şükela:  tümü | bugün
  • ıı. dünya savaşı'nda normandiya çıkarması sonrasında, avrupa cephesindeki en büyük muharebedir. almanya'nın kullandığı harekât adı: unternehmen wacht am rhein yani ren savunma harekâtı, abd'nin kullandığı harekât adı: the battle of the bulge yani çıkıntı muharebesi'dir. rundstedt taarruzu olarak da bilinir.

    alman cephesinde bu taarruzun kod adı herbstnebel'dir. ardenler bölgesinde, son bir umutla ve almanya dışındaki birliklerini kurtarabilmek amacıyla, alman ordusu, müttefik orduları'na karşı 100 km lik bir hatta tanklardan örülmüş bir cephe zinciri oluşturmuşlardır. general bernard law montgomery komutasındaki müttefik orduları bu ani saldırı karşısında bozulmuş ve ilerleyişleri durmuştur. almanların şiddetli ateş gücü karşısında müttefikler çok ağır kayıplar vermişlerdir ve buna rağmen general montgomery çok azimli bir direniş göstermiştir. müttefikleri çember içine alma şansını ele geçiren almanlar, bu başarı karşısında kendinden geçen adolf hitler'in paris'e yürüyüş emri vermesiyle mevkilerini terk etmişlerdir. oysa alman ordusunun paris'e gidecek yakıtı mevcut değildi. bu hattı koruyarak müttefikleri tamamen imha etme şansını böylece ellerinden kaçırdılar.

    tank savaşında george smith patton ve amerikan 12. ordular grubu komutanı general omar bradley'in savaş yönetimindeki başarıları sayesinde müttefik orduları alman taarruzunu durdurmuş ve ardenler'i aşarak almanya'ya ilerleyişlerini sürdürmüşlerdir. almanların ise bu savaştaki en büyük kazancı yurt dışındaki mekanize birliklerini kurtarmış olmasıdır. bu savaştaki başarısından omar bradley, 5 yıldızlı generalliğe terfi ettirildi.
  • pili bitmek üzere olan alman ordusunun ya herro ya merro diyerek, kar yağışını fırsat bilip, 1944 sonunda batı cephesinde müttefik güçlerine yaptığı taarruz.

    2.dünya savaşının sonuna gelinmektedir. alman ordusu bitik vaziyettedir. elde avuçta aktif kullanımda 100 civarı uçak kalmıştır. kalanları yakıtsızlıktan uçamamaktadır. doğu cephesi daha şiddetli çarpışmaları barındırdığından bu uçaklar ruslara karşı kullanılmakta, batı cephesinde ise luftwaffe uçurtma uçurmaktadır.

    ruslar bagration harekatından sonra polonya'nın doğusuna kadar gelmiş fakat ondan sonra balkanlara yöneldiğinden doğu cephesinde bir kaç aylık sessizlik durumu hakim olmuştur. bunu fırsat bilen almanlar zırhlı birliklerini batı cephesine kaydırıp müttefiklere saldırmaya karar verirler.

    aylardan aralıktır ve kar yağmaktadır. abd ve ingiliz uçakları bu yüzden uçuş yapamamakta en büyük kozları olan hava gücünden mahrum şekilde havanın düzelmesini beklemektedirler. gerd von rundstedt ve walter model komutasındaki alman batı ordusu, bütün bu durumları fırsata çevirip saldırıya geçerler. hava kuvvetlerinden yoksun müttefik ordusu çöker ve cephe kabak gibi yarılır. müttefikler şokta almanlar ise zafer sarhoşluğu içindedir. amaç belçika'da bulunan antwerp limanını ele geçirip müttefiklerin lojistik hattını felç etmek ve uzun bir süre saldırıya geçmelerini engellemektir.

    almanlar saldırının başarılı olması neticesinde bir anda kendilerini belçika'nın içlerinde bulurlar ve ilerlemeye devam ederler. bu esnada alman komandolarda casus olarak müttefiklerin içine sızıp bir darbe daha indirirler.

    tüm müttefik ahalisi büyük bir şok içindeyken, müttefik orduları komutanı eisenhower kendince çok doğru bir saptama yapar ve alman saldırısının uzun sürmeyeceğini fark eder. kuşatılmış askerlerine siper kazıp almanları oyalamasını emreder. bu alman taarruzunun sıkıntıya düştüğü ilk durumdur. ikincil olarak ise saldırının başarısıyla tanrının kendisine işaret verdiğini düşünen adolf hitler, planın hedefini değiştirip paris'e ilerlenmesini emreder. emreder ama alman tanklarının paris'e gidecek kadar akaryakıtı yoktur.

    bu kargaşa içinde geçen bir kaç haftadan sonra kar yağışı sona erer. ne kuşatılan müttefikler teslim alınabilmiş, ne antwerp ele geçirilebilmiş ne de hitler'in paris emri gerçekleştirilebilmiştir. havanın düzelmesiyle müttefik hava gücü almanların üstüne çullanır. alman birlikleri kurtarabildikleri kadar tankı kurtarıp almanya'ya geri çekilir ve taarruz sona erer.

    ardenler taarruzu almanların son stratejik saldırısıdır. müttefikleri kısa süreli bir felce uğratmaktan başka bir işe yaramamış olsa da müttefik askerleri ve komutanları üstünde çok ciddi travma yaratmıştır. almanlar için ise kaybedilen birlikler yüzünden batı sınırını koruyan siegfried hattı ciddi biçimde zayıflamıştır. taarruz boyunca müttefikler ve almanlar 90 biner asker kaybetmişlerdir. (ölü, yaralı, esir, kayıp)

    ayrıca bu taarruzla ilgili ekşi sözlükte bulunan bir diğer başlık için;

    (bkz: battle of the bulge)
  • (bkz: bastogne)
  • 16 aralık 1944 günü başlayan ardenler taarruzuna müttefik kuvvetler kendi kibirleri yüzünden gafil avlanmışlardı. einshenower dahil kimse almanların böyle bir harekat yapabileceğine ihtimal vermiyordu. normandi'ya çıkarmasından sonra işlerinin bittiğini düşünüyorlardı. hitler ise kötü hava şartlarını fırsat bilerek müttefiklerin hava desteğini kesmeyi planlamıştı. çünkü karada alman ordusu zırhlı araç ve asker bakımından çok üstün durumdaydı.

