şükela:  tümü | bugün
  • mel gibson'un vermek istediği mesaj şu olabilir:

    --- spoiler ---
    filmde izlediğiniz vahşet izlenebilecek düzeyde. gemi geldikten sonraki vahşet izletilebilecek gibi değil.
    --- spoiler ---
  • iliklerine kadar hüzne bulanmış bir adam yalnız başına oturuyordu.

    ve bütün hayvanlar onun yanına gelip şöyle dedi:
    "seni bu kadar üzgün görmek istemiyoruz. bize ne istediğini söylersen belki sana yardımcı olabiliriz."

    adam şöyle dedi: "iyi bir görüş gücüne sahip olmak istiyorum."

    akbaba cevap verdi: "benimkini alabilirsin."

    adam: "güçlü olmak istiyorum" dedi.

    jaguar: "benim gibi güçlü olabilirsin."

    sonra adam şöyle dedi: "yeryüzünün bütün sırlarını bilmek istiyorum."

    yılan cevap verdi: "ben sana onları gösteririm."

    ve bu böylece bütün hayvanlar arasında devam etti.

    ve adam onların verdiği bütün hediyeleri alarak oradan uzaklaştı.

    sonra baykuş diğer hayvanlara dönüp: "şimdi adam çok şey biliyor ve pek çok şey yapabilir. birden içimi bir korku kapladı."

    geyik şöyle dedi: "adam ihtiyacı olan her şeye sahip artık üzüntüsü geçecek."

    ama baykuş cevap verdi: "hayır. ben adamın içinde büyük bir boşluk gördüm, asla dolduramayacağı
    derin bir açlık. onu üzen de, ona bunları isteten de o. o almaya devam edip duracak, ta ki dünya ona şöyle söyleyene kadar:

    "artık sana verebilecek bir şeyim kalmadı."
  • insanların yine keşfettikleri abuk subuk ayrıntıları ortaya sererek "ben sinemayı mel gibson'dan daha iyi biliyorum" mesajı vermeye çabaladıkları, komik durumlara yol açmış harika bir film. izledim hayran kaldım. eleştirdiğiniz adam otuz kırk küsür senedir sinemayla yatıp kalkıyor. "aheh herif sıçmış lan" dediğiniz adam yönetmen koltuğuna oturduğunda, holywood oyuncusundan öte bir ünvana sahip olmadığı için kimse ondan pek bir şey beklemezken braveheart'ı kendi zihniyle, kendi yeteneğiyle, kendi çabalarıyla yarattı. yeni kuşak holywood epik filmler furyasını başlattı. dindar ve ırkçı salak bir yankee olmakla suçlanan adam the passion of the christ'la ama iyi ama kötü dünya genelinde bir gündem yarattı ve bunu yaparken sinema alanında çoğu kimseden tam not aldı. bu filmde yine resim çalışmış, her tarihi ve epik filmde görmekten baydığımız klişelere hiç bulaşmamış, üşenmemiş yeni şeyler bulmuş ("kan bulutu" efektini ben ilk bu filmde gördüm misal, büyüleyiciydi) amazonların ilkel halklarını katleden kolonici avrupalıları ise hiç te haklı çıkarmışa benzemiyordu, ki filmin adında ima edilen kıyamet te gemiler geldikten sonraki dönemi kapsıyor sanırım. tartışılacak bir mesele olarak görmüyorum. netice itibariyle ben zerre sıkılmadım. tam tersi, üzerine saatlerce çalışıldığı belli olan her bir karesini ağzım açık bir vaziyette, gözlerimdeki orgazm parıltılarıyla izledim. şu güzelim filmde bile yine eleştirecek, tukaka görecek bir sürü ıvır zıvır bulanlara hayretle bakıyorum. insanlar bir filmin neyi anlattığından çok nasıl anlattığını görmek, beğenmek istemiyorlar. renkleri, atmosferi, müzikleri, kareleri, figürleri, pozları görmezden gelip her eseri lise bir tarih kitabı bayağılığında didaktik ve minimalizmden uzak kurgular olarak görüyorlar. iki dakika politika düşünme, hikaye düşünme, kendini junglelarda, tarlalarda canı için koşuşturan jaguar paw gibi hisset, filmin içine gir, duygusunu al ölür müsün be adam! hala ispanyolundasın, "böbreğe giren okla o kadar nasıl koştu"dasın. gerçekçiliğin üstüne her zaman +1 eklemek zorunda olan (ki bu sayede sıradan insanlara kendini izlettiren) sinemanın kahramanlık ve gizem sosuyla harmanlanmış epik sayılabilecek bir filminde bile "ayakta nasıl doğum yapılır?"dasın.. uykuları gelsin diye üçlü koltukta beraber miskin miskin film izlerlerken "ee bu nasıl oldu şimdi, çok saçma?" diyen babannemi "film icabı işte hanım, sen izlemene bak" diye tersleyen hacı dedemin savı bile bu gevelemelerin yanında daha mantıklı kalıyor. gerçekten garip..
  • sahada 90 dakikayı çıkaramayan ronaldinho'yu 139 dakika koşarken gördüğümüz film..
  • star'daki gosterimi yeni bitti.. orjinal dublaj, alt yaziliydi.. yarin tum gun egitimim var, 4 saat sonra uyanmam lazim, bu saate kadar ayakta tuttu beni. ama bisey soyliyeyim mi...

