şükela:  tümü | bugün
  • bbc'nin yeni dizisi. sherlock'un 4. sezon finalinden sonraki hafta sherlock saatinde yayınlandığı için "acaba sherlock'un sürpriz bir dördüncü bölümü müdür?" fantazilerine neden olmuştur ancak sherlock ile uzaktan yakından alakası olmayan bir dizidir. reddit'teki sherlock subreddit'i çok fena trollenmiş.

    http://www.imdb.com/title/tt5336698/
  • beklendik şekilde ilerleyen ve kendini izleten dizi. şörlok faciasından sonra bibisi kendini biraz toparlamış gibi görünüyor.
  • en güzel bölümü finaldi. kesinlikle iyi dizi.

    --- spoiler ---

    the affair fanatiğiyim. ilişkilerin dinamiği daima ilgimi çeker. apple tree yard'ı beğenmemin bir nedeni bu. ama asıl başarılı bulduğum yönü, tecavüzün psikolojik, sosyal ve hukuki düzlemdeki etkilerini ve algılanışını neredeyse kusursuz denecek biçimde işlemiş olması. romanda ilişkiye mi tecavüze mi ağırlık verildi bilmiyorum. ben dizide ilişkiden ziyade tecavüz olgusunun öne çıktığını düşünüyorum. bir yanda legal bir evlilik ilişkisi, diğer yanda kaçak bir aşk, ve bu ikisinin de kendi içindeki istikrarını ve tutarlılığını bozarak dengeleri alt üst eden zoraki bir "ilişki" yani tecavüz. çok zor bir üçgenin her köşesinde insan psikolojisini, toplum ahlakını ve hukuk düzenini karşınızda buluyorsunuz. anlatıcının ya da yazarın ise bu üçgenin neresinde durduğu çok önemli. bu dizide kesinlikle bu üç ilişkiye de "maruz" kalan kadının, üçgenin tam ortasındaki kadın'ın yanında duruyor. hani deyim yerindeyse, hikâyedeki -ve belki de hayattaki- bütün erkekler arızalı, sorunlu ve suçlu. biçimi ve içeriği ne olursa olsun ilişkilerin yıkıcı etkilerine maruz kalan ise kadın. yvonne'in aklanması çok önemliydi bu yüzden. lakin... duygular hariç. aşk söz konusu olunca, aşkın kendisine gelince söz, orada ne hesap kalıyor ne de kitap, ne sorumlu kalıyor ne mağdur, bütün duygular gerçek zira, tıpkı yvonne ve mark'ın da birbirlerine itiraf ettikleri gibi, yvonne'un "duygular dışında hiçbir şey gerçek değildi" dediği gibi. yvonne ve mark. âşıktılar. nokta.

    eklemeden geçmeyeyim, emily watson sanırım bu sene bu dizideki rolüyle birden fazla ödülü hak ediyor. bu üç ilişkinin de "kadın"ı olmak kolay değil ve o bu üç kadın'ı da bize çok iyi "gösteriyor" ve birinden ötekine geçerken hiç zorlanmıyor, usta oyunculuğu da orada belli oluyor.
    --- spoiler ---
  • "mahkemeler gerçekle ilgilenmezler.kimin en iyi hikaye anlattığı ile ilgilenirler. "
    mahkemeler gerçekten öylemidir, bilinmez ama avukat mesleğinin varlığı sanki bunu kanıtlar nitelikte .

    --- spoiler ---

    insan yanlış olduğunu düşündüğü halde, yanlış eylemlerini yapmaya devam ederse, sonu kesinlikle kaosla biter.zira "yanlış yapmak" insanı bir davranıştır ve içinde farkında olmamak,kasten yapmamak gibi anlamlarida taşır.ama evli bir insanın yanlış olduğunu bildiği halde evlilik dışında bir ilişki yaşaması "yanlış yapmak " deyimiyle açıklanamaz.burda daha çok başta söylediğim durum geçerli.diziyi izleyen bir çok kişi dizinin feminist duygularla çekildiğini söyleyebilir. özellikle sonda kadının mark'a adamı öldürmesini söylediği flash back ile haklı olabilirler.ama evren üsten bakıldığında düşünceler,fikirler ve sözler anlamsızlaşır sadece eylemler farkındalık oluşturur.
    özellikle dizide yvonne'nin son sözü bunu açıklar nitelikte.
    "insanlar her şeyi söyleyebilir ama herşeyi yapmazlar ikisi arasında çok fark var"
    --- spoiler ---
  • louise doughty diye bir yazarın aynı adlı romanından uyarlanan bbc dizisi. roman türkçeye yasak meyve sokağı diye pegasus yayınevinden çıkmış. pegasus genelde sahilde yatan ya da aşk, meşk, aldatma vs hikayelerinin peşinde koşan kadınlara kitaplar çıkartan bir yayınevi. biraz pembe dizi kıvamında entrika dolu içi boş kitaplar, biraz da pop-corn tarzı düşünmeye gerek kalmadan giden kitapların yayınevi.
    böyle bir yayınevinden çıkan kitap uyarlamasına önyargıyla yaklaşsam da işin içinde bbc olduğu için ve sadece 4 bölümden oluştuğu için izledim.

    senaryo oldukça güzel işlenmiş, yan karakterler yerinde kullanılmış vs. bunlar teknik konular ve burada oldukça güzel iş çıkarmışlar.
    korkunun insanı nasıl hayvanlaştırdığını, uygarlık yalanı altında beslediğimiz içgüdülerin her an gün yüzüne çıkarak bizi esir alabileceği üzerine kurulu güzel bir dizi olmuş. bazı şeyler insanın başına gelmeden ne yapacağını bilmesi gerçekten çok zor. bu yüzden hiçbir olay ya da felaket sonrası insanları eleştirmemeye çalışırım. çünkü insan aklı korku ve şiddet anında çok farklı çalışabiliyor. insanın hayvansı yönünü çok güzel anlatabilmiş dizilerden biridir. psikoloji ve polisiye sevenlerin izlerken keyif alacağı bir iş olmuş.