    hitler'in hesap etmediği şey ise bu kuvvetlerle güçlü bir savunma yapmak yerine onları ileri sürmesiydi. ayrıca müttefik kuvvetlerin çıkartmadan sonra bölgeye konuşlandırdığı kamyonları almanlar hesaba katmamıştı. alman taarruzuna karşı çok hızlı reaksiyon gösteren müttefik kuvvetler kara yoluyla inanılmaz hızlı bir şekilde çok sayıda asker sevk etmişlerdir. hatta stephen ambrose'un yazdığına göre amerikan ordusu ilerleyen dönemlerde ne vietnam'da ne de körfez savaşında bu kadar hızlı ve geniş bir sevk yapabilecek kapasitede değildi.

    ardenler taaruzu sonrası bastogne kuşatma altına alınmış ve alman ordusunun 1942'de stalingrad'da yaşadıklarına benzer bir hadiseyi amerikan paraşütçüleri bastogne yaşamıştı. kışlık kıyafetler yoktu soğuk ısırığı artık olağan hale gelmişti. fakat ilerleyen günlerde hava açacak ve müttefikler kuşatma altındaki birliklere mühimmat ve yiyecek bırakacaktı.
  • bu savaşı çok iyi tahlil etmek gerekir.

    bu muharebe sürecinin en belirgin özelliği, yönetsel anlamda şahsi ihtirasın ve akıldan kopmanın doğurabileceği sonuçların ne kadar travmatik olabileceğidir kanaatimce.

    evet irrasyonel kararlar. üstelik bu irrasyonel kararlar, rasyonal tutumun ana vatanı olan almanya'nın kaderine doğrudan tesir ediyor.

    hitler denilen karakter neden almanya için çok kötü bir seçimdi. çünkü almanya'nın sosyal genlerine aykırı bir karakterdi. çünkü irrasyoneldi.

    şimdi ardenler muharebesinde durumu masaya yatıralım.

    onlarca kolorduyu iyi kötü ana vatana çağırmışsın ve kilometrelerce uzunluğunda bir tank tahkimatı yaratıp düşmanın karşısına dikmişsin.

    sahada çok başarılı feldmaraşellerin var. walter model, hasso von manteuffel, gibi…

    düşman hatlarını bozmuşsun ve bu bozulmayı fırsat bilip yavaş yavaş çemberi daraltıyorsun, onbinlerce müttefik askerine tiger tanklarıyla ve 100k üstü piyadeyle yaklaşıyorsun.

    almanlar operasyou uzun süre devam ettiremezdi iddiasına kesinlikle katılmıyorum. ilk aşamada gelen parlak zaferle montgomery ve bradley birliklerine hürtgen ormanı muharebesinden çok daha büyük bir fatura çıkarılabilirdi. düşünsenizde birkaç ay önce 50k amerikalı birkaç ay sonra 100 k amerikalının ölmesinden bahsediyorum.
    bu moral motivasyonla alman savaş endüstrisi çarkını daha güçlü çevirir ve bir anda kaybedilen savaşın momentumu güçlü bir şekilde almanlar'ın eline geçebilirdi. abd’nin avrupa içine atom bombası atması mümkün olmadığından ya bir ateşkes antlaşması ya da nihai bir savaş sonu antlaşması gündeme gelebilirdi. almanlar zaman kazanırsa ne yapardı? savaş sonunda üretip havaya saldığı jet motorlu messerschmidt’lerle luftwaffe havayı müttefiklere karartır ve dengeler altüst olurdu.

    peki hitler ne yaptı? mükemmel bir blietzkrieg örneğini, bütün kuvvetleri paris’e ilerleterek berbat etti. parlak bir zaferi irrasyonel bir kararla hezimete dönüştürdü. tıpkı barbarossa harekatında heinz guderian’ın muhalefetine ragmen manyak gibi moskova’ya gitmesi gibi, manyakça bir kararla avucundaki müttefik askerleri alman savaş makinalarının önünden kurtardı. paris’e yürüdü. inanılır gibi değil. avucunun içine aldığı belçika ve hollanda’yı terk edip, elinde olmayan bir yere doğru hareket etti. sonuç… alman birlikleri imha olundu.

    liderlerin akıl sağlıklarının yerinde olması gereklidir. tabi toplumların da...hitler'in bu savaşta verdiği paris emrinin tatbik edilmesi akılla bağdaşması imkansızken koskoca maraşellerin bu emre uyması da gariptir. evet hepsi iyi askerlerdi. ama bazen düşünüyorum sahada gerektiğinde emirlere uymaktan imtina etmeyen erwin rommel olsaydı ardenler taarruzu böyle mi sonuçlanırdı diye...
  • bulge muharebesi veya ardenler karşı taarruzu. 1940 fransa'nın yenilgisi de ardenler'de başladığı için genelde 1940'da alman zaferiyle sonuçlanan olay ile karıştırılır. esasen bir tanımını daha yapmak gerekirse, hitler'in 1944 senesinde vahim görünen stratejik durumu 180 derece kendi lehine çevirmek ve müttefikleri fransa'yı tahliyeye zorlamak için başlattığı taarruzdur. hitler'e göre almanya ikinci bir dunkerque yaratabilirse britanya savaştan çekilecek, ruslar doğuda duraksayacak (böyle bir kanıya nasıl varıldığını anlamak da zordur) ve almanya ikinci defa açılan batı cephesini kapatarak doğu cephesinde zaman kazanıp tekrar kızıl ordu'nun tepesine binecekti. nitekim olmadı öyle bir şey.

    hitler, "taarruz en iyi savunmadır" dedi. ama ardenler deyim yerindeyse "en kötü savunma" oldu. müttefikler ise savunma kanatlarını ihmal yüzünden az kalsa muharebenin daha başında felaketin eşiğine gelmişlerdir bu olayda.

    hem almanların hem amerikalıların cüretkar ve hakkını vererek "kahramanca" muharebe ettikleri, almanların amerikalıları müttefik karargahındaki istihbarat daire başkanlığı'nın dangalaklığından dolayı gafil bile avladıkları ama sonucunda müttefiklerin alman hududunu geçip batı'dan almanya'yı işgal ettiği muazzam bir tank muharebesidir bu. öncesi için (bkz: overlord harekatı/@mackensen).

