şükela:  tümü | bugün
  • bu akşam televizyonda aşağı yukarı şöyle şeyler söylemiş hoş sohbet fotoğrafçı.

    "ben hayata yalan katmadan fotoğraf çekiyorum eğer bir ışık getirip koyarsam o yalan oluranladın mı? şimdiki zamanı olduğu gibi gelecekte yaşanacak zamanlara aktarıyorum, onun yanına koyuyorum. bir mankeni getirip fotoğrafını çekersen bu fotoğraf değil çöptür anladın mı? fakir adamdan fotoğrafçı olmaz heves etmesin gençler bu işe. beleşten sanatçı olmanın yolu oldu fotoğraf çekmek, alıyor makine çekiyor üç beş vasat iş sanatçıyım diyor. bunun neresi sanat, mozart mısın sen? bak benim mozarta benzer halim var mı? istemem ben sanatçı manatçı olmak anladın mı..."
  • süper olduğunun farkında olmayan adam...
  • klasik model arabalara meraklı fotoğraf ustası. yanılmıyorsam özellikle corvette'ler.
  • süpermiş değilmiş, bilmeye ihtiyacı olmayan, kendi gibi olan adam. adam gibi adam.
  • guncel hukuk`a verdigi roportaj ile beni benden almistir. hala guluyorum.
  • elektrik direklerinden ve çöp bidonlarından fevkalade rahatsız olan fotoğraf ustası.
    "bugünkü gibi böyle elektrik direkleriyle dolu değildi."
    "her tarafı beton evler, elektrik direkleri ve teller sarmış."
    "tarihi yapıların önüne veya yanına elektrik direği dikilmesi kabul edilemez."
    "birçok caminin giriş kapısının önüne trafolu elektrik direği dikilmiştir."
    "ama çok tarihi bir şehir diye turisti getirip, estetiği bozan ve görsel kirlilik meydana getiren elektrik direği, çöp bidonları, tabelalar gibi şeyler kaldırılmaz ise, daha da kötüsü tarihi-mimari dokuyu yok ederseniz turist hayal kırıklığına uğrar."
    "tam güzel birşey görürsünüz fakat fonda çöp bidonu, teller, direkler gibi şeyler işi berbat eder."
    "demek ki elektrik idaresi türkiye'yi katlediyor yahu!"

    gözünü para hırsı bürümüş fotoğraf ustası:
    "benden resim isterlerse ben de kazıklayacağım. kazıklamak mecburiyetindeyim çünkü dünyada picasso'nun fotoğrafını çeken beş kişiden biriyim." (sabancı'nın picasso koleksiyonuna dair)
    "adıyaman turizm gelirlerinden benim hisse almam gerekir. haksız mıyım?" (nemrut dağı'na giden ilk gazeteci olması vesilesiyle)

    http://www.hezarfen.net/paralax/056sabri.htm
    http://www.sabah.com.tr/…p/rop101-20050807-102.html

    düzeltme:
    "gözünü para hırsı bürümüş" benim cümlem, "ama ben hiç yatım olsun, karılarla birlikte olayım demedim. uğraşmam, denk gelirse ne ala," onun cümlesidir.
  • the wall street journal europa'in haftasonu personal journal'inda susanne fowler ile tam sayfa ayrilmis roportajinda hemingwayesque fotografci olarak adlandirilmis, turkiye'nin sanat stili ile ilgili sorulan bir soruya kaligrafi sanatinin 100 picasso edecegini dahasi ebru ve minyatur sanatinin da cok onemli bir yer tuttugunu soylemis olan sanatci.
    kendisini cogunlugu musluman bir ulkede ermeni olmasi ile ilgili soruya ise babasi ve annesinin ermeni oldugunu kendisinin turkiye'de dogup turk oldugunu soylemistir. ayni zaman da kendisi ile basbakan arasinda bir fark bulunmadigini, bu arada kendi kendine basbakanin kim oldugunu sorup gulerek "ben basbakanim" demistir.

