şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tek perdelik 9 oyun) adlı kitabını ilk gördüğümde heyecanlanmıştım, okuduğum da hiç pişman olmadım gayet güldürüsü bol ve güzel mizahlı bir yazar.
  • sait faik'in tarz olarak etkilendiği, dünyanın en büyük hikayecisi.
  • günlüğünden şu iki sözü çok tuttuğum adamdır:

    ''iyi bir insan utanç duyabilmeli, bir köpeğin karşısında bile...''

    ''bir adam ve bir kadın, birbirleriyle ne yapacaklarını bilemedikleri için evlenirler.''
  • moskova’nın “tatlı sevgilisi” yazarın naaşı, kapısında iri harflerle “istiridye için” yazan yeşil bir vagonla getirilmişti. yazarı karşılamak üzere istasyonda toplanmış olan küçük kalabalığın bir kısmı, mançurya’dan getirilmiş olan general kellerin naaşının ardından yürüyor ve çehov’un neden askeri bando müziği eşliğinde gömüldüğüne şaşıyorlardı.

    yanlışlık ortaya çıktığı zaman bazı neşeli insanlar kıs kıs gülmeye, kikirdemeye başladılar. çehov’un tabutunun arkasından en fazla yüz kişi yürüyordu; damatlar gibi yeni ayakkabılar giymiş, rengârenk kravatlar takmış iki avukat aklımda iyice yer etmiş. bu avukatların ardı sıra yürürken adı, v. a. maklakov olanın, köpeklerin zekâsından söz etmekte olduğunu, tanımadığım diğerinin ise yazlık evinin konforunu ve evin çevresindeki doğal güzellikleri öve öve göklere çıkarttığını işitiyordum. leylak rengi elbise giymiş bir hanımefendi de, dantelli şemsiyesinin altında yürürken bağa gözlüklü yaşlı bir adama: “ah, fevkalade sevimli ve zeki biriydi..” diyordu.

    yaşlı adam pek inanmamış gibi öksürüyordu. sıcak, tozlu bir gündü. alayın önünde şişman emniyet müdürü, besili, beyaz atının üstünde azametle ilerliyordu. bütün bunlar ve daha pek çok şey, büyük ve zarif sanatçının anısıyla hiçbir biçimde bağdaşmıyordu.

    kaynak: edebi portreler, maksim gorki, çeviren: ayşe hacıhasanoğlu, yordam kitap, şubat 2007, sayfa 115,116
  • çehov benim için samimiyet ve iyi yüreklilik kavramlari ile özdeşleşmiş bir yazardır. verem gibi bugün için grip gibi olağan karşılanan bir hastalık yüzünden genç yaşta ölmesi oldukça trajiktir. ilk öykülerini daha bir severim.
  • “bugüne değin düşündüğü gibi konuşup hareket etmemiş, insanlar da ona aynı karşılığı vermişlerdi. o bakımdan bütün yaşamı karşısındaki bendin yüzeyi gibiydi. yosunların birbirine karıştığı, gece göğünün yansıdığı kapkaranlık su yüzeyi gibi... artık hiçbir şey yeni baştan düzeltilemezdi.”
  • hakkında fazla söze gerek yok. bu adam öykünün feriştahını yazmış kişidir.

    “benim hastalığım yalnızca şu ki, tüm şehirde yirmi yılda sadece tek bir akıllı adam buldum, o da bir deli!...”
    (bkz: altıncı koğuş)
  • "yalnız kalmadan hakiki mutluluğu bulmak mümkün değildi."
  • (bkz: kent hikayeleri)

    yüzümüze ekim 1917 öncesi çarpması gereken ne kadar gerçeklik varsa buz gibi çarpar.
  • aşkım cehov..basitlik düşmanı..incelikler insanı..