şükela:  tümü | bugün
  • olası nükleer veya biyolojik bir saldırıda içine saklanabilir derecede sağlam olan bulaşık makinesi. bu makineden 23 sene önce ailem satın aldı, satın aldıktan 1 sene sonra ise yeni taşındıkları evde hazır olarak aynı makinenin hiç kullanılmamış olanından bulunuyordu. iki tane bulaşık makinesi kullanmak saçma olduğundan bir tanesini depoya kaldırdık ve 22 sene beklettik. diğer makine 22 sene boyunca sorunsuz kullanıldı fakat bu günlerde (bozuldu demiyorum lakin bozulmadı hala tıkırında) yıkama performansı biraz düştüğü için depodaki 22 senedir çalışmayan makineyi çıkartıp bağladık. 22 sene hiç çalışmamış olan makine şu anda gık demeden çalışıyor ve çok iyi temizliyor.
  • bulaşıkların yanında bisikletimin ayna kolunu, çarklarını, kasetini, motosikletimin zincir ve motor üst kapağı dahil sökülebilen her parçasını bunda yıkıyorum mis gibi de çıkıyor. 92' model kendisi.

    nasıl makineymiş arkadaş.

    edit: arada sırada yıkamanın tam ortasında uyuyakalıyor. çevirtmeli yıkama evresi düğmesini elimle ittirip vurduruyorum, çalışmaya devam ediyor. yaşlılık.
  • 15 seneden fazladır evde kullandığımız bulaşık makinesi. "bir alet bi kere bile olsun sorun çıkarmaz mı" dye sorduğum sayılı makineden. portakal sıkacağı bile bozuldu, o bozulmadı..
  • içine beni koysalar yıkayacak sanırım. 22 yıllık bir tanesi evimizde taş gibi duruyor. bugün parlatıcı gözünü çözmek için uğraştım sadece biraz. annelere göre hazırlanmış.
  • 91 kasa olani evimizde hala tas gibi calismakta. anitlar kurulundan izin cikarabilirsek restore etmeyi dusunuyorum.
  • yazılanları okumadan evel bi tek bizim evde kaldığını düşündüğüm ve başlığı okumamla şak diye bitiş sesini duymam sonucu -noluyoruz lan demem.

    nice senelere my lady
  • bundan her evde bir adet bulunurdu bir dönem,bizdeki asil görevini tamamlayıp yazlığa tayin olduktan sonra 2011 yazında emekliliğini isteyip aktif çalışma hayatına resmen kendi isteği ile son verdi.üst kattan "durun lan ben incem" diyerek hareketlendiğini ve sağa sola su saçışını hatırlıyorum en son.yediği bu naneye rağmen bile ev ahalisinden kimse kendisine kızmamıştır.zira 20 küsür yıllık emeği&hatrı başka hiç bir beyaz eşyada olmadığından bu son taşkınlığını gayet olgunlukla tüm aile sineye çekmişti.şimdi kendisi muhtemelen "jilet" olmuştur veya bir hurdalıktan diğerine akıyordur ama işin özü aynı anda hem çok anaç hem çok babacan makine idi bizim leydimiz,buraları okuyorsa şimdi yerine aldığımız bol düğmeliyi kimse sevmedi,gözümüz hep seni arıyor.
  • resimlerine baktım da 90'larda satın aldığımız makina bu. halen abim tarafından aktif olarak kullanılıyor. 22 yıl efsanesine ben de kefilim. işte böyle böyle adımız viralciye çıkıyor.
  • babamın dükkanında vardı bunlardan. çatır çatır satıyordu. o zamanlar boğazımızdan geçen rızık bu bulaşık makinesinin sayesindedir. ya da makinasının. neyse lan zaten "matarama su ko" bile çözemedi (bkz: #27127411).

    neyse azizim mesele o değil. yine böyle soğuk bir ankara ayazı vardı dışarda. o zamanlar şehre kar yağdığında tatil beklentisi yok, ayrıca pederin de inisiyatif alıp okula göndermeme niyeti yok, yani sike sike gideceksin.