    esasen müttefikler için de bir şoktur bu olay. yani aslında hafızalarda alman taarruzu başarıya ulaşmamıştır, ama müttefikler 1944'ün ortasında lojistik zorluklar, karargahta yapılan yanlışlar yüzünden fransa ve belçika'yı almanlardan kurtarmakla yetinebilmekle birlikte kuzey almanya'yı alıp almanların tüm stratejik seviyesinin amına koyabilir, berlin'i ruslardan önce ele geçirebilirdi. ne var ki müttefikler o veya bu sebeplerden bunu yapmadılar. yine de 1944 kışında amerikalıların beklediği en son şey ardenler gibi büyük bir taarruz idi. ayrıca skorzeny'nin başarılı komando harekatlarından da söz etmek gerekir. ingilizceyi ana dili gibi konuşan alman komandolarının baskınları o kadar nam salmıştır ki, eisenhower, karargahını kurduğu binanın bahçesini düzenli olarak yarım saatte bir taratmıştır (evet bildiğiniz thompson ile taramışlardır taşı toprağı). bu komando baskınları birliklerin intikalini önlemek için tabelaları filan değiştirmiş, bunun sonucunda cepheye giden abd unsurları saçma sapan yerlere varmıştır. abd üniformasıyla gezen alman askerlerini avlamak için abd karargahı enteresan enteresan uygulamalar getirmiş (parola olarak o dönemin ünlü bir şarkıcısının 3.kocasını sormak gibi), bunun sonucunda bir sürü amerikan ve ingiliz askeri alman zannedilip tutuklanmıştır.

    dahası savaşın psikolojik etkilerini anlamak için de ardenler güzel bir örnektir. albay peiper, bunu "duygusal" bir sebep olmadığını yaptığını söylese de, ilginçtir, müttefikler nürnberg'de holokost'a karışanları, nazilerin önde gelenlerini çatır çatır darağacında sallandırırken malmedy katliamı gibi bir olayı gerçekleştirip üstüne savaştan sonra savunmasında yaptığından pişmanlık duymadığını söyleyen ss-standartenführer (siz albay diyin) joachim peiper, silahsız abd askerlerini öldürdüğünü, çünkü abd stratejik hava taarruzlarında askerlerinin ailelerinin amerikan uçaklarından atılan bombalarla paramparça olduğunu söyler. dahası bu katliamı düşman üzerinde korku yaratmak için de yaptığını ekler. müttefikler de ilginç şekilde bu adamı idam etmemiştir.

    bir diğer önemli husus ise almanların bu kadar kısa sürede böylesine bir taarruz için kuvveti toparlamasıdır. gerçi almanlar için stratejik durum çok çok zorlanarak bir araya getirilen tümenlerin sevk ve idaresi de hitler'in planı "hastalık" derecesine varan bir gizlilikte icraya koyması, tıpkı overlard harekatı'nda olduğu gibi hitler'in yanlış kararları yüzünden alman yüksek komutası, sadece müttefiklere karşı değil, hitler'e karşı da savaşmıştır.

    ayrıca taarruz başladığında dahi müttefik karargahı almanları siklemezken eisenhower'ın bunun büyük bir taarruz olduğunu hesap edebilmesidir ki, clausewitz, askeri dehada "vaziyeti bir bakışta anlayabilmeye" işaret eder. eğer askeri deha bu ise, eisenhower, patton ve bradley'nin de hakkını teslim etmemiz gerekir.

    taarruzdan bir gün önce, 15 aralık 1944'de genel durum

    montgomery, 15 aralık 1944'te, eisenhower'a ren nehri'ne düzenlenecek sonraki büyük taarruzu başlatmadan önce noel'i evinde geçirmek istediğini söylediği bir mektup yazdı. mektuba eisenhower'ın önceki yıl savaşın 1944 noeli'ne kadar biteceğine ilişkin giriştiği bahisin 5 poundluk hesap pusulasını ekledi: o hatırlatıcı latife çok incelikti değildi, çünkü montgomery daha on beş gün evvel ıke'ı küplere bindiren mektubunda eisenhower'ın stratejisini ve almanların sonunu getirme konusundaki başarısızlığını sert bir biçimde eleştirmiş ve devamla eisenhower'ın komutanlığı devretmesi gerektiğini tavsiye etmişti.

    örnek teşkil edecek bir sabır gösteren eisenhower, montgomery'nin ikinci mektubunu ciddi bir eleştiri yerine bir şaka olarak kabul etmeyi tercih etti. eisenhower 16 aralık'ta verdiği cevapta, "hala dokuz günüm var ve neredeyse noel için fazladan bir beş poundunuzun olacağı kesin gözükmekle birlikte, o güne kadar almayacaksınız." diye yazdı.

    ne onlar, ne onların emrindeki komutanlar, kendi taarruz planlarının ardından muhtemel düşman müdahalesini hesaba kattılar. o gün, montgomery'nin 21.ordular grubu'na gönderilen son durum muhakemesi kendinden emin bir şekilde şöyle diyordu: "düşman, halen bütün cephelerde savunma halindedir; büyük harekatıara girişebilecek durumda değildir." amerikan kuvvetlerinden teşkil edilen 12. ordular grubu komutanı bradley de aynı görüşteydi.

    fakat tam o sabah, 16 aralık'ta düşman, müttefik komutanların planlarını altüst eden muazzam bir taarruz başlattı. karşı taarruz, azami kuvveti almanya'ya uzanan daha düz yaklaşma istikametleri boyunca yığmak için birliklerin zayıf tutulduğu dağlık ve ormanlık ardenler bölgesinde bulunan amerikan birinci ordusu'nun cephesine düzenlendi. ardenler bölgesini kendi taarruzları için uygun görmeyen müttefikler, bu bölgeyi düşmanın muhtemel taarruz hattı olarak dikkate almama eğilimindeydiler. ne var ki burası almanların dört yıl önce, 1940'ta müttefik cephesini yerle bir eden ve batı cephesi'nin çökmesine yol açan yıldırım savaşı'nı (blitzkrieg) başlatmak için seçmiş oldukları yerdi. 1944'ün müttefik komutanlarının, hitler'in aynı bölgede baskını ve onun başarılarını tekrarlamaya çalışmayı deneyebileceği ihtimaline karşı bu kadar gözü kapalı olmaları gerçekten tuhaftır.

    taarruz haberi, geri bölgedeki yüksek karargahlara geç ulaştı ve karargahlar taarruzun yarattığı tehdidi anlamakta daha da ağır kaldı. haber, eisenhower ve omar bradley'in müteakip amerikan taarruzundaki adımları tartıştıkları eisenhower'ın versay'daki müttefik sefer kuvveti yüksek karargahı'na (shaef - supreme headquarters allied expeditionary force) öğleden sonra ulaştı. bradley, açık yüreklilikle, alman taarruzunu sadece kendi taarruzunu engellemek isteyen bir "bozucu taarruz" olarak gördüğünü söyler. eisenhower ise "derhal bunun bir bölgesel taarruz olmadığına kanaat getirdiğini söylemişti." ne var ki müttefik sefer kuvveti yüksek karargahı'nda bulundurduğu iki ihtiyat tümenine ertesi gün 17 aralık akşamına kadar muharebe bölgesine intikal etmesi için alarm verilmemesi önemliydi.

