şükela:  tümü | bugün soru sor
  • şehir merkezinde ikamet ediyorsanız büyük rahatlık. şöyle ki;

    trafik derdin yok. biniyorsun toplu taşımaya trafiğin sıkıntısını şoför çekiyor, sen kitabını okuyorsun. hele ki metro inanılmaz bir nimet.

    otoparkçı denen servet düşmanlarına kaptırdığınız paraların hepsi cebinizde kalıyor.

    arabayı park etmek için yer bulamam diye gitmediğiniz her yere rahatça gidiyorsunuz, özgürsünüz.

    araç kullanacağınız için içmediğiniz içkiyi gönül rahatlığı ile içiyorsunuz. *

    beni oradan al/oraya bırak diyecek kişilerden kurtuluyorsunuz.

    bir süre sonra oluşan "tuvalete bile arabayla gitme" alışkanlığından mecburen vazgeçip daha hareketli bir yaşama başlıyorsunuz.

    arabayla gitmeniz gereken bir yer olduğunda elinizi kaldırıyorsunuz; tüm sarı arabalar sizin.
  • çok güzel bi şey. sırf yolda kitap okuyorum diye araba almam.
  • boktan bir şeydir. gecenin köründe bir yakınınızın başına kötü bir şey geldiğinde yana yakıla taksi durağı arayınca anlarsınız yolda kitap okumanın değerini.
  • ankara'da yapılması her yıl biraz daha zorlaşan yaşam biçimi.

    ben de toplu taşıma taraftarıyım. otobüs ve metroda kaç tane kitap bitirdiğimi ben biliyorum (oturabilirsem eğer). ancak ankara'da 6-7 dakikada bir gelen ve 22.30'da biten yürüme hızındaki metro seferleri; metro dışında şehir merkezine tek ulaşımın allaha emanet giden minibüsler olması (ki onlar da 23.30 gibi bitiyor); otobüslerin yalnızca 3 vagondan oluşan, şehrin alakasız bir yerindeki metroya, bütün ilçelerden ring servisi görevi görmesi bu yaşam biçimini ne yazık ki çekilmez kılıyor. insanlar sığamıyor o vagonlara, öyle içler acısı bir durum ki...

    tüm şehri aktarmaya bağlayıp aktarmadan para almak da cabası.

    bütün bu nedenlerle ankara'da trafik, istanbul'u aratmayacak seviyeye gelmiş bulunmakta zaten. yani arabalı yaşam da çok mükemmel sayılmaz. mutsuzuz ülkecek.

    ekleme: ring servislerinin de en az yirmi dakikada bir geldiğini eklemeyi unutmuşum.
  • fakir tesellisidir.
  • zor olandır.

    hele hele metropol dediğimiz ve içinde ne tür canlıların yaşadığı yerlerde çokça zor olandır.

    memleketin güllük gülistanlık durumundan olsa gerek (iktidar yanlısı ve çoğunluk olan kimselerin tabiridir) duraklar, metro istasyonları, insanların toplu taşıma için bekledikleri alanlarda bombalar patlıyor.. ve bu istikrarlı bir şekilde gerçekleşiyor.

    arabasız yaşam bu nedenlere itiyor insanları.. malesef zordur.
  • enerji sektörüne bağımlı olduğumuz için memleket olarak hayra yoracağım bir olay olurdur arabasız yaşamak.
  • gecenin bir köründe yakının başına bir şey gelir diye araba alanları görünce daha çok sevdiğim süper olay. zaten ölücez o zaman yaşamayalım amk kafayı kes. arabayı çıkamayacak şekilde sıkıştırdıkları zaman görürüm ben ama yakınıma bi şey olur diye aldım o kadar benzin vergi verdim yaa diye ağlarken.
  • arabasiz yasamayi denedim. ama hergun bir ego soforuyle, bir halk otobusu soforuyle kavga etmekten biktim. kucuk yigenim daha arabadan inemeden kapiyi kapatip cocugun ayagini kapiya sıkıştıran ego soforune gerekeni yaptim. aksama kadar it gibi calisip, gezmeden gelen teyzelere yol vermekten biktim. surekli birilerinin gelip gidip dayamasindan biktim. hangi toplu tasima araclarini kullaniyosunuz soyleyin de biz de satip arabalari kitap okuyalim trafikte.
  • istanbul için sik gibi durum. lan ayağını kıpırdatacak yer yok, adam halen minibüse yolcu alıyor. metro dediğin şeyle gidebileceğin yerler sınırlı. geri kalan güzergahlar için ya çile çekeceksin ya taksilere para kaptıracaksın.