şükela:  tümü | bugün
  • apollonia'nın ezip geçeceği karşılaştırma.
  • apollonia yanında key (bkz: skyler white) gibi kalır. yazık oldu apollonia'ya.
  • apollonia başka bir seviye,başka bir klasmandır.
  • apollonia, michael'ın düğün için aldığı bir kolye ile çocuklar gibi sevinen ve kolyeyi takıp değer verdiğini aynı hevesle göze sokmaya çalışan temiz naif köylü kızı iken,

    kay bin bir tane hediyeye zenginliğe rağmen burun kıvıran trip atan hayatı zindan eden şehir kızıdır.

    fark bu.
  • apollonia’ya ana avrat sövmektir böyle bir versus. kay hiçbir zaman michael’ın yaşadığı hayatı kabullenemezken; apollonia, michael için ideal bir eştir.
  • bu sözlüğün en anlamlı ve en gerekli kıyaslamasıdır.

    sabahın beşinde kafamın içindeki versus, sözlüğe girip bir saniyelik aramaya inanma ile karşıma çıkıyor, resmen hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir ilişki. oysa nice yiğitler bu tatminkâr ilişki yolunda heba oldu. *

    apollonia bir yıldırım aşkı, kay bir mecburi istikamettir.
    ayrıca bu kay isimli şuursuz hanım, skyler white ekolündendir ve akıllarda hep it was an abortion kay olarak kalacaktır.
    apollonia ise kolyesini tutup mahcup mahcup gülümsediği kare ile kalbimizde yaşamıyor mu dostlar, romalılar, ya da sicilyalılar?

    içten içe güç delisi olup, güçlüyü kovalayıp ve de başarıp bunun tatmininin sefasını sürerken neden bir noktada ve ne hikmetse işlerin biraz sarpa sarıp zora girdiği bir noktada bunu yönetemiyor ve histerik rollere giriyor, ölümcül hatalar yaparak karşınızdaki adamdan intikam aldığınızı sanıyorsunuz ama en büyük kötülüğü yine kendinize yapıyorsunuz sayın bazı gerçek ve kurgusal kadın karakterlerimiz, kadınlarımız?

    bu sorunun cevabını, birçok dizinin filmin yanısıra hayatta da arayıp duruyorum. sonra diyorum ki sharpest, sen de bir kadınsın doğru mu, doğru.
    sen de gücü seversin ve güçlü olanı seçmeye eğilim gösterirsin doğru mu, doğru.
    acaba sen olsan o kritik noktada kendini deli deli ve hatta küçük düşürücü konuma sokar mıydın?
    hayır, muhtemelen sen bu genco importing co. işine el atar, iyi zeytinyağının, şarabın kompedanı olur kendi işinin don kay’i olurdun.
    ha baktın ki yaptırmıyorlar mı, oldurmak için uğraş.
    olmuyorsa deli misin kendi bağında kendi üzümünü yetiştir, kendine şarabını yap, puronu yak, çocuklar bağda koştursun, kalk iki lokma lazanya pişir. e bu da olumlu, bu da güzel hayat.

    sen bu hayatı yaşamayı bilmiyorsun diye herkesten darbe yemiş, fredo düşük zekalısı ile uğraşmaktan imanı gevremiş mikey neden suçlu oluyor.
    daha mahkemeden ayağının tozuyla çıkmış, pentangeli amca bey’i alt edeceğim, ailemin gururunu da çiğnetmeyeceğim diye uğraş veren bu çocuk sana ne yaptı tam olarak, seni ben allah’a havale ediyorum kızım, sen bu don mike bebeğimi hak etmiyorsun.

    dayanamayıp taşan sevgi editi: michael bebeğim, sana bıçağın ucunda portakal uzatmak isterim, beni bul! *
  • kay daha iyi kadin ama apollonia michael corleone icin daha iyi esti dedigim kiyas. michael hayatinin askini apollonia da bulmus, o olunce cocuklarini dogursun diye kay'i secmistir. kendisini arayip sormamis adamin tek lafina inanan saf kay de sonradan akillanip bu kan davalarinin ve ev taramalarinin bitmeyecegini anladiktan sonra cocugunu aldirmistir. ki ileride hakli oldugu ortaya cikacak bir cocugunu kaybedecektir. sadece bu yuzden de nankor simarik vs. olarak anilir.
  • malumunuz michael’ın kay ile ilişkisi apollonia’dan daha öncedir. her ne kadar yunan-italyan karışımı güzeller güzeli apollonia taraftarı olsam da, michael’ın kay ile ilişkisinde sakin ve düzgün bir aile yaşantısı geleceği mevcuttu. ta ki mike yüzbaşından şomarı yedi, kendine geldi. hayatı ve tercihleri değişti. neyse çok detaya girmeden apollonia aşkı bende farklıdır tabi.