    o zaman kadar, general middleton'un 8. kolordu'suna bağlı dört tümenin tutmakta olduğu, yüz otuz kilometrelik zayıf ardenler cephesi, yaklaşık bin tank ve zırhlı hücum toplarının bulunduğu yedisi zırhlı olmak üzere yirmi alman tümeniyle sonuna kadar yarılmıştı. bradley, lüksemburg'daki taktik (seyyar) karargahı'na döndüğünde şaşkın kurmay başkanını harekat odasında haritanın üzerinde arpacı kumrusu gibi düşünürken buldu ve, "bu aşağılık herifler bu kadar kuvveti nereden buldular?!" diye bağırdı. durum, karargahının şu ana dek bildiğinden daha kötüydü. öncü panzer birlikleri halihazırda cepheden 30 kilometre kadar içeri girmişler ve biri stavelot'a (belçika) ulaşmıştı. amerikan birinci ordusu komutanı hodges da o ana kadar, almanların yarma taarruzunu önemsememişti ve önce, daha kuzeydeki roer barajları'na karşı giriştiği taarruzlarına devam etmekte ısrar etti. ancak, 18 aralık sabahı, almanların stavelot'tan geçtiğini ve alelacele geriye daha güvenli bir bölgeye intikal ettirilen spa'daki (belçika) karargahına yaklaştıklarını gördüğünde tehlikenin bilincine vardı.

    yüksek komutanlığın durumu yavaş kavraması, kısmen bilgilerin kendilerine yavaş gelmesindendi. bu da büyük ölçüde, yarılan cepheden gizlilik içinde sızarak, cepheden geriye uzanan birçok telefon hattını kesen ve ayrıca kargaşanın yayılmasına yol açan alman komandolarının hareket tarzı nedeniyleydi.

    fakat bu, yüksek komutanlığın ardenler bölgesinde bir alman karşı taarruz ihtimali karşısındaki körlüğünü izah etmez. müttefik istihbarat teşkilatı, panzer tümenlerinin ekim'den bu yana yeni bir taarruz amacıyla yeniden toparlanmak ve gözden geçirilmek için cephe hatlarından geri çekilmekte olduğunu ve çekilen bu kısmın yeni bir altıncı ss panzer ordusu olarak teşkil edilmiş olduklarını bilmekteydiler. altıncı panzer ordu karargahı, köln'ün batısında roer bölgesinden alındıktan sonra, güneye koblenz'e kaydırılmıştı.

    ayrıca tank birliklerinin ardenler bölgesi istikametindeki intikalleri tespit edilmişti ve yeni teşkil edilen piyade tümenleri oradaki safta tertiplenmişlerdi. daha sonra 12 ve 13 aralık'ta özellikle ünlü iki "yıldırım" (blitz) tümeni olan grossdeutschland ve 116. panzer tümenlerinin bu sakin bölgeye gelmiş olduklarına ilişkin raporlar geldi ve 14 aralık'ta, ardenler bölgesinde amerikan güney cephesinin yarısını örten our nehri'nin yukarı kesimine seyyar köprü inşa malzemeleri taşınıyordu. daha 4 aralık'ta, o bölgede yakalanan bir alman askeri, orada büyük bir taarruzun hazırlanmakta olduğunu ifşa etmişti ve onun açıklaması, müteakip günlerde yakalanan diğer birçok esir tarafından teyit edildi. bu esirler ayrıca, taarruzun noel'den bir hafta önce beklendiğini ifade etmişlerdi.

    giderek artan bu önemli işaretler neden bu kadar az ilgi gördü? amerikan birinci ordusu'nun istihbarat daire başkanının, ne harekat daire başkanı ne ordular grubu'nun istihbarat başkanı ile arası vardı ve ayrıca telaşe müdürü olmaya yatkın birisi olarak kabul ediliyordu. ayrıca toplamış olduğu bilgilerden kesin bir sonuç elde edemedi. en yakın tehlikeye maruz kalan 8. kolordu, cephesindeki tümenlerin yer değiştirmeleri (rotasyon), yalnızca düşmanın yeni tümenleri başka yerlerde görevlendirilmeden önce, cephe hattında tecrübe kazanmalarına imkan tanıdığına ve arzusunun "cephenin bu kısmının sakin ve hareketsiz bir halde kalmasını gösterdiğine ilişkin" tehlike arz eden hatalı bir sonuca vardı.

    lakin, istihbarat teşkilatındaki taarruzun gücüne ilişkin net durumun eksikliği dışında, müttefik yüksek komutanlığı'nın, yanlış durum muhakemesi dört unsurdan kaynaklanmış gibi gözükmektedir. müttefikler o kadar uzun bir zamandır taarruz halindeydiler ki, düşmanın üstünlüğü ele geçireceklerini hemen hemen hiç tahayyül edemediler. müttefikler "taarruz en iyi savunmadır" askeri ilkesiyle o denli aşılanmışlardı ki, taarruzlarına devam ettikleri sürece, düşmanın etkili bir şekilde karşılık veremeyeceklerinden tehlike arz edecek şekilde emin hale gelmişlerdi. müttefikler, şayet düşman bir karşı taarruza kalkışsa bile, bunun ancak kendilerinin köln'e direk ilerlemelerine ve ruhr havzası'nın endüstri merkezlerine karşı direk bir karşılık olacağını hesapladılar. müttefikler düşman tarafındaki bu tür geleneksel doktriner görüşlere ve ihtiyata çok güvendiler, çünkü hitler o zaman yetmişlerinde olan emektar mareşal rundstedt'i, batı cephesi başkomutanı olarak atamıştı.

    müttefikler her bakımdan yanıldılar ve ilk üç unsurun yanıltıcı etkisi sonuncu varsayımdaki hatayla arttı. zira, müttefikler bunu "rundstedt taarruzu" diye adlandırmakla birlikte, rundstedt'in kağıt üzerinde olmasının dışında bu taarruzla ilgisi yoktu. mareşal von rundstedt o zaman ve daha sonra bu konuda kızgındı, çünkü rundstedt sadece bu taarruzu kabul etmemekle kalmadı, aynı zamanda komuta sorumluluğunu almadı. ast birlik komutanlarının harekatı ellerinden gelen en iyi şekilde icra edebilmeleri için karargahını sırf hitler'in talimatları için bir postane olacak şekilde bıraktı. (böylece harekata komuta etmediğini de gizlemiş oldu.)