    dunya capinda unlu basarili fotografci, kendi degerini dunya uzerinde her hangibir ulkede hic bir zaman ikinci sinif vatandas olmayacagini belirterek, fotografciligi bir hastalik olarak gordugunu ve bu nedenle de genclere fotografciliktan uzak durmalarini ogutlemistir.
  • insansız anı olmaz adlı kitapta ilker maga'nın sorularına o bildik ve dosdoğru üslubuyla yanıt veren foto sanatçısı değil muhabiridir kendisi.

    misal;

    i.m: dünya fotografı içinde türkiye fotografının yeri nedir?

    a.g: hiçbir önemi yoktur.

    i.m: türkiye ve fotograf denilince akla ilk olarak siz geliyorsunuz. bir fotografçı olarak türkiye'de nasıl bir yaşam standardı tutturabildiniz? rahat bir yaşamınız oldu mu mesela? ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

    a.g: ben zengin sayılabilecek bir ailenin tek çocuğuydum zaten. fotografa başlarken para derdi falan da yoktu. o yıllarda param bittiğinde babama "para ver derdim". fotograftan çok para kazandığımı söyleyemem. fotograftan hiç zengin olunur mu? şimdi iyi kazanıyorum. benden fotograf istiyorlar, ben de pahalıya satıyorum. zengin olmak için patates tüccarı falan olmak lazım.
  • ara güler bir fotografı hatırlamaya değer kılan önemli detayları bir saniyede fotograf karesi içine toplayabilecek esrarengiz bir seziye sahiptir. bunlar öyle vaz geçilmez detaylardır ki eksiklikleri fotografı sıradan yapar, konu ister günlük yaşam, ister ünlü bir kişi olsun, mesajını alır götürür.
    onun özneleri kendini gösterir. belki çoğu onun fotografladığı sinan'ın mimari eserleri ya da picasso portreleri gibi mağrur değildir. ara, birçok büyük sanatçı gibi öznelerini hor görmez, onlara yaşam verir, insan onurunu ve güzelliğini yaşatır...
    ara eğer başka bir çağda yaşamış olsaydı, eserleri dünya uygarlığına ilham veren bir ressam ya da ünlü bir yazar olurdu.

    gökşin sipahioğlu

    magnum photos'da 25 yıl kıdemli editör olarak çalıştıktan ve dünyanın en ünlü fotografcılarıyla tanıştıktan sonra geriye kalan bir avuç eski dost içinde ara'nın yeri bambaşkadır.
    o herşeyden önce çömert, zarif ve esprili bir insandır. tanıdığım en iyi hikaye anlatıcılarından biridir. onun hayatı, birçok ünlü fotojurnalistinde olduğu gibi, anektodlarla doludur. bunlar, hiçbir zaman filme yansımayan sadece fotograf makinalerince kısmen tespit edilmiş olan yüzyılımızın yaşayan anılarıdır.
    büyük bir gelenek olan sosyal belgeselci tarzı benimseyen ara'nın fotograflarında insan tutkusu ve dürüstlüğü görülür. onun hayatında fotograf, sinema ve edebiyat birbirleriyle kesişen ve bütünleşen anlatım şekillerinin bir toplamını oluşturur.

    james a.fox
  • nihayet kendisiyle tanışma şerefine eriştiğim tatlı-sert denen türden ve muazzam espirili üstad. sanatçı diyicem fakat bunu asla kabul etmiyor; foto muhabiriyim ben diyor. magnum photos'un sitesinde kendi fotoğraflarına bakarken -ki 300 tane fotoğrafı var orda- bana "nasıl? benimkiler de pek fena durmuyor diğerlerinin yanında di mi?" diyip bir süre iptal olmamı sağlamış mütevazi insan. sadece "şahaneler" diyebildim.

    ayrıca onun da hayranlık derecesinde bir sebastiao salgado sever olduğunu öğrendikten sonra kendisine olan sevgim daha da bir arttı.