şükela:  tümü | bugün
  • aşk şarabı içmesi hoştur şaşkın
    şarap peşinden koşmak boştur şaşkın
    der erkin baba bir şarkısında bu konuyla alakalı.
  • tevafuk ister, niyet ister, tedbir ister, tevekkül ister.
  • şok şahane söz.

    atalar bu işi biliyor. bi de bize bak.
  • imanlı insanlar bunu "tesadüf yoktur tevafuk vardır" diye düzeltirler. hayatta karşılaşılan her olay veya kişiyle etkileşime girmenin bi sağlayıcısı ve kendi yolculuğuna bi etkisi/katkısı vardır, bu yüzden de bi sebebi vardır anlamında.
    iman etmekle aramızda şekile dayalı kabulsüzlükler var ve "iki iki dört" netliğinde değilim ( "henüz" diye eklemek isterdim ama ilerisi için de pek umudum yok).
    neyse..

    bitmez tükenmez "kafa dengi" arayışlarımı tesadüflerin eline bırakıp etrafımda kuru kalabalık yaratma ve sonrasında da o insanlardan silkinip kurtulamama, bi şekilde sorumlu olma fobisi yüzünden hep "seçmece" davranmaya çalıştım. toplumsal kodlanmanın dayatması sonucu bilgi,zeka ve birikim düzeyiyle uyuşma ihtimalim olduğu insanları hep kendi bakış açıma uygun sosyal çevrede aradım. oradan eli boş dönünce aramaktan vazgeçtim, kendime döndüm. iyiydi böyle..
    ta ki
    kudret ve aşırı özgüvenli ailesi ile tanışana kadar.
    ömrümce aradığım leb demeden "mis gibi taze kavrulmuş leblebi kokusu"nu anlayan ve bunu anladığını uzun ve sıkıcı açıklamalar yaparak değil tek kelimelik bi imayla belli eden insan, toplum dayatmalarının gösterdiğinin tam aksi yönde orda oturuyordu işte. "meğer ki rastgel"mişti. nası da karşılıklı aynı duygular içindeydik!
    insan kalabalığından umudu kesmişken hem.
    inanç diyalektiğindeki özgür ifade nası da kendine zemin bulup yeşerdi,dallandı,çiçeklendi!
    kimsenin ilgilenmediğini zannettiğim meraklarım nası da aynı coşkuyla muhatap buldu!

    dostoyevski'nin "mümin"liğinden girip herman hesse nin savaş karşıtlığına, yaşar kemal in kitaplarında kurduğu cümlelerin kadim bilgeliğinden orhan kemal in nobel'i hak edip etmediğine savrulduk. oradan toparlanıp, insanın kendi gelişiminde verdiği mücadelede bi sağlama aramasının, yüksek ve uhrevî bi merciiden "sen oldun" belgesi beklemesinin ve hep bi ehliyet ihtiyacının doğru/ yanlışlığı üzerine konuşturduk fikir açıcılığımızı. söylemek istediklerim nihayet karşılık buldu, anlaşılmazlara karışıp uzayda kaybolmadı.
    insana varoluşunu hissettiren bi "mind blowing" !

    "ametist benim burcumun taşı" dedim, "benim de" dedi adam yahu!
  • "the lost and wandering souls" / thomas wolfe.