    taarruzun fikir, karar ve stratejik plan tamamen hitler'e aitti. taarruz parlak bir fikirdi. eğer hitler büyük hedeflerinde makul başarı şansını garantiye almak için kuvvetin yanı sıra yeterli silah ve teçhizata sahip olmuş olsaydı parlak bir başarı elde edebilirdi. başlangıçtaki heyecan verici başarı kısmen, hitler'in yakın zamanda kırk yedi yaşında tümen komutanlığından ordu komutanlığına terfi ettirdiği genç general hasso von manteuffel tarafından geliştirilen yeni taktiklerden kaynaklanıyordu. buna ek olarak taarruzun başarısı kısmen, hitler'in, milyonlarca askerden meydana gelen müttefik ordularına karşı birkaç yüz askerinin gözü pek olarak kullanılmasıyla zaferin yolunu açmayı amaçlayan, parlak fikrinin yarı yarıya yerine getirilmesinin sonucunda oluşan yaygın felç etkisi nedeniyleydi. hitler bu parlak fikrin icrası için buluşlarından bir başkasını, bir yıl önce, mussolini'yi dağın tepesindeki hapishaneden planör kurtarma harekatı baskını için göndermiş olduğu, otuz altı yaşındaki yarbay otto skorzeny'yi görevlendirdi.

    hitler'in son "dahiyane" buluşuna "greif harekatı" kod adı verildi. greif, alman kültünde ve dilinde griffin'in karşılığı olan mitolojik yaratıktı. (genellikle aslan vücudu, kartal kanatlı ve kafalıdır). harekat isabetli bir şekilde adlandırılmıştı, zira onun en büyük etkisi müttefik hatlarının gerisinde devasa ve telaşa neden olan bir aldatmaya meydan vermesi olacaktı.

    bununla beraber, greif harekatı planlandığı gibi homeros'un efsanevi savaş hilesi olan "truva atı" stratejisinin modern bir yorumunu meydana getiren, iki dalga halindeki bir tasarımdı. ilk dalgada, ingilizce konuşan, alman üniformalarının üzerine amerikan sahra ceketleri giymiş ve amerikan jiplerini kullanan bir komando bölüğü, cephe yarılır yarılmaz telefon hatlarını kesmek, müttefik ihtiyatlarını yanıltmak için yol işaret levhalarını çevirmek, yolların mayınla döşeli olduğunu göstermek için kırmızı şeritler asmak ve her şekilde kargaşa yaratabilmek için ileri atılacaklardı. ikinci dalgada ise, amerikan "üniformalı" tam bir panzer tugayı cepheyi yarıp geçecek ve meuse nehri üzerindeki köprüleri ele geçirecekti.

    ikinci dalga hiçbir zaman başlamadı. ordular grubu karargahı gerekli amerikan tankı ile kamyondan çok azını temin etti ve bu eksiklik kamufle edilmiş alman araçlarıyla sağlanmak zorunda kalındı. bu yetersiz gizleme ihtiyatı gerektirdi ve bu tugayın beklemekte olduğu kuzey bölgede kati bir yarma gerçekleşmedi. bu nedenle tugayın ilerlemesi ertelendi ve sonunda bundan vazgeçildi.

    fakat ilk dalga, umulduğundan bile daha şaşırtıcı bir başarı elde etti. yaklaşık kırk jip hedeflerine ulaştı ve kargaşayı yaymaya başladı ve sekizi hariç hepsi sağ salim geri döndüler. amerikalıların eline düşen birkaç alman askeri derhal, çok fazla sabotaj çetesinin amerikan cephesinin gerisinde başıboş dolaştığına ilişkin bir izlenim yaratmak suretiyle en büyük zorluğa neden oldular. bunun sonuçlardan biri onların aranmasının neden olduğu muazzam trafik tıkanıklığı ve sorgulayanları tatmin edemeyen yüzlerce amerikan askerinin tutuklanmasıydı. bizzat bradley şöyle söylüyordu:

    "...yarım milyon amerikan eri yolda karşılaştıkları her seferde birbirleriyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. ne rütbe, ne gizlilik belgeleri, ne itirazlar gelip gidenleri geçtikleri her kavşakta sorgulamadan esirgedi. temkinli amerikan erleri tarafından üç kez kimliğimin kanıtlanması emredildi. ilkinde springfield'ın illinois'nin başkenti olduğunu söyledim (beni sorgulayan er chicago'da ısrar ediyordu - chicago illinois'nin başkenti değil en büyük şehridir, springfield illinois eyalet olduğunda daha önemli idi, ne var ki daha sonra chicago çok daha büyümüştür, buna çarpıcı bir örnek olarak new york eyaletinin başkentinin new york şehri değil albany olması gösterilebilir); ikincisinde, amerikan futbolunda hücum alanındaki oyuncunun yerini bildim; üçüncüsünde sarışın betty grable'nin o zamanki kocasının adını söyledim. grable'nin kocasının adını bilemedim, ne var ki beni afallattığından hoşlanan nöbetçi, yine de beni durdurmadı."

    bu sorgulama, bu tür test sorularının doğru cevaplarını bilmeyen ingiliz irtibat ve misafir subayları için daha bile zordu.

    daha sonra, 19 aralık'ta ele geçirilen baskıncılardan biri sorgulanırken jip timlerinden bazılarının eisenhower ve diğer yüksek rütbeli komutanları öldürme görevleri olduklarını söyledi. bu, gerçek görevleri söylenmeden önce akıncıların eğitim kampında dolaşmış olan asılsız bir söylentiydi. fakat, şimdi müttefik karargahında duyulduğunda felç edici tedbirler sistemini ta paris'e kadar yayan güvenlik hizmeti paniğine neden oldu ve bu sınırlamalar on gün daha devam etti.

    eisenhower'ın yaveri albay butcher'in, 23 aralık'a ilişkin günlüğü şöyleydi:

    "bugün çıkıp versay'a gittim ve lke'ı gördüm. ıke polisin bir esiriydi ve hareketlerine konan kısıtlamalardan adamakıllı rahatsız lakin bir şey yapamamaktan dolayı çaresizdi. evin civarında kimi makineli tüfekli her çeşit muhafız vardı. ıke ofisin içinde bir aşağı ve bir yukarı dolaşmak zorundaydı ve ara sıra jipli muhafızla takip ediliyordu."

    neyse ki almanlar da, hitler'in aşırı ihtiraslı hedeflerini yerine getirmek için geniş alana yayılan kaynaklarını zorlamanın yanı sıra, kendilerinin yarattıkları büyük zorluklardan çok zarar gördüler. çünkü hitler, geniş kapsamlı planlamada hayal gücüne kapılmıştı.

    plan, manteuffel tarafından pek güzel özetlenmişti:

