şükela:  tümü | bugün
  • bugün kadıköy'de bri grup bisikletlinin attığı slogan.
  • lastikleri için harcanan petrol üzerinden popülizm yapmaya çalışan sığ insanları göstermiş slogandır. karbon salınımından bile bi haber bu insanlar, üniversitelerinde pankart gösteren güzel kızları görünce koşa koşa yanlarına gidip akşama düşürürüm hayaliyle yaşayan insanlardır. olsundur, çeşitlilik lazımdır.
    canı gönülden desteklediğim bir oluşumdur. fırsat bulduğumda da bisikletimle katıldığım eylemdir.
  • yüz ölçümü konyadan küçük olan hollandaya bakıp hadü büsükletle işe güdüp gelelum diye ağlaklık yapan tipler. özentilik işte, sanarsın ki istanbul hollanda gibi dümdüz de işe gidiş geliş bisiklete binecem bir de. adamın işi evinden 1 km uzakta zaten bırak bisikleti yürüyerek gider, sen çık hadi gültepeden, leventten git bayrampaşaya, sorayım kardeş temden mi gidelim, e-5 ten mi. az biraz gözünüzü açın gerçekçi olun amk.

    not: işe gidiş gelişte servis kullanıyorum, tek başımaysam mutlaka motosiklet, fazla kişiysem otomobile biniyorum, ayrıca bisiklete de haftasonları dağda bayırda biniyorum.
  • binecek yol mu var diye bunu elestirenlerin tamaminin mal oldugu, super slogan.
  • bir heves gidip bisiklet alan fakat istanbul yokuşlarında bisiklet sürmenin çilesini çekip bisikletini şu an satmaya çalışan biri olarak yine de destek verdiğim eylem; adam git kendini çatıdan at demiyor yahu bisiklet kullanımını arttırmak için bir eylem yapıyor en nihayetinde. istanbul gibi bir yerde bisiklet sürmek zor ve zahmetli olsa da bu genel anlamda bisiklet sürme eyleminin sağlıklı ve zevkli bir şey olduğu gerçeğini değiştirmiyor. helal olsun adamlara.
  • bisiklete çevreci pencereden masum değil diyen insanlar, yürümeyi de bıraksınlar. malum metan da karbon emisyonu sonuçta.

    petrol tüketimi ortalama 20 mpg olan bir ulaşım yöntemiyle, 0.1 g/km (lastik aşınmasından dolayı) seviyesinde petrol tüketimi olan bir ulaşım yöntemine dikkat çeken kampanya.
  • şu "hollanda mı la bura, ne pisikleti amuhagoym" kafası da ilginç gerçekten.

    hollanda'yı beğenmediysen sana londra verelim.

    http://en.wikipedia.org/wiki/cycling_in_london

    yanisi, o iş senin cahilliğinle bitmiyor sevgili bisikletsevmez.

    ha, bir de gene zırcahillikten kaynaklanan "eöö, bisiklete binmek için istanbul çok tepeli, çok rererö" safsatası var.

    öküz, şaşkınbakkal'dan fındıklı'ya ofise gitmek için e-5, köprü, bulvar falan derken iniş çıkış var tabii. atla bisikletine, git kadıköy'e, bin vapura, geç karşıya, zort fındıklı'dasın. caddenin yokuşlarını da çıkıver bi zahmet.

    haftasonu yapacak bir iş bulamadığınızda arabayla gittiğiniz alışveriş merkezlerini düşünün. bok mu var? gidin sahile bisiklete binin.

    metroya bisiklet alınıyor, metrobüs'e alınıyor (rush hour haricinde) iett'nin iptidai de olsa bisiklet taşıyabilen otobüsleri var. hepsi daha iyi olabilir. ama sen de bisiklete binersen.

    ben demiyorum ki, bostancı'dan maslak'a bisikletinle git işe. (maslakta çalışıyorsan, niye hala bostancı'da oturursun o da ayrı terane ya neyse konuyla alakası yok) o zaman bin arabana eyvallah.

    ama olmayacak, altı tamamen doldurulamayacak genellemeler de yapma. çünkü o kadarı tamamen senin götünü kaldıramadığından kaynaklı.

    edit: insanların bisiklet konusunda hem bu kadar cahil, hem de bu kadar kesin fikirli olabilmeleri enteresante.

    - "çok yokuş var" klişesi. haramidere rampasını pedallamıyorsun, atıyorsun bisikletini metrobüse, paşa paşa haramidere durağında iniyorsun, sonra odan ne yaparsan yap. ha biraz da istanbul'u bilelim. etiler, bebek diyorsun ya, yokuşun feriştahı orda var işte. ama doğru yolu bilirsen, o dimdik yokuş yerine biraz dolaştıran ama eğimi az şekilde gene çıkarsın oraya. ha diyeceksin ki, metrobüs her saatte var mı? yok. çünkü maalesef senin gibi "bisiklete kim binecek" şimdi diyen üşengeç çok. herkes bisiklete binse her saatte metrobüs de olur. tıpkı almanya'da trenlerde bisikletler için ayrı vagon olması gibi. 100 km ise bambaşka bir konu. elbette 100 km bisiklete binmek hele ki istanbul'da zorlar. ama en azından arabayı alıp çıktığın her an bir düşün "ben acaba bu gideceğim yere araba yerine bisikletle gidebilir miyim" diye. o da birşey. inan bunu hayal etmek, evine 100 km ötede çalışmaktan daha absürd değil.

    - bisiklet yolu mevzusu: "hele bir bisiklet yolu olsun, bakarız" adamcıkları sarmış buraları. bir kere bisiklet yolu şart değil, bisiklet dediğin mevzu karayolunda da kullanılabilir. o yol senin sikimsonik araban kadar bisiklete de aittir. o düz yolda trafik sıkışıklığından vıdı vıdı ediyorsan bisiklete bin.

    bisiklet yolu meselesine gelirsek. başkası da demiş. arz talep meselesi bu. ne kadar çok bisikletli olursa o kadar çok bisiklet yolu olur. ne kadar çok bisikletli olursa, o bisiklet yolundan yürüyen, üstüne parkeden, masa sandalyesini o yola koyan o kadar az insan, ayı, öküz olur.

    - 3 km üstünde acaba hangi işine bisikletle yetişemez bir insan? mesela 5 km diyelim. ortalama bir bisiklet sürücüsü 15 km/h falan rahat basar. yani 5 km rahat rahat 20 dk'da alınır. 20 dakikada yürüyerek mi daha hızlı gideceksin? taksi, dolmuş bekleyerek mi? trafikte sıkışarak mı? arabana park yeri arayarak mı?
  • niyet güzel, slogan yanlış.
    bisiklet yolu var da biz mi binmedik? işimle evim arasında 5 km mesafe var, ideal bisiklet mesafesi, gel gör ki yol yok. bisiklet yolunu bırak yürüyerek gitmek istesem o bile çok zor.