şükela:  tümü | bugün
  • araç kullanırken bir hata yapmaktan, bir kazaya sebebiyet vermekten v.b nedenlerle araç sürmekten duyulan korkudur. (amaksofobi) bir kaza yapma, birini öldürme veya yaralama, bir zarara yol açma korkusu yüzünden işin ucu hiç araç kullanmamaya kadar gidebilir. iş bu raddeye geldiyse profesyonel yardım almak, bir psikologa başvurmak tavsiye edilir.

    (bkz: https://www.gesundheits-magazin.net/…utofahren.html)
  • beni araba kullanmaktan alıkoyan korkudur.

    trafiğe çıktığım zamanlar hiç kaza yapmadım. yaya ve araç trafiği olmayan yerlerde arabayı iğne deliğinden geçirecek kadar güzel kullanıyorum. lakin önümde, arkamda bir araba göreyim elim ayağıma dolaşıyor ve acayip şekilde terliyorum. yüz metre ileride yolun kenarında bekleyen bir çocuk bile arabanın önüne fırlayacakmış gibi geliyor. tüm bunlar da araba kullanmayı eziyet haline getiriyor.
  • her şeyin aşırısı gibi bunun aşırısı da kötüdür elbet ama az birazının insanda bulunması iyidir. tetikde durmaya ve dikkatli araba kullanmaya sevkeder. kararsızlık ve aşırı korkaklık da kazaya davetiye çıkartır.
  • 24 yaşıma kadar ehliyet alamamıştım kursa gitmeye cesaretim bile yoktu. psikolog falan derken yazıldım, ehliyeti aldım. ama cüzdanımda çok güzel duruyor. korku kaza yapma korkusu. birine kendime zarar verir miyim korkusu? başımıza ne zaman ne geleceği belli değil tabiki ama yine de kendine güvenmeme değil karşındaki yayaya sürücüye güvenmemek. kontrol bende olmayınca da tedirgin oluyorum
    daha ne kadar sürecek bu durum bilmiyorum. ısim gereği günde defalarca kaza görüp sonuçlarına katlanan insanlara tanık oldukça daha da çok korkuyorum.
  • bugüne kadar geçemediğim sınav yapamadığım iş kalmadı. ta ki araba sürene kadar. sanırım ben bu işi yapamıyorum. araç sürmek fobi haline geldi. korkuyorum yolda kalacağım veya kaza yapacağım diye. ve yine bana otobüsler yine metrolar gözüktü anlaşılan. ehliyet kursuna verdiğim paranın canı cehenneme!!
  • bir ay kadar aynı kısa mesafeyi gidip gelin. bir süre sonra cesaretiniz yerine gelince e-5 gibi kalabalık bir yola çıkın. 2 yıl içerisinde doğduğunuzdan beri araba kullanıyormuş gibi hissedeceksiniz.
  • korku çoksa normaldir. herkes araba kullanacak diye bir kural yok, ani bir frenleme durumu olur zamanlamayı kaçırır birine çarparsın adamın da hayatını kaydırırsın kendi hayatınıda. bırak, olmuyorsa olmuyor.
  • yaşıtlarım arasında arabası olmayan kalmayıp da bir yaya ben kalınca, çevreme karşı durumu kurtarmak için sürekli başvurduğum yalandır.

    ayrıca bu yalanı, araba alacağım parayı en iyi restaurantlarda yediğim yalanıyla da sürekli desteklemek zorundayım.

    birgün gerçekten param olup da araba almış olsam, bu sefer de korkumu nasıl yendiğim hikayeleri uydurmak zorunda kalacağım. yalan yalanı doğuruyor işte.
  • biliyorsunuz ben daha geçen sene ehliyet aldım! evet evet daha geçen sene aldım. almazdım da işte artık gururuma dokunan rüyalar (bkz: #62158622) görüyordum, gideyim başvurayım da hayatım daha boktan olsun, bir de bununla kendimi yiyip bitireyim diye kendimi motive ettim. yeri geldiğinde kafası zehir gibi çalışan bir adamım sonuçta!