    "ardenler bölgesine yapılacak taarruz planı tamamen alman silahlı kuvvetler karargahı (okw) tarafından önceden hazırlanmıştı ve bize bir "führer emri" olarak gönderildi. tanımlanan hedef uyarınca, dietrich'in emrindeki altıncı ve benim emrimdeki beşinci panzer ordularının iştirakiyle batı cephesi'nde kati bir zafer elde edilecekti. altıncı panzer ordusu, kuzeybatı istikametinde taarruz edecek, liege ile huy arasındaki meuse nehri'ni geçecek ve antwerpen'e doğru ilerleyecekti. asıl görev ve kuvvet bu ordunundu. benim ordum daha dönemeçli bir hat boyunca ilerleyecek, namur ve dinant arasında meuse nehri'ni geçecek, kanatları örtmek için brüksel'e doğru ilerleyecekti. bütün taarruzun amacı, ingiliz ordusunun, ikmal üsleriyle irtibatını keserek, onları kıta avrupası'nı tahliyeye zorlamaktı."

    hitler ikinci bir dunkerque hadisesi yaratırsa, britanya'nın hemen hemen savaştan çekileceğini ve doğu'da rusları durdurmak için soluk alacağını ve doğu cephesi'nde durgunluğa neden olacağını hayal etti.

    plan, ekim ayı sonunda rundstedt'e ve ordular grup komutanı mareşal model'e sunuldu. rundstedt, tepkilerini şöyle açıklıyordu:

    "afallamıştım. hitler, planın ihtimalleri konusunda benimle istişarede bulunmamıştı. bana göre, mevcut kuvvetlerin bu kadar ihtiraslı bir plan için çok küçük olduğu aşikardı. model, benimle aynı görüşü paylaşıyordu. aslında hiçbir asker, antwerpen'e ulaşma hedefinin gerçekten uygulanabilir olduğuna inanmıyordu. ancak o an itibariyle hitler'e herhangi bir seçenek için yapılacak itirazın yararsız olduğunu biliyordum. model ve manteuffel ile istişare ettikten sonra yegane umudun ona cazip gelebilecek ve daha uygulanabilir alternatif bir öneri götürmek suretiyle hitler'i bu hayali hedeften vazgeçirmek olduğunu hissettim. bu, aachen civarındaki müttefik muharebe hattı çıkıntısına yanlardan baskı yapmayı hedefleyen mahdut hedefli bir taarruzdu."

    fakat hitler daha ılımlı olan planı reddetti ve asıl planda ısrar etti. hazırlıklar mümkün olduğunca gizliydi. manteuffel, şöyle devam etti:

    "benim beşinci panzer ordusu'nun bütün tümenleri toplandı, fakat trier ve krefeld arasında çok aralıklı olarak tertipiendiler. böylelikle, casuslar ve sivil halkın olup biten hakkında bir fikri olmayacaktı. birliklere köln'e yaklaşmakta olan müttefik taarruzuna karşı hazırlandıkları söylenmişti. sadece çok sınırlı sayıda karargah subayı gerçek plandan haberdar edildi."

    altıncı panzer ordusu daha geride, hannover ve weser arasında toplandı. ordunun tümenleri yeniden tertiplenmek ve yeniden teçhizat ve personel ikmali için cepheden çekilmişti. tuhaftır ki, sepp dietrich'e, ne harekata çok yakın bir zamana kadar ona verilmesi planlanan görev hakkında haber verildi ne de icra etmek zorunda kalacağı plan hakkında danışıldı. tümen komutanlarının çoğunun ancak birkaç gün önce haberi oldu. manteuffel'in beşinci ordu'su taarruz çıkış hattına üç günde gelmişti.

    stratejik gizleme, baskın tesirine yardımcı oldu, fakat özellikle altıncı panzer ordusu vakasında olduğu gibi aşırı dahili gizlilik için ağır bir bedel ödendi. taarruzdan çok geç haberli kılınan komutanların, durum muhakemesi, arazi keşfi ve diğer hazırlıklar için çok az zamanları kalmıştı. sonuçta birçok şey gözden kaçtı ve taarruz başladığında birçok aksaklık meydana geldi. hitler, karargahında jodl'la birlikte plan üzerinde ayrıntılı bir şekilde çalıştı ve planın bu şekliyle icrası için yeterli olacağını düşünür gibiydi. bölgesel koşullara ya da planı icra edecek komutanların bireysel sorunlarına aldırmadı. muharebeye katılacak birliklerin ihtiyaçları için aynı derecede iyimserdi.

    rundstedt şu konuya dikkati çekti: "ne yeterli takviye birlik, ne mühimmat ikmali vardı ve zırhlı tümen sayısı yüksek olmakla birlikte, tank gücü azdı -büyük ölçüde kağıt üzerinde kalan bir kuvvetti."

    noksanlıkların en kötüsü motor yakıtıydı. manteuffel şöyle diyordu:

    "jodl bize, birliklerimizin tam kadro ile harekatını geliştirecek ve idame ettirecek yeterlilikte yakıt olacağına ilişkin güvence vermişti. bu güvence tamamen boş çıktı. sorunun bir kısmı, alman silahlı kuvvetleri karargahı'nın (okw) bir tümeni 100 kilometre intikal ettirebilmesi için gerekli yakıt miktarı tüketiminin hesaplanmasında matematiksel ve basmakalıp bir usulde çalışmış olmasıydı. rusya'daki tecrübem bana muharebe şartları altında gerçekten bu miktarın iki katına ihtiyaç duyulduğunu öğretmişti. jodl, bunu anlamadı.

    ardenler bölgesi gibi zor arazilerde bir kış muharebesinde karşılaşılması muhtemel fazladan zorlukları dikkate alarak hitler'e şahsen standart ölçüden beş kat daha fazla yakıt tahsis edilmesi gerektiğini söyledim. gerçekte ise taarruz başladığında, standart ikmal miktarının sadece bir buçuk katı yakıt tahsis edilmişti. daha kötüsü, yakıtın büyük bir bölümü çok geride, ren nehri'nin doğu yakasında, büyük kamyonlarda muhafaza edildi. sisli hava açılınca ve müttefik hava kuvvetleri muharebeye girince, bu yakıtların ileri hatlara nakli çok kötü bir şekilde aksamıştı."

    bütün bu temel zafiyetlerden habersiz olan birlikler, hitler'e ve onun zafere dair güvencesine olan olağanüstü inancı muhafaza ettiler. rundstedt, "taarruzun başında, muharebeye iştirak eden birliklerin morali şaşırtıcı derecede yüksekti. onlar, hakikatleri bilen üst düzey komutanlardan farklı olarak zaferin mümkün olduğuna gerçekten inandılar" dedi.

    rundstedt, hitler'in "daha küçük" planı reddetmesinden sonra, planda göz önüne alacağı bütün teknik değişiklerle mücadele etmesi için hitler'i daha fazla etkileme şansı olan model ve manteuffel'i bırakarak geri plana çekildi. rundstedt, bad nauheim yakınlarında ziegenberg'deki karargahında 12 aralık'ta yapılan nihai konferansta sadece göstermelik olarak görev aldı. hitler toplantıda hazırdı ve tutanakları kontrol etti.

