şükela:  tümü | bugün
  • ilk dortlukteki sozleri "elim elin ardinda on yedi beni" yerine "helime'nin (halime) ardinda onyedi belik(sac orgusu)" seklinde olan turku.
  • sözler itibariyle pek bir acıklı olan, her dinlediğimde beni duygulandıran, şükriye tutkun tarafından pek bir güzel yorumlanan türkümüz. severiz, bağrımıza basarız.
  • rumeli türküsüdür. halime isimli genç bir kızın ölümü üzerine yakıldığı rivayet edilir. ailesi halime'yi sevmediği birine (ismail) vermeye kalkınca, kına gecesinin sabahında gençkız kendini denize salar. haberi duyan recep'in de kızın peşinden sulara açıldığı söylenir. olay tekirdağ'ın kayı köyü'nde geçer derler.
  • aslına bakılırsa dünyanın en eski ve her zaman acıtan o klasik ölümle sonuçlanan kavuşamama hikayesidir bu türküde de anlatılan. hindistan'da da vardır, italya'da da, bizim trakya'da neye olmasın beyau? olur em de en kralından olur.
    popüler bir yaklaşımla bu türkünün kahramanları için trakya'nın romeo ve juliet'i diyebiliriz. tami şu şekilde demek lazım gelir: trakya'nın romeyo ve culiyet'i.

    bu arada türkünün sözlerindeki değişiklikler, hikayenin temelinde bazı tartışmaları beraberinde getirmektedir. aşağıda bazı örneklerle üzerine gidelim baaklım:

    en can alıcı bölümü olan,

    alıverin feracemi annecim diksin
    o gıymatlı ismail'e kendisi gitsin

    bölümü, yerel yorumlarda:

    alıverin feracemi annecim giysin
    o gıymatlı ismail'e kendisi gitsin

    şeklinde söylenir. ki böylesi daha mantıklıdır.
    feraceyi annenin giymesi, kızının yerine geçmesi anlamında kullanılmış olur.
    o zaman da kızın evlenmek istemediği ama annesinin evlendirmek istediği
    o gıymatlı ısmayıl (ismail)'e kendisi gitsin tavrı da daha bi yerine oturuyor.
    çok teknik oldu di mi?
    oysa insanın içine ateş gibi düşer türkünün bu bölümü, teknik meknik hikaye.

    bu arada gayet güzel ve geleneksel bir yorumunda sözlerin bazıları ve yerleri oldukça değişiktir
    (trakya yerli aazı ile sülendii gibi yazmaa çalışçam):

    arda boylarına ben kendim gittim
    dalgalar vurdukça can teslim ettim
    uyu uyan ercebim* senin olayım
    ardalar aldı ya nerde bulayım

    alıverin ferecemi** anneciim giysin,
    o gıymatlı ismayile kendisi gitsin
    ah annecim vah annecim yaktın a beni
    bu genç yaşta denizlere attin a beni

    saat 5'te vardım al beni diye
    yarın alay*** gelecek, almam dedi ye****
    ercebim ercebim yaktın a beni
    gavur mezarına soktun a beni

    arda boylarında sarı karınca
    nerelere varayım sabah olunca
    uyu uyan ercebim ben gidiyorum
    şavıklı***** dünyamı terk ediyorum

    * ercebim: recebim
    ** ferecemi: feracemi
    *** alay: düğün alayı olsa gerek
    **** dedi ye: dedi ya
    ***** şavıklı: şavklı: ışıklı

    bu arada bu türkü ile ilgili en uzun metin aşağıdaki gibidir ve hikayenin seyri hayli değişmektedir. bu sefer seven gençleri ayıran kızın babasıdır örneğin.

    arda boylarına ben kendim gittim,
    dalgalar hurdukça can teslim ettim.

    arda boylarında ardıç yarallar.
    ercebi beğenmediler, zengin arallar.

    en güççük gardaşım gitme dedi ye,
    şu bubamın dilleri beni yedi ye.

    gitmeyecem ana gara durana,
    - buban meram annamaz, yalvar ağana.

    ardalar boyunda zerdeli ağacı,
    bubamm dilleri zehirden acı.

    ardanın suları bal gibi akar,
    beem imansız bubam paraya tapar.