    sonra güzelim sürücü kursuna kaydımı yaptırdım. sınavda soruları canavar gibi cevaplayıp, şahane bir şekilde geçtim. lakin asıl iş, canına yandığımının direksiyon sınavı vardı. bende de zerre direksiyon yok. neyse dedik, bana verdiler bir hoca, hadi gidin sürün. ona da iyi dedik, paşa paşa sınav güzergahına gittik. hacı, hoca da bir garip adam çıkmasın mı, zerre direksiyon bilgim olmadığını söylememe rağmen, "hadi sür" gibi direktifler veren bir adam. araba sürmeye istekli olmamı anlayamayan, "ya daha 18 yaşına yeni giren çocuklar nasıl istekli, sen nasıl olmazsın" gibi saçma saçma şeyler söyleyen garip bir adam. o'na dedim halbuki, "babamın bile ehliyeti yok, arabamız hiç olmadı, ondan sebep hiç isteğim olmadı" dedim ama işte dedim ya garip bir adam. sonra adamla sürekli tartışmalar eşliğinde geçen bir direksiyon hazırlığı sonrasında yer yer "aha öğrendim" ile "yok yau ben bu işi siksen yapamam" arasında bir duruma geldim. tam bütün umudumu kaybetmek üzereydim ki, işyerinde yakın bir zamanda araba alan bir arkadaşımın başından geçen bir olayı anlatması özgüvenimi yerine getirdi.

    arkadaşım o zamanlara yakın bir zamanda araba aldı. arabayı işyerine yakın bir yere arabanın eski sahibi bir kadın ve onunla beraber başka bir kız arkadaşı teslim etmeye getirmiş. arkadaşımın da şoförlüğü yok gibi bir şey. işyerindeki bizim eyüp'e "senin şoförlüğün var mı, arabayı almaya gidelim" diyor. o da "var" diyor. eşek! gidiyorlar arabayı almaya. kadınlar diyor ki "öncelikle hayırlı olsun, kadından temiz araba aldınız. sonrasında bizi altunizade metrobüse bıraksanız olur mu?". arkadaşım, eyüp'e bakıyor. eyüp de "olur" diyor. öküz! eyüp direksiyona geçiyor, arabayı çalıştırıyor ama arabayı bir türlü kaldıramıyor, olmuyor. meğer eyüp'ün de şoförlüğü yok. "kadınlara söz verildi, ne yapsam" diye düşünen arkadaşım geçiyor direksiyonun başına. o da aracı kaldıramıyor. kadınlar "ya biz en iyisi çok şeetmeyelim, bi şekilde gideriz" diye korkuyla kaçmaya çalışırken bir anda hareket etmeye başlıyorlar. 10 dakikalık yolu, 1 saatte, 20 defa stop etme ve kan ter içinde kalarak gidiyorlar. kadınlar arabadan "allahım sana şükürler olsun hayattayız" şeklinde terk ediyorlar. sonra da bizim kafadarlar arabayı işyerine sağ salim getiriyorlar. arkadaşım şu an canavar gibi araba kullanıyor ama bu "aslında herkes zamanında senin gibi, zamanla normale geliyor" alt metinli hikaye beni kendime getirdi ve o özgüvenle tek seferde misler gibi direksiyon sınavını geçtim ve hayatımda ilk defa beğendiğim bir fotomun olduğu resmi bir belgeyi almaya hak kazandım.

    lakin aradan geçen süre içinde araç sürmeyi sanırım unuttum, çünkü araba almadım ve başkasının arabasını da kullanmadım. içimden gelmedi. bu başlığı bugün görüp, bugün yazılanları okudum ve sonrasında güzellik uykuma geçtim. uykumda nasıl bir rüya gördüm dersiniz? elbette ki yine saçma bir rüya!

    daracık, göt kadar bir yol var. yokuş da biraz. yukarı çıkmaya çalışıyorum, altımda da doblo var ne hikmetse. yokuşun ortasına çok alakasız bir ışık koymuşlar. ışıkta durduk, yan yana 3 şerit. bir anda, çat diye karşımızda da 3 şerit halinde bir sürü araç belirdi ve aynı yolda biz yukarı çıkacağız, onlar da aşağı inecek. ulen fiziğe aykırı bir durum var bir kere ama yeşil yanınca ben bir anda yine pedalları karıştırıyorum ve araçlara tatlı vuruşlar yapa yapa yukarı çıkmaya çalışıyorum. karşıdaki araç sahipleri bana bağırıyor ben de sırıtıyorum. sonra "iyi len aha durdum siz geçin amuniym" diyorum. işte tam o anlarda ikindi ezanını okuyan hocanın sesine uyanıyorum. sabah ezanı zannedip, "ulen ne ara sabah oldu, kim gidecek şimdi işe" diye hayıflanırken, yavaş yavaş kendime geliyorum ve babamın olmayan arabasını neden kaçırmadım ki diye kendi kendime söyleniyorum!
  • zamanında bende olan korku.

    şimdi mi;

    20'yle gidilen yolda 60 basıyorum. sürekli dip gaz kalkıyorum.

    trafiksiz en düşük hız 90

    boş yol gördüm mü affetmiyorum.