    teknik değişikliklere ve taktik iyileştirmelere gelince, onlar manteuffel'in açıklamalarında çok canlı bir biçimde tasvir edilmektedirler:

    "hitler'in taarruz emirlerini gördüğümde, bu emirlerin taarruzun taktiğini ve zamanlamasını bile tespit ettiğini anlayınca şaşkına döndüm. topçu saat 07:30'da ateşe başlayacak ve piyade 11:00' da taarruza geçecekti. alman hava kuvvetleri bu saatler arasında, karargahı, ulaşım ve lojistik tesislerini bombalayacaktı. zırhlı tümenler, piyade birlikleri cepheyi yarıncaya kadar, taarruza geçmeyeceklerdi. topçu, bütün taarruz cephesine yayılmıştı.

    bu, bana birçok açıdan aptalca geldi, onun için derhal farklı bir plan üzerinde çalışmaya koyuldum ve bunu model'e izah ettim. general model, planla aynı fikirde olduğunu söyledi, lakin alaylı bir şekilde, "onu führer'le tartışsan iyi olur" dedi. "tamam, benimle gelirsen tartışırım." dedim. böylece, ikimiz, 2 aralık'ta berlin'de hitler'i görmeye gittik.

    söze, "hiçbirimiz, taarruz günü havanın nasıl olacağını bilmiyoruz, siz alman hava kuvvetleri'nin, müttefiklerin üstün hava gücü karşısında üzerlerine düşeni yerine getireceğinden emin misiniz?" diye başladım. hitler'e daha önce vosges'te (kuzeydoğu fransa) meydana gelen ve zırhlı tümenlerin gün ışığında ilerlemelerinin imkansız olduğunun ortaya çıktığı iki vakayı hatırlattım. daha sonra, "topçularımızın bütün yapacakları saat 07:30'da amerikalıları uyandırmak olacak ve daha sonra bizim taarruzlarımız başlamadan evvel kendi karşı taarruzlarını düzenlemek için üç buçuk saatleri olacak," diyerek sözlerime devam ettim. keza, kendisine piyadenin büyük bir bölümünün eskisi gibi iyi durumda olmadığını ve özellikle bu tür zor arazilerde ihtiyaç duyulan derinlikte bir yarma harekatı kapasitesine hemen hemen sahip olmadığını işaret ettim. çünkü, amerikan savunma hatları, asıl mukavemet hattının oldukça geride olduğu ileri savunma mevzi zincirlerinden meydana geliyordu ve bu mevzileri yarmak daha zor olacaktı.

    hitler'e birkaç değişiklik teklif ettim. ilki, taarruzun, sabah 05:30'da karanlıkta başlamasıydı. elbette, bu topçunun hedeflerini sınırlayacaktı, fakat topçunun ateşinin, bataryalar, mühimmat depoları ve karargah gibi kesinlikle tespit edilmiş kilit hedefler üzerinde yoğunlaşmasına imkan tanıyacaktı.

    ikinci olarak, her bir piyade tümeninden, en nitelikli subay ve askerlerden oluşan bir "fırtına taburu" teşkil edilmesini teklif ettim. subayları bizzat ben seçtim. bu "fırtına taburları" saat 05:30'da karanlıkta, topçu ateşi himayesi olmadan amerikalıların ileri savunma mevzilerini arasından ilerleyeceklerdi. bu taburlar mümkünse cephenin derinliklerine sarkana kadar, çatışmadan kaçınacaklardı.

    hava savunma topçu birliklerince temin edilen ışıldaklar, ışık huzmelerini aşağı yansıtacak şekilde bulutlara tutulmak suretiyle fırtına birliklerinin yolunu aydınlatacaklardı. kısa bir süre evvel, daha önceden görmüş olduğum bu gösteriden çok etkilenmiştim ve gün ışımadan çabuk bir yarma harekatı için kilit önemde olacağını hissettim.

    hitler'e alternatif tekliflerimi anlattıktan sonra, şayet makul bir başarı şansı elde etmemiz gerekiyorsa taarruzu başka bir şekilde icra etmemizin mümkün olmadığını ileri sürdüm. şunların altını çizdim: "saat 16:00'da hava kararacak. o nedenle 11:00'daki taarruzdan sonra, yarma harekatını başarıya ulaştırmak için sadece beş saatiniz olacak. zamanında yapabilmeniz çok şüpheli. benim fikrimi benimserseniz yarma harekatı için ilave beş buçuk saat kazanacaksınız. daha sonra karanlık çöktüğünde tankları taarruza geçirebilirim. tanklar gece boyu ilerleyecek, piyademizin arasından geçecek ve ertesi gün şafakta, temizlenmiş yaklaşma istikame-ti boyunca asıl mevzilere karşı taarruzlarına kalkışabilecekler..."

    manteuffel'e göre hitler, bu teklifleri mırıldanmadan kabul etti. bu önemliydi. görünen o ki, hitler inandığı birkaç generalin -biri de model idi- yaptıkları önerileri dinlemeye istekli olacak gibiydi, ne var ki kıdemli generallerin birçoğuna karşı içgüdüsel bir inançsızlığı vardı; yakın karargahının muharebe koşullarına ilişkin tecrübelerinin eksik olduğunu fark etmekle birlikte onlara güvenmeye devam etti.

    bununla birlikte bu taktik değişikliklerin taarruzun imkanlarını geliştirmesi yönündeki katkıları, bu taarruza dahil edilecek kuvvetin azaltılmasıyla dengelendi. zira, söz verilen kuvvetlerin bir kısmının doğu cephesi'ndeki rus taarruzlarının tehdit edici baskısı nedeniyle hazır olmayacağı haberinin çok geçmeden komutanların üzerinde cesaret kırıcı etkisi oldu.

    bunun sonucunda, şu anda blumentritt'in komutasındaki on beşinci ordu'nun maastricht'te birleşecek taarruzundan vazgeçilmek zorunda kalındı. böylece müttefikler ihtiyatlarını kuzeyden aşağıya indirmek için serbest kaldılar. bundan başka, taarruzun güney kolunun yan taraflarını örtme görevi alan yedinci ordu hiçbiri panzer tümeni olmayan sadece birkaç tümeniyle kalmıştı.