    şoşa boylarında tomafil durdu,
    imansız bubam paraya doydu.

    gırcalı şoşasından tomafil geçer,
    beem imansız bubam ırakı içer.

    saat beşte vardım al beni diye,
    - yarın alay gelecek, alman dedi ye.

    arda boylarında sarı karınca,
    nerelere varayım sabah olunca.

    ardalar boyuna ben kendim gittim,
    kendimi atmaya çok esap ettim.

    arda boylarında tikili saban,
    - orda geçit yok, dedi, bağırdı çoban.

    ercep dedikleri tuttu belimden,
    ardalar aldı ya ercebim elinden.

    arda kenarına düşünüp gittim,
    dalgalar hurdukça can teslim ittim

    mezar taşlarında gırmızı yazı,
    dalgalar aldı ya gelinlik gizi.

    gara duran dedikleri bir gaplı meşe,
    beem sevgili ercebim bir top menekşe.

    gidin bulutlar, gidin, diymene gidin,
    diymende ercebe çok selâm idin.

    uyu, uyan ercebim, ben gidiyorum,
    şu şefaklı dünyayı terkediyorum.

    uyu, uyan ercebim, senin olayım,
    dalgalar üstünde gelin olayım.

    arda boylarını delik mi sandın,
    süğüt bıdaklarını pelik mi sandın.

    hayva, hayva ercebim, senin olayım,
    ardalar almış a, nerde bulayım.

    hayva, hayva ercebim, yaktın a beni,
    gâvır mezarına soktun a beni.

    ardanın boyunda ılgm kökleri.
    nerde galdı ercebin saat köstekleri.

    ardanın suları akmaz oldu ya,
    ercebin davulları ötmez oldu ya.

    ardanın suları aktı duruldu,
    beem ercep yavuklumun boynu buruldu.

    arda boylarında bir sürü guzu,
    ardalar aidi ya kınalı gizi.

    arda boylarında ılgın olur mu,
    ilgın yaprağından yorgan olur mu.

    ardalar boyunda bir sıra erik,
    dalgalar üstünde bir arka pelik.

    geçin ingeler, geçin, kınama geçin,
    suğuk sular getirdim, buz gibi, için.

    ardanın sulan ılgın boyunca.
    suyumu koysunnar haranı dolunca.

    arda boylarına urgan gerildi,
    urganın üstüne çiyizim serildi.

    ardalar boyunda bir sıra eşek,
    ben bıraktım bubama on altı döşek.

    yakın ingeler, kınamı yakın,
    yarın alay gelecek, doyunca bakın.

    ötten gelen ceketim dar geldi bana,
    anamdan ayrılmak zor geldi bana

    çığırma ana, çığırma, selime burda,
    selime gizin arda boyunda.

    ardanın boyunda tikili gazık,
    kimseye diğil, anama yazık.

    bayrak tikildi alay gelecek,
    beni imansız bubam kime verecek.

    arda boylarında bir gara gatır,
    benden aldığın paralan bankaya yatır.

    ardanın boyunda gandiller yanar,
    gandiller şavkında düşmanlar oynar.

    arda boylarını duman bürüdü,
    kınalı ellerim çayda çürdü,

    arda boylarında potin izleri,
    görmesin katil bubam cennet yüzleri.
  • bu türküden sonra, trakyalı olsun olmasın, kaç arkadaş çocuğuna "arda" ismini koydu bi bilseniz...
    öyle bir türküdür bu.
  • bulgaristandaki rodop daglarinin eteklerinde uzanan arda nehrinin boylarini anlatan guzel bir rumeli turkusu.
  • güzel sözleri ile babama esin kaynağı olarak kardeşimin isminin arda olmasında büyük rol oynayan, insanın içinde bir sızı oluşturan, arabesk bir tat bırakan türküdür.
  • babaannemin kardeşimle bizi geceleri uyutmak için söylediği, çocukluğumda bende travma etkisi yaratmış, bence bulgaristan yöresinden çıkmış en güzel türküdür.
    hikayesi zaten sözlerine bakınca anlaşılabiliyor, ama enteresan bir şekilde hikayede geçen recep isimli karakterin bulgaristan'dan türkiye'ye göçen grup içinde olduğu, dahası bursa'da hürriyet semtinde yaşamakta olduğuna dair çok yoğun söylentiler vardı. hatta babaannemin arkadaşları bu adamı işçi olarak çalıştığı fabrikaya varıncaya kadar detaylı bir şekilde tasvir etmişlerdi.
    ama bu da demektir ki bu türkü o kadar da eski değildir, en eski ihtimalle 1950'lerde bu hikaye yaşansa, o zaman da o yörenin karaketistik bir tütküsü haline gelmesi için geçen süre kısa geliyor bana.
    bu türküyü ne zaman dinlesem gözümün önüne kendini arda nehrine bırakan bir kız silüeti gelirdi, zaten arda nehri kurumadan kendini bu şekilde öldüren insanlar oldukça fazla imiş. tıpkı dedemin annesinin evden işe gidiyorum deyip çıkmasının ardından yaptığı gibi. hatta arda nehrinin kurumasına bu yüzden sevinenler bile olmuş bulgaristan'da..
  • dinlediğim an ağlamaya başladığım türkü. duygusal kriptonitim bir nevi.**
  • şükriye tutkun'u sevmek için bir neden.