şükela:  tümü | bugün
  • hala objektivite pesinde olması nedeniyle diger sosyal bilimlerin gerisinde kalmis; simdilerde ise bambaska yaklasimlarla (sociolinguistics) icra edilen, kültürel ve fiziki olmak uzere ikiye ayrilan cici bilim dalı.
  • sadece ilkel insanlari incelemeyen bilim ya da disiplin
  • ilk oraya ciktiginda farki disiplinleri bir arada tutan bir semsiye gorevini gormustur: fiziksel antropoloji, kulturel antropoloji, liguistik,arkeoloji... son ikisi bugun basli basina bir daldir, ilki islevini ve anlamini yitirmistir. gunumuzde antropoloji denilince akla gelen kulturel antropolojidir. bu arada antropolojinin gelisimi incelenirken iki okulu goz ardi etmemek gerekir: amerika ve ingiltere. mesela ayni bolum icin amerikan okulu, kulturel antropoloji der; ingiliz okulu, sosyal antropoloji ( fransa'daki sosyolojiden ve ozellikle durkheimdan oldukca etkilenmis olduklari icin). antropoloji, ortaya ciktigi tarihlerde somurgeciligi destekleyen (tipki ahtapot kollarindan biri gibi) bir bilim iken; kendi icinde gecirdigi kirilma noktasi ile artik kendini sorgulamaktadir. "vahsi adamlar iste, ne yapsalar yeridir" anlayisi tarih olmustur, yerini "biz vakti zamaninda neler yapmisiz bu kabilelere" anlayisi almistir.
  • bir grup öztürkçeci münevver tarafından insanbilim olarak türkçeye çevrilmiş bilimler ailesi.
  • karsilastigi her turlu kulturu, her turlu insan grubunu kaliplara sokmayi seven insanlara karsi halen daha mucadele vermekte olan, herhalde politikaya atilmis olan bir kimsenin en cok okumasi gerektigi bilim dallarindan biridir.

    karsinizdaki kultur, yalnizca belli bir dinin mensubu olduklari icin asla o dinle ozlestirilmemeli, veya butun bir dini inanis o kultur ile tanimlanmamalidir. oyle ki, her kulturun alt gruplari, hatta bunlarin da alt gruplari vardir ve bunlari teker teker, yerinde, objektif bir bakis acisiyla incelemek gerekir.

    genelde cok unlu antropologlar, yaptiklari arastirmalar isiginda yazdiklari eserlerini, arastirmalarini bitirir bitirmez kagida dokmezler. mutlaka araya, arastirdiklari ve uzun sureler ic ice olduklari kulture herhangi bir kisisel bag kurmamak icin zaman koymalari gerekir. bazilarinda bu 20 seneye kadar ulasabilir. pek tabii arastirmalari kagida dokmek, derlemek gercekten zor oldugu gibi, aslinda bu bekleme suresinin en az ucte ikisi, kulturden kopup objektif bir bakis acisi sunabilmek maksadiyla, baska islere yogunlasarak gecirilir.

    ancak arastirilan kulturlerdeki tabular, genellikle antropologlarin karsilastiklari en buyuk engellerdir. ornegin, misir'daki musluman kadinlari bir erkegin incelemesi, yeterli kaynaga ulasmasi hemen hemen olanaksiz oldugu icin pek kapsamli olmayacaktir. ayni sekilde, bir kadin antropolog da erkeklerin dunyasini arastirmaya kalkarsa, kaynak sikintisi cekecektir.

    iste bu noktada, "objektif olmak icin tamamiylen arastirilan konuya zit olmak gerekir" mantigi suya duser. bir kadin, muthemelen erkek egemen bir topluma daha objektif bir gozle bakabilir. pek tabii feminist yazarlar da mevcuttur ki, onlarin da kendi stilleri vardir ve kendilerini antropoloji biliminden ayri saymak hata olur.

    dilbilimi bile, her ne kadar antropolojiden ayrilmis bir bilim dali olarak gozukse bile, her zaman antropoloji ile ic icedir. tarih ve dilbilimi bilmeyen bir antropolog olamayacagi gibi, antropoloji ve tarih bilmeyen de bir dilbilimcinin olmasina imkan yoktur. ayni sey, tarih icin de gecerlidir.

    kaynaklarin yetersiz oldugu bir durumda tarihciler, genellikle antropoloji bilimine yonelerek belli teoriler uretirler ve bunlarin uzerinde yogunlasirlar. birbirlerinin icine bu denli simsikiya gecmis olan bu bilimleri ayri olarak kategorize etmek, kanimca buyuk hata olur.

    antropologlarin onune genellikle "ozgunluk" problemi cikar. arastirdiklari kultur ozgun mudur? ayni bolgede yasayan diger kulturleri genelleyebilir mi? genelleme konusunda cevap nettir; kesinlikle hayir. ancak "ozgunluk" kelimesi de kendi capinda onemlidir. "zengin bir iranli aile" hakkinda arastirma yapmak da antropolojidir ve o da kendi capinda ozgundur. ancak genellikle sehir hayati yasayan kulturleri incelemektense, antropologlar surekli olarak daha uzak gozuken, daha ulasilmaz gozuken kulturlere odaklanirlar. isin ilginc yaniysa, turkiye'deki calisan kadinlar hakkinda bir antropolojik calisma gormenin hemen hemen imkansizligi, ancak turkiye'nin dogu anadolu bolgesi uzerine yapilmis calismalarin gayet bol olmasidir.

    antropoloji ile ilgili bir metin okuyan bir kimsenin dusecegi en buyuk yanilgi, okudugu kulturu, benzer butun diger kulturlere mal etmektir. ornegin, bir afrika ulkesinde sehirli insanlarin uygulanan cenaze merasimleri hakkinda bir calisma, kesinlikle ayni ulkenin koylusu icin tamamiylen gecerli olamaz.

    cok genis bir bilim dali olmaklan birlikte, her bir bireyin bile kendi apayri kulturunun oldugunu dusunecek olursak, ortak bir kulturden bahsetmenin zorlugu da ortadadir.
  • temel yöntemi "geyik yapmak" olduğu için yurdum insanını anlamada en müsbet sonuç vermesi muhtemel ilim. kendisine acemin dilinde mardomşenasi, arabın dilinde ilm-ül-insan, etrakın dilinde budunbilim, ekradın dilinde ise merivzanbun denilen faideli bir icat.
  • (bkz: entrypoloji)