    planlama açısından bakıldığında birkaç kilit nokta üzerinde durulmalı ve bütün bu ardenler harekatlarının safahatında göz önünde bulundurulmalıdır. ilki, alman planlarındaki bulutlu havanın önemiydi. alman liderler, müttefiklerin gerektiğinde muharebe alanlarına 5.000 bombardıman uçağı sevk edebileceklerini pekala biliyorlardı. halbuki, göring hava desteği için her türden ancak bin uçak söz verebildi ve şimdiye kadar alman hava kuvvetleri'nin verdiği sözler için tedbirli olan hitler planı rundstedt'e iletirken rakamı düşürerek 800-900 olarak bildirdi. hitler'in tahmini, fiili olarak ancak bir gün yerine getirildi ve zaten o zaman da kara muharebesinin sonucu belirlenmişti.

    ikinci unsur ise, 20 temmuz komplosundan sonra ne kadar cüretkar olurlarsa olsunlar hiçbir alman generalinin, katiyetle hitler'in planlarına karşı çıkamayacak olmasıydı: en fazla yapabilecekleri onu teknik ve taktik değişiklikleri kabul etmeye ikna etmekti. hitler ise sadece özel olarak inandığı generallerin tekliflerine yatkındı.

    diğer önemli etkenler kanatlarda görev önerilen ordular için başlangıçta söz verilen kuvvetin azalması; asıl olarak alman karşı taarruzu için tahsis edilmiş tümenlerin kasım'da aachen civarındaki amerikan taarruzlarında kullanılmış olmalarının etkisi; bu karşı taarruzun kasım ayından koşulların daha az elverişli olduğu aralık ayına ertelenmesi; ve 1940 ile 1944 yılları arasında yıldırım savaşı'nda almanların başarılarına ilişkin meydana gelen birçok olumsuz değişikliklerdi.

    kilit bölgede, meuse nehri'nin en yakınında bulunan dietrich'in altıncı ss panzer ordusu'nun hızlı bir şekilde ilerlemesi çok önemliydi. hava indirme birlikleri, bu yolun açılmasında çok değerli bir rol oynayabilirlerdi, fakat bu birlikler büyük ölçüde kara savunma muharebelerinde kullanılmışlardı. taarruzdan ancak bir hafta önce sadece bin paraşüt askeri toparlandı ve albay von der heydte'nin emrinde bir tabur teşkil edildi. alman hava kuvvetleri komutanlığı'yla temas kuran heydte, tahsis edilen uçak mürettebatının yarısından fazlasının paraşüt harekatı tecrübesi olmadığını ve gerekli teçhizatının noksan olduğunu tespit etmişti.

    sonunda paraşüt birliklerine verilen görev, panzer birliklerinin harekatının önünde bulunan tehlikeli geçitleri ele geçirmek değil, fakat malmedy-eupen-verviers kavşağı yakınlarında mont rigi'ye inmek ve kuzeyden gelecek müttefik takviye birliklerini geciktirmek için kanatları tıkamaktı. fakat, taarruzdan önceki akşam, bölükleri havaalanlarına götürmesi için söz verilen araçlar gelmedi ve indirme harekatı, kara taarruzunun çoktan başlamış olacağı ertesi geceye ertelendi. o zaman ise uçakların ancak üçte biri doğru atlama bölgelerine ulaşmayı başarabildi ve von der heydte sadece birkaç yüz paraşütçü asker toparlayabildiğinden kavşakları ele geçiremedi ve bir tıkama mevzisi tesis edemedi. birkaç gün yolları küçük baskın müfrezeleriyle taciz etti ve daha sonra, dietrich'in birliklerinin kendisine yardıma geleceğine ilişkin hiçbir emare olmadığından, onunla buluşmak için doğu istikametinde ilerlemeye çalıştı, ne var ki yolda ele geçirildi.

    dietrich'in sağ taraftaki taarruz kolu amerikalıların monschau'yu çok çetin bir şekilde savunması sonucu erkenden durduruldu. sol kolu ise savunmayı yardı, malmedy'nin etrafından dolandı ve taarruz çıkış hattını 50 kilometre geçtikten sonra 18 aralık'ta stavelot'un ötesindeki ambleve nehri (doğu belçika) üzerinde bir geçiş noktası ele geçirdi. fakat buradaki dargeçitte durduruldu ve daha sonra amerikan karşı taarruzuyla köşeye sıkıştırıldı. ihtiyat birlikleri acele olarak cepheye sürüldüklerinden, yeni hücumlar amerikalıların artan gücü karşısında başarısız oldular ve altıncı panzer ordusu'nun taarruzu fiyaskoyla sonuçlandı.

    manteuffel'in cephesinde ise taarruz iyi başlamıştı. kendi sözleri şöyledir:

    "fırtına taburlarım yağmur damlaları gibi süratli bir şekilde amerikan cephesine sızdılar. öğleden sonra saat 4'te tanklar harekete geçti ve karanlıkta "yapay ay ışığının" (uçaksavar ateşinin) yardımıyla ilerlemeye devam ettiler."

    fakat our nehri'ni aştıktan sonra, clerf'deki (kuzey lüksemburg) tehlikeli clervaux geçidi'nden geçmek zorunda kaldılar. kış koşullarıyla birleşen bu engeller gecikmeye neden oldu. almanlar, yaklaşık 50 kilometrelik bir ilerlemeden sonra 18 aralık'ta bastogne'ye yaklaştılar, fakat bu kilit yol kavşağı için hızla kalkıştıkları taarruzları 19 aralık'ta durduruldu.

    16-25 aralık 1944 alman taarruzları

    sonunda, eisenhower'ın iki ihtiyat tümeni serbest bırakılmıştı. bu tümenler 18 aralık'ta aceleyle cepheye doğru yola çıkarıldı. fakat o sırada bu iki ihtiyat tümeni 160 kilometre uzakta reims'daydı (kuzeydoğu fransa)-ve daha kötüsü, bastogne'ye gönderilmesi planlanan 101. hava indirme tümeni, karargah hatası nedeniyle, yanlışlıkla kuzeye gönderilmişti. fakat şans eseri trafik sıkışıklığından ve bir polis komiser yardımcısının tesadüfen soruşturması sonucunda, güneyden dolandırılarak geri döndüler ve böylece kritik 19 aralık sabahı bastogne'ye geldiler. tümenin gelmesi hayırlı olmuş, savunmayı sağlamlaştırmıştı.

    müteakip iki gün zarfında, peş peşe gelen alman saldırıları önlendi. bunun üzerine manteuffel, bastogne'nin etrafından dolanmaya ve meuse nehri'ne doğru ilerlemeye karar verdi. fakat bu süre zarfında müttefik ihtiyat birlikleri almanların taarruza iştirak ettirmiş oldukları birliklerini çok aşan bir kuvvetle her tarafta toplanıyordu. patton'un kolordularından ikisi bastogne'ye yardