özelliklerindendir. çehov'un karakterleri çocuk insan gibidirler. bu çocuk insanlar, kendilerini ya diyalog yaratmaktan ya da şimdiki zamandan feragat ettirme isteğiyle ön plana çıkarlar. şimdiki zamandan feragat* durumu ise yine aynı oyunda baştan sona vardır zaten. karakterler ne zaman canları sıkılsa ya eski mutlu günlerinden bahsederler ya da gelecekle ilgili hayallerini anlatıp dururlar; kimse içinde bulunulan durumla ilgili yorum yapmak istemez. kimse bulundukları durumla ilgili karar vermek istemez, çöken çarlık sisteminin ve değişen düzenin birer sembolü olarak.
  • 1860 yılında rusya'nın güney batısında bir taşra kenti olan taganrog'da doğdu. babası küçük bir bakkal dükkanı işletiyordu. çocukluk ve ergenlik yılları, taşra rusya'sının tekdüze, can sıkıcı ortamında geçti. aile, ekonomik nedenlerle moskova'ya taşındıktan sonra da öğrenimini sürdürmek için bir süre daha taganrog'da yaşamını sürdürdü. lise öğrenimi sonrasında moskova'da tıp öğrenimi gördü. bu arada ailenin geçimine katkıda bulunmak amacıyla mizah dergileri için kısa öyküler, küçük güldürüler yazıyordu. aralarında "memurun ölümü" gibi sonradan çehov klasiği sayılacak öyküsünün de bulunduğu bu ilk ürünler genç yazarın beklemediği biçimde başarı kazandı. oysa anton çehov, tıp fakültesini bitirip hekimliğe başladığı süreçte de, uzunca bir zaman yazarlığını ikincil bir meslek olarak görmüştür.

    oyunlarından önce öyküleriyle ün kazandı. 1887-1890 yıllarında yazdığı dörder perdelik ilk iki oyunundan "ivanov" ilgi uyandırdıysa da "vanya dayı"nın ilk varyantı olan "orman cini"nin böyle bir şansı olmadı. 1895'te "martı" üzerine çalışmaya koyuldu. yaklaşık olarak aynı yıllarda, 1898'de kurulan moskova sanat tiyatrosu'nun kurucuları nemiroviç-dançenko ve stanislavski de tıpkı çehov gibi geleneksel dram sanatı anlayışına karşı çıkıyor, tiyatroda doğallığı, içtenliği, yıldız oyunculuk anlayışına karşı toplu oyunculuk anlayışını savunuyorlardı. o günden bu güne bu efsanevi tiyatronun belleklere kazınmış amblemini de oluşturan "martı"nın moskova sanat tiyatrosu'nca sahnelenmesi ve kazandığı olağanüstü büyük başarı, çehov'un oyun yazarlığında ve rus tiyatrosunda bir dönüm noktasıdır. "martı"yı, her biri günümüzde de dünya tiyatrosunun ölümsüz yapıtları arasında ön sırada yer alan "vanya dayı" (1897), "üç kızkardeş" (1901) ve "vişne bahçesi" (1904) izleyecektir. kısa öykünün ve oyun yazarlığı sanatının büyük ustası, aynı yıl uzun süredir çekmekte olduğu tüberküloz hastalığının tedavisi amacıyla gittiği badenweiler'de yaşamını yitirdi. çehov'un oyunlarında konular, temalar ve tipler, 1880-1900 yılları, yani bir geçiş dönemi rusyası'nın toplumsal çalkantılar ortamıyla birlikte düşünülmelidir. değerlerin, toplumsal ilişkilerin altüst olduğu, toplumsal katmanlar ve kuşaklar arasında uçurumların açıldığı bir dönemdir bu.

    onun oyunlarında bu geçiş dönemi rus toplumunun çeşitli toplumsal çevrelerinden ve farklı kuşaklardan tipler görür ve bunların arasındaki uzlaşmaz çatışkıları, kapatılması olanaksız uzaklıkları izleriz. dramatik kurgunun omurgasını da, o güne kadarki tiyatro anlayışında alışılagelenden farklı olarak, bir öykü (ya da entrika) değil, bu çatışkıların ve uzlaşmazlıkların gerilimi oluşturur.

    anton çehov'un oyunlarında gülünçlük ve hüzün, alay ve sıkıntı, umut ve düş kırıklığı, duygu ve ironi, tıpkı yaşamda olduğu gibi yan yana ve kimi kez aynı cümlenin içinde birliktedir... oyun kahramanlarının repliklerinde yaşam üstüne en çarpıcı bir gözlem ve en duygusal sözlerle en kaba ve basit bir söz ve imaların bir arada bulunması sık rastlanan bir olgudur. her şey çok olağandır. günlük yaşamın ayrıntıları, sıradan bir söz, kaybolan ve sonradan bulunduğunda hiç ilgisiz bir anda sahneye atılıveren bir çift galoş, can alıcı önemde bir şeyler konuşulmaktayken dışarıda tavukların yemlenmesine ilişkin sesler vb... bir anda olay örgüsü içine giriverir... ama çehov'un oyunlarındaki hakikilik duygusunu güçlendiren de, görünüşte oyunun akışında bir işlevi bulunmayan bu küçük olgular, ayrıntılar, günlük yaşam notlarıdır... çünkü vurgulanan şey kişilerden çok, kişiler arasındaki ilişkilerin anlamı; entrika değil olanca ayrıntıları, karşıtlıkları, birbirini tutmazlıkları, hem güldüren hem acı veren yanları, sığlıkları ve derinlikleriyle yaşamın kendisidir...

    fakat sahnede akmakta olanla sahne dışındaki yaşam arasında bir bütünlük oluşturan da, bu yazgı ortaklığı duygusudur...

    ataol behramoğlu
  • durum öykücüsüdür. bunun olaycı kankası için;

    (bkz: guy de maupassant)
  • (bkz: piyat)
  • bir öyküsünden anlamlı bir alıntı;

    "... bir söz ne kadar derin ve ince olursa olsun çok mutlu ve çok mutsuz olanlara önemsiz gelir, onları tatmin etmez. bu yüzden aptallıklar hep çok sevinçli veya kederli zamanlarda yapılır, aşıklar birbirini en iyi sessizken anlarlar, mezarın başında yapılan ateşli, hararetli bir konuşma da yalnızca yabancıları duygulandırır, ölenin yakınlarına soğuk ve ehemmiyetsiz gelir."
  • yazmış olduğu kısa öykülerinden yaklaşık on tanesi anadolu üniversitesi iletişim fakültesi profesörlerinden feridun akyürek tarafından oyunlaştırılarak çehov'dan öyküler adlı tiyatro oyunu altında toplanmıştır. söz konusu oyun eskişehir osmangazi üniversitesi tiyatro topluluğu (esogütt) tarafından dört sezondur oynanmaktadır.