şükela:  tümü | bugün
  • mükemmel warwick ball kitabı. arapların tarihini anlatıyor ama arap diye bildiğimiz çoğu ülkenin vatandaşının aslında arap olmadığını da kanıtlıyor (suriye, lübnan, mısır vs.)
    "her kültür, tarihi kendisiyle ilişkisi çerçevesinde ele alır. dolayısıy-la on dokuzuncu yüzyıldan bu yana dünya tarihine yaklaşımın avrupa merkezliliği şaşırtıcı değildir. belki de bu tarafgirlik dünyanın en güçlü ülkelerinin pek çoğunun avrupa kültüründe kök salması yüzünden abartılmış ve hem “batı” kavramı hem de “batılılık” neredeyse kar-maşık bir kültürler kümesinin basmakalıp ve kaba bir ambalajı haline gelmiştir.böylesi bir yaklaşımın doğru olup olmadığı, “batı” ne kadar “batılı”dır sorusunu akla getirir. başka bir deyişle, “batılılık” aynı zamanda bünyesinde muazzam ölçüde “doğululuk” da barındırır. bu nedenle avrupalıların dünya çapında etkili geleneksel yaklaşımları, avrupa merkezliliğin doğruluğu veya yanlışlığına (ki kendi içinde doğ-ru olabilir) aldırmaksızın, iki açıdan tartılmalıdır. bir kere, avrupa’ya yayılan topluluklar doğu’dan gelmişlerdir. ayrıca, bu kadar “avrupalı” saydığımız uygarlık aynı ölçüde asyalıdır. zaten galebe çalan teması tarif edip yarattığı sonucu incelerken, “avrupalılığın” ne anlama geldiğini açıklamak zorlaşır. nihayetinde “doğu” ve “batı” uygarlıkları ne dışlayıcı ne de birbirinin zıddıdır. uzun lafın kısası, ortaya pekâlâ şu soru atılabilir: “avrupa” nedir?arapların ve türklerin veya fenikelilerin, iskitlerin, perslerin, yahudilerin, hunların ve moğolların hem avrupa hem de asya uygarlığının parçası olduğunu inkâr etmek sadece kanıtlara açıkça meydan okumak değildir. bu uygarlığımızın en önemli bazı eserlerini de gör-mezden gelmektir: onlar en az yunan, romen, norman ve slav parça-larımız kadar varlıkları tanınması gereken ayrılmaz parçalarımızdır. fenikeliler, persler, araplar, türkler, moğollar, hepsi avrupa tarihinin bir parçasına, hem avrupalı hem de asyalı bir parçasına, avrupa’yı tanımladığı kadar, onu avrupa yapan bir parçasına da şekil vermişlerdir. romen veya norman istilaları da, en az arap ve türk istilaları kadar, “avrupa’ya yönelik saldırılardır”.bu dizide niyetim ne doğu’yu batı’yla yarıştırmak ne de “her şeyin doğu’dan çıktığını” ispata çalışmaktır. avrupa’nın alışılagelmiş sınırlarının ötesindeki, az çok batıya doğru yayılan kültürlerin etkilerini “avrupa’nın yayılışının” muadilini ele almak istiyorum. avrupa tari-hi, çok eski zamanlardan beri, hem de girift bir şekilde doğu kökenli topluluklar ve kültürlerle bağlantılı olagelmiştir. bu fevkalade zengin ve karmaşık bir ilişkidir. avrupa sadece bu ilişkiden doğup kendini bulmamış, tarihinin her aşamasında doğudaki toprakların derin etkisi altında da kalmıştır. bu dizi işte o ilişkinin hikâyesidir: yani avrupa’nın kendi hikâyesidir.