    ...degdi.
  • vallahi de billahi de, kopegin havladigi sahnede kadinin agzindan

    "gupek"

    gibi bir kelime duydum. aztekler turk dedim, gaza geldim. ulku ocagina gidip anlattim, sevindi herkes.

    edit: aztekce-ingilizce sozluge baktim. dog = itzcuintli yaziyor. yani gupek degilmis. ama ilk iki harf uyuyor diye teselli ettim kendimi.

    edit2: bi dakka lan... mayaca-ingilizce sozluge baktim, "pèek" yaziyor.

    --- spoiler ---

    edit3: adamlar selaleden asagi atlarken "ne yaygara ne yaygara" diye bagiriyorlar miydi neydi... sanirim biseyler duydum ama tekrar izlemem lazim...
    --- spoiler ---
  • yeni bir detayı keşfettim. filmin ana afişindeki resim başrol oyuncusu olan 'jaguar paw'a değil, bunların köylerini istilaya gelen ve bağlayıp götürdüklerinde 'jaguar paw'ı her fırsatta korkutmaya çalışan epey bi yan roldeki elemana ait. hatta imdb'de dahi o rolü ve oyuncusunu bulamadım. o kadar yardımcı bir rol yani. şöyle ki:

    afiş:
    http://ia.media-imdb.com/…_sy317_cr0,0,214,317_.jpg

    jaguar paw:
    http://i.telegraph.co.uk/…raphics-2007_1175687a.jpg

    diğer eleman:
    http://melgibstein.files.wordpress.com/…alypto4.jpg

    sağ omuzdaki dövmeden ve alnındaki saç tutamından rahatça anlaşılıyor.
  • uzun zaman evvel izlediğim, öyle bi aklıma gelince burada bakayım dediğim ve entrylere şöyle bir göz gezdirince çok yanlış anlaşıldığının farkına vardığım film.

    --- spoiler ---

    izleyeli epey olduğu için uzun uzun senaryo/yönetmen/oyunculuk kritiğine girmeyecem. öncelikle şunu not edelim:

    (bkz: #22248317)

    aztek-maya çekişmesi, ispanyollar'ın misyonerliğini aklamak, dini mesaj vermek gibi bir derdi yok kesinlikle mel gibson'ın. anlatılmak istenin bunlarla uzaktan yakından ilgisi yok. filmin başından sonuna kadar anlatmak istediği tek bir şey var. kalanı aksiyondan ibaret.

    ilk toplumumuz avcı toplayıcı bir toplum. derme çatma evlerde, ormanla iç içe yaşıyorlar. tarım faaliyeti yok, hayvancılık yok, bulduklarını yiyorlar, avlanıyorlar. huzur içindeler, doğayla barışıklar, kimseye zararları yok.

    sonra bunları esir alan "daha medeni" bir toplum var. şehirleşmişler / iyice yerleşik hayata geçmişler ve tarım/hayvancılık toplumu. bu iki kavram çok önemli noktalar. gerek şehirleşme, gerekse avcı-toplayıcı toplumdan tarım/hayvancılık toplumuna geçiş, insanla doğa arasındaki kopuşun ilk adımıdır.

    sonra bu "medeni" insanlar, tavuk doğrar gibi insanları doğradıktan sonra "vahşi" elemanımızı kovalarken hepsinden daha "medeni" olan ispanyollar'ın gelişini görüyorlar ve ispanyollar'ın onlara medeniyetin ne demek olduğunu nasıl öğrettiklerini hepimiz biliyoruz. hala yok efendim misyonerlik diyenler adamın ormana dönmek istemesinden bir şeyler kapabilirler. zira siz gemileri gördüğünüzde aklınıza ilk olarak hristiyanlığın aklanması geldi, benim aklıma da "aha size medeniyet..." geldi.

    filmin eleştirisi kısaca medeniyetedir, film primitif bir hayat yaşayan insanın doğayla barışık ve daha mutlu yaşayacağını göstermektedir. ilk toplumumuzun hali böyledir. sonraki şehirleşmiş aztek/maya (her neyse, ne olduğu çok da önemli değil) toplumunun halini ve sonra en medeni olan ispanyollar geldikten sonra olacakları biliyoruz.

    şimdi baykuşun ne dediğini ikinci kez okumak gerek.

    --- spoiler ---
  • bu filmi ilgi çekici ve şahane kılan en büyük özelliğinin orijinal maya dilinin kullanılması olsa gerek. dil eski medeniyetten olunca direk o havaya giriyor insan, ben şahsen baştan sona kadar gözümü kırpmadan izleyişimi buna bağlıyorum. filmde ingilizce dil kullanılsaydı yine güzel bir yapım olurdu belki ama bu kadar çekici olurmuydu bilemem.

    sahnelerin her biri birbirinden güzel, verilen mesajlar da bir o kadar yerinde, mesela kurban sahnesinde halkı manipüle etme yöntemleri açıkça görülmekte, kralla galeyancı herifin gözgöze gelip sırıtışlarından bunu anlıyoruz. bi de işin içinde din adamı olunca tadından yenmiyor, burada ince bir gönderme var halk,din ve yönetim üçgeniyle ilgili.
  • hali hazırda kanal d de gösterilen film. ancak apocalypto nun aposu kalmış, kese kese kuşa dönmüş film. madem piç olacak yayınlamayın yav.