şükela:  tümü | bugün
  • 1981'de bülent ecevit'in haftalık olarak çıkarmaya başladığı ve 54. sayıdan sonra kapanan dergi 35 yıl aradan sonra aynı isimle çıkmaya başladı.

    yeni çıkan arayış dergisi'nin ilk sayı kapağında bülent ecevit yer alıyor. siyaset ve kültür dergisi olarak bundan böyle aylık olarak çıkacak olan arayış'ın mayıs sayısında zülfü livaneli, musa eroğlu, uluç gürkan, süleyman çelebi, bora gezmiş, mehmet ali çelebi ve umut oran gibi isimler yazıyor.

    yolları açık olsun.
  • gördüğümüz yerde destekçisiyiz.
  • 81 döneminin bütün sayılarına sahip olduğum dergidir. zamanında bir sahaftan tanesi 1 tl olmak suretiyle satın almıştım. karaoğlan olmasa da onun ruhunu yakalayabilirlerse takip edilmelik olacaktır.
  • nazım hikmet kapaklı haziran sayısında i sunay akın nebil özgentürk ,nevşin mengü ,uluç gürkan ali ismail korkmaz'ın abisi gürkan elvan, berkin elvan'ın sami elvan, ali tezel, olcay bağır , süleyman çelebigibi isimler yazmıştır.
  • bülent ecevit'in çıkardığı ilk arayış'ın bürosu nenehatun caddesi üzerindeydi yanlış hatırlamıyorsam. 1981 yılı olsa gerek; yazıya çiziye hevesli bir genç olarak, belki uygun bir iş vardır düşüncesiyle çalmıştım kapılarını. salona alıp 'bekleyin' demişlerdi.
    bir süre sonra, çok meşgul olduğu her halinden belli bir hanımefendi geldi, 'hoşgeldiniz' deyip masasına geçtikten sonra 'buyrun,' dedi; 'ziyaretinizin sebebi ne idi?'
    ne idi sahiden? hanımefendinin nazlı hanım olduğunu anladıktan sonra kısa süreliğine de olsa bir ketlenme hissetmiştim zira. durumumu kısaca arz ettikten sonra talebimi söyledim yarım yamalak.
    'anladım,' dedi. sonra 'şu an için kesin bir şey söyleyemeyiz ama düşünelim bakalım. adınızla birlikte bir telefon numarası bırakın olmaz mı?' diye ekledi. uzattığı kâğıdı kalemi alıp yazdım istenenleri.
    teşekkür edip ayrılırken salona açılan küçük odaların birinde daktilonun başında çalışan birisi gözüme ilişti. 'acaba o muydu?' diyerek çıktım daire kapısından. apartman kapısına geldiğimde emindim artık, oydu. bülent bey...
    birkaç gün sonra, ben evde yokken dergiden birisi aramış ve babama talebimle ilgili şu an için bir şey yapamadıklarını, dolayısıyla üzüntülerini bildirmişler. akşam döndüğümde babamın 'oğlum başka iş mi yok? şu zamanda ecevit mecevit, dergi mergi… başımıza iş mi açacaksın?' zılgıtını yediğimi de hatırlıyorum...