şükela:  tümü | bugün
  • ikinci üniversiteyi sınavsız okumak isteyenler için anadolu üniversitesinin sunduğu bir fırsattır.
    ikinci üniversite okumanız için herhangi bir üniversitede okumanız ya da herhangi birinden mezun olmuş olmanız gerekir.
    2 yıllık tabir edilen ön lisans okuyorsanız ya da bitirmişseniz, ancak 2 yıllık bir - ikinci üniversite, lisans düzeyinde bir eğitim görmüşseniz, görüyorsanız, lisans ya da önlisans (4 yıllık ya da 2 yıllık) bir bölüm okumanız mümkündür.
    harçları bu bölümleri normal okuyanların 2 katıdır.
    bir sürü bölümü vardır, eminim ki siz de kendinize uygun bir bölüm bulacaksınız!
    eğitim şart!
    (bkz: oeh)*
  • akıl karı olmayan bir iş.
  • sanılanın aksine cok da zor olmayan, yilda 2 hafta çalisma isteyen, muhendislik egitimi alan biri için bulunmaz nimet. söyleki, yapacaginiz bir isletme yukseklisansindan (mba) daha degerlidir bu 2. universite diplomasi;sonuçta 4 yillik bir bolum daha bitiriyorsun.
  • 7 yilda muhendislik fakultesini bitiremeyecegini onceden kestirebilen ogrenciler icin atilinca askerlikten bir sure daha uzak kalabilme araci.
  • her sene eylul ayında önkayıtları olur.
    yine de kaçırmamak için agustos ayından itibaren www.anadolu.edu.tr adresini arasıra yoklamakta fayda vardir.
  • hayatımın hatası olarak nitelendirdiğim aktivite. 4 senede bitirsem ne fark eder, bi halt katmayınca.
  • öncelikle şunu belirtmekte fayda var; gerek öğrenci kimliği gerekse de diplomada aöf değil "aü iktisat fakültesi" yazar ama herkes bunun örgün değil açık öğretim olduğunu bilir o ayrı.

    faydacı bir yaklaşımla "bi'havası olur mu?" diye merak ediyorsanız şayet, peşin söyliyim olmuyor. öyle iş ararken, kariyerimi sıralıyım derken ya da bileyim kız isterken "ben iki fakülte bitirdim..", "iki üniversiteliyim.." ya da "birini bitirdim, ikinciye devam ediyorum.." falan derseniz, artık yemiyor kimse. direk havanızı bozuyor "açık öğretim dimi?" diyerek. haliyle aklı başında bir insan örgün eğitimli iki okul bitirmek için kasmayacağına göre normal bi'tepki tabi..

    yeni mezun olup da iş bulamama sürecindeyseniz ki bu süreç başlı başına bunalımdır; gidin prezentable bi'kişilik olacam diye uğraşın ondan önemlisi parasıyla olur, kendi imkanlarıyla olur fark etmez adam gibi(konuşacak-konuşulanı anlayacak) ingilizce olmadı derdini anlatabilecek kadar başka bir yabancı dil çalışın, kesinlikle bundan daha faydalı bir kariyer planlaması olacaktır.

    yüksek lisanstan iyi midir? kısmı başka tabi; genel kültürdü, eğitimdi, öğrenme aşkıydı, 4 yıllık bir diplomaydı.. gibi konularda fark atar(derslere kitaptan çalışana tabiki), ama tüm mesele kariyer ise ve işin-okulun-günlük hayatın geri kalan kısmıyla sınava 15 gün kala çalışarak geçme düşüncesiyle hareket ediliyorsa boşuna gerginlik yapar bu. zor olduğu için değil tabiki; örgün öğretimin keyfi hoca ve yazılı sınav etkenleriyle terbiye edilmiş bünyeye 30 soruluk testler doğru dürüst çalışılmasa dahi kek gibi gelir. ama sonuçta sınav sınavdır gerer insanı. hele "sonunda ne kazanacam?" düşüncesine saplandıysanız, çıkmak kolay değildir. onun içindirki yl hatta başlı başına mba'nın(türkçe olsa bile) kariyere katacağı faydanın zerresi yoktur. askerliğe fayda etmediği zaten malumdür.

    ilk yıl hevesle vizelere çalışılır puanlar tavan, kolay olduğunu anladıktan sonra finaller sallanır gelen sonuçla idareten ortalamayla geçilir. ikinci yıl dersler daha bir zorlaşır, üçüncü yıl hakeza öyle.. zorluğu da şudur aslında; kolay göründüğü için algıda sıçıcılık esastır. işte bu evrelerde kişinin günlük yaşamıyla muhasebe sözkonusudr. şayer sağlam bir iş bulunmuşsa ya da devam edilmekteyse o zamana kadar harcanan emek-para hiç önemsenmeden okulun bırakılması bile gayet olasıdır, sonra yok "ben ikinci üni okuyordum da bıraktım" falan denmez zaten, ayıp..

    ama azim ve kararlılıkla bunun yapan kişide haklı gururuyla kendine şunu der;
    (bkz: profesyonel öğrenci)
  • yapmayı planladığım aktivite... yılan hikayesine dönen öğrencilik geçmişime mazoşist bir gönderme yapmayı planlıyorum. hatta üstüne bir tane daha, bir tane daha! uzun seneler beni mezun etmemeye çalışan üniversite olgusunun fiyakasını bozmak istiyorum. bir zamanlar tembel ama 10numara bir genç vardı, mezun etmemekte direnmiştin, atmıştın, afla dönmüştü, hayatını zehir etmiştin, hatırladın mı ha yovşak! diyeceğim, diploma üstüne diploma eklerken.
    en azından genel kültür verir, ince bir şımarıklık verir, akademik kompleksimi alır götürür. yalnız 4 yıllıklarda bir numara yok, hep aynı terane. 2 yıllık sosyal bilimler daha çekici. antropoloji olsun, uygarlık tarihi, siyaset bilimi vs... tabii ki biliyorum ne kadar iğrenç bir sistemle anlatıldıklarını, işin aslından ne kadar uzak olduklarını, devlet dairesi olduklarını vs... maksat bir yol haritası olsun, aşinalık olsun, kendim üzerine kat çıkabileceğim bir temel olsun.
  • sadece aldıgım ögrenci kartının avantajları neredeyse yıllık harç miktarıyla kafakafaya geliyor.
    sonunda alacagım diploma yanıma kar kalacak gibi.
  • 2 yıllık okul için 2 vize 2 final dönemi için toplam 8 gün çalışmak ile diploma alınabilir. çok bir zararı yok yani.