şükela:  tümü | bugün
  • sabah işe giderken fark ettiğim hadise.

    işe gitmek için metrobüse doğru yola çıkmışken bizim sokakta bir kamyon gördüm. sabah sabah uyku sersemi olmama rağmen dedim, ''ulan bu benim arabaya çok yakın park etmiş, tamponu kırmayaydı''. vay babanın şarap çanağına... keşke arabam orada olsaydı da kırsaydı. meğer benim arabanın olduğu yere park etmiş, benim araba yok. gerisi panik halinde eve koşma, validenin yataktan fırlayıp pijamayla sokağa fırlaması, benden beter üzülüp gözyaşlarını tutamaması ve soğuk havayla beraber insanın yüzüne vuran gerçeklik... araba yok.

    ilkin polis aranır, polis bir numara verir otoparklar taranır. telefon her 'dııt' diyişinde bir umutlu bekleyiş, her olumsuz yanıtta azalan umutlar, ve anlaşılır ki araba çekilmemiş çalınmış.

    karakola gidilir, kapıda ''anahtarlar sende mi? camı açık unuttun mu?'' gibi sorularla muhattap olunur. danışmanın oradan yeniden telefonla otoparklar taranır, yeniden bir umut doğar ve yeniden hüzün... aracın çekilmediğine polisler ikna olunca üst kata çıkılır, işlemi yapacak memurun masasının önündeki sandalyeye görücü gelmiş kız misali ilişilir, ofis ortamında evrak işlerinden darlanmış, ellerini tavana doğru uzatıp ''şimdi birini asacam, birazdan birini kesecem, birini çok kötü altıma alacam'' tehditlerini savuran polislerle gözgöze gelmemeye çalışılarak bir yandan polislerin ikram ettiği çay karıştırılır, tutanak faslı başlar. moraller sıfırdır tabi. her üç soruda bir ''ağbi bu ne olur? araba bulunur mu?'' gibi sorular sorulur. karşınızdaki polisin soğuk cevaplarından aslında arabanızın zerre kadar umurlarında olmadığını fark edince umutsuzluğunuz bir kat daha artar. tutanak tutulur, hırsızlık büroya faxlanır ve biz sizi ararız lafıyla uğurlanırsınız. karakolda öğrendiğiniz tek şey, aracın büyük ihtimal belediye çekicisi gibi bir araçla gündüz gözü kaldırıldığı, marka ve modelinden* yürütülen bir tahminle kısa zamanda parçalanacağı ve siz bu entryi okurken parçalarının raflara dizilmiş olacağıdır.

    sonra çevrenizde milletin sorduğu sorularla karşılaşırsınız. her zaman ilk soru ''kasko var mıydı?'' olur. olmadığı söylenince ''yaptıracaktın be ağbi''den sonra herkes çevresine geçmişte arkadaşının başına gelmiş hırsızlık olaylarından bahseder. ortak yorum arabanın parçalanacağı olmasına rağmen herkes farklı bir muhitte olacağını iddia eder. bu konuda adapazarının yüzdeye vurulduğunda diğer mekanların önüne çıktığını söyleyebilirim. önüne gelenin, polise iki, üç bin ateşlemeden bulunmaz yorumlarından sonra size, üç yıl para biriktirme, altı ayda maaşın tamamına yakınını taksit olarak yatırma karşılığı alınan arabanız olmadan hayata devam etmek kalır.
  • bu sabah 5'te başıma gelen olay.

    hırsız açık unutulan balkon kapısından içeri girer, hole ulaşıp bizim pederin el çantası ile asılı duran arabanın anahtarını alır. akabinde peder tıkırdılara uyanır balkonda hırsızla göz göze gelir ama hırsız çevik bir biçimde balkondan atlar ve arabayı çalıştırıp topuklar.

    sonrası 155'i aramakla devam ediyor. ama burada birkaç şey öğrendim,
    1) polis çok çok hızlı bir biçimde geri dönüş yaptı
    2) gencecik hiç polis tipli olmayan arkadaşlar gördüm
    3) bir sürü sivil görünümlü araba etrafta fink attı
    4) olay yeri inceleme ilk gelen polislerden sonra hızlı bir biçimde geldi

    neyse kısaca araç zaten kaskolu ama insan yine de üzülüyor be sözlük. ayrıca kasko açık bırakılan pencere/kapıdan eve girip anahtarı alıp çalınan arabaya ödeme yapmıyormuş (poliçede okudum)

    ne yapmam ne etmem gerek yeşillendirin be arkadaşlar. allah başınıza vermesin.