    dükkan evin olduğu binanın alt katındaydı. okula giderken harçlık almak için pederin yanına uğradım. ben dükkana girip kapıyı kapattıktan sonra, bıyığı alt dudağına kadar sarkmış bir adam ve elini sıkı sıkıya tuttuğu ben yaşlarda bir kız girdi içeri. ben hayatımda şivesiyle görüntüsü bu kadar zıt başka bir adam görmedim arkadaş. adamda kessen bir yorganı teşekkül ettirecek bıyık var ama nasıl kibar nasıl öztürkçe konuşuyor anlatamam.

    ben tabi bu zıtlık karşısında kıza odaklanamıyorum, gözüm yorganın hammaddesinde. adam konuştukça bıyık ileri geri gidip geliyor ama ağzını görmek imkansız. bıyık okuyan biri için ideal bir tip.

    bu arada adamla kızı, peder karçlığımı bana uzattığı sırada gelmişti. bana vereceği paranın meblağından utanmış olacak ki hemen cebine koydu ve müşteriyle ilgilenmeye başladı peder. milletten utandığı parayı oğluna verebilen ender adamlardandı.

    neyse adam "leydi 170 var mı efendim" dedi. o zamanlar piyasanın tekeli arçelik'te olduğundan, beyaz eşyaların başına marka eklemek mantıksız sayılırdı.

    "var efendim" cevabını vererek hareketlenen peder, müşterisini birazdan kendisine pankınot olarak dönecek bulaşık makinesinin/makinasının yanına davet etti. adam streçlenmiş cihazı, sanki dışardan bakınca çalışmasını anlayabilecekmiş gibi incelerken, ben de nihayet dikkatimi ondan alıp kızına vermiştim. son derece tatlı bir kız olduğunu hatırlıyorum, bir de schindler's list filmindeki kızın kırmızı gocuğuna benzer bir şey giydiğini. ha bir de adının leyla olduğunu...

    adamın elleri ve bıyıkları hala streçlerin üzerinde geziniyordu. ben ise bir yandan pedere "hadi lan geç kalıyorum ver şu parayı da siktirip gidelim okula" bakışı atarken bir yandan da kıza gülümsüyordum. adamın kendini streçten, bizi stresten uzaklaştırması on dakika kadar sürdü. yine kibarlığını bozmadan "ne kadar diyorsunuz buna efendim?" diye sordu. babam "x lira efendim" dedi. "efendi"lerin böyle havada uçuştuğu sırada, pederin adama söylediği fiyatla bana verdiği harçlığı mukayese edip ağız dolusu sövdüm içimden.

    on saniyelik bir pazarlık sürecinden sonra parayı uzattı kibarbıyık, sonra da teslimat için evinin adresini yazdı. çıkarken kızının elini tekrardan öyle bir tuttu ki, kızın kelepçelerinin sadece dükkanımızda çözüldüğünü ve sadece benim yanımda özgür kaldığını düşündüm. hayal dünyamın tavan yaptığı dönemlerdi...

    babasının mahkumiyetinde dükkandan çıkarken arkasına dönüp bana gülümsedi. son derece tatlı bir kız olduğunu gülümsemesinden hatırlıyordum demek ki. gocuğunu ise yıllar sonra adı geçen filmi izlediğimde "zorunda olmasa kim giyer abi böyle sikik şeyleri" dediğimde hatırlamıştım. ismi ise leyla 170 kod adıyla kaldı zihnimde. evet öyle kodlamıştım. kodlayamadan ezber yapamayanlardanım hafız, bir de telesekretere konuşamayanlardan.

    ne zaman makineye/makinaya bulaşıkları dizsem leyla 170 geliyor aklıma. daha bir temiz görüyorum bulaşıkları, mahzun oluyorum. benim romantizmim de bu kadar oluyor, öküzüm biliyorum.

    bu arada, o gün o salaklıkla hem harçlığı almayı unutmuş hem de okula geç kalmıştım. peder mi unutturmuştu acaba lan? bak hatırlayamadım şimdi. keşke kodlasaydım. peder 170...
  • ailemin 1992 yılından bu yana aktif olarak kullandığı bulaşık makinesi.

    hatta an itibariyle bulaşık yıkamaktadır.

    şimdi anneme sordum, babamın 600 lira olan memur maaşının tam yarı fiyatına satın almışlar.
    adamcağız bu yılbaşı emekli oldu lakin aldığı bu bulaşık makinesi 26 yıldır tıkır tıkır çalışmaya devam ediyor.