    edit : telefon geldi gayrettepe karakolundan, araç bulunmuş. çalan orospu çocuğu bir başka orospu çocuğuna satmış (o da beyaz işi yapan bir başka orospu çocuğuymuş aracın plakasını da değiştirmiş) gazi mahallesinde (doğal olarak) çatışmaya girilmiş, araç pert, anasını sikmiş piçin evladı. neyse şimdi top kaskoda, bilgilendirmeyi yaptım. paramı kurtarayım başka bir şey istemiyorum daha..
  • (bkz: 06 bm 2995)
  • yaklaşık 3 yıl kadar önce başıma gelen üzücü olay.
    macera sabah kalkıp arabayı yerinde bulamamanızla başlayıp, acaba başka yere mi park etmiştim sorusuyla devam ederken sizin düldül çoktan yaşantısını ikiz plaka yapılmış halde veya yedek parça raflarını ürün olarak süslemiş halde sürdürmeye başlamış oluyor.
    sonuç olarak giden gitmiştir, gittiği gün bitmiştir.

    sonrasında işte jandarma, polis gelip boş park yerinin fotoğrafını falan çekiyor.
  • eger arabanizin anahtari evdeyse ve evin kapisini kilitlemediyseniz (bakin kapatmadiysaniz demiyorum kilitlemediyseniz diyorum) polis evin kapisinda zorlama yok diye tutanak tutmussa ayvayi yediniz. en kapsamli kaskoyu yaptirin onlarca\yuzlerce bin liralik arabaniz gitti. ya da araba anahtarini tipik ev ahalisi hareketi gibi kapinin yanindaki anahtarliga asmayin.
  • sabah güç bela uyanıp, arabadan çantamı almak için binanın önüne çıktım ama araba yok, ne benim binanın ne de yan binaların önünde yok araba. hayır tam nereye parkettiğimi de hatırlamıyorum ama hiç bi zaman farklı bi yere park etmem. ilk şokun ardından 155 i aradım ve çalıntı ihbarında bulundum. daha sonra telefondaki memur beni şubeye yönlendirdi bir de yazılı beyanda bulunmam için.

    polarımı almak için tekrar eve yöneldim ve bu aşamada aklımda binbir türlü şey var. arabanın kaskosu yok ve daha 20 ay 30 bin tl kredisi var. 20 ay boyunca binemediğim ve 20 ayın sonunda da hiçbir şeye sahip olmak için tam 30bin tl daha ödeyeceğim. acaba arabayi kaçıranlar, bi yerde bırakıp giderler mi tekrar? yoksa çoktan parçacıdaki yerini aldımı arabam? acaba dün aldığım otostopçular bir şekilde anahtarın sinyallerini mi kopyaladılar? çevrede hiç kamera var mı?

    eve girdim ve masanın üzerindeki yarım cips paketini gördüm ve şimşekler çaktı. o cipsi eve doğru yürürken yiyordum ve eve onu yiyerek girmiş, onu da masanın üstüne bırakmıştım. sonra biraz daha düşününce akşam iş gelişi evime 700-800 metre uzaklıktaki marketin önünde ekmek ve birkaç şey daha almak için durmuştum. sonra marketten çıktığım gibi cipsi açıp yemeye başlamıştım ve eve doğru yürüyordum bu esnada. yani arabayı marketin önünde unutup eve yürüyerek gitmiştim.

    tabi bunu hatırlayınca marketin oraya gittim ve arabanın orada olduğunu görünce derin bir nefes çekip tekrar 155'i arayıp kaydı iptal ettirdim.

    bu da böyle bir mallığımdır. umarım bütün çalıntı hikayeleri böyle son bulur.
  • yakınlarda olan bir olay, duyar görürseniz aklınızda olsun;

    araç kapının önünde , sabah kalkıldığında bagaj kilidinin söküldüğü gözüküyor, birinin uğraştığı veya kırdığı sanılıyor, ertesi gün araç çalınıyor. sökülen bagaj kilidi ile aracın anahtarını yaptıran hırsızlar araba kendisininmiş gibi anahtarla açıp binip gidiyor.
  • bir kaç gün önce başımıza gelen olay, dedenin arabası çalındı gitti, polise gitmeceler vs bir sonuç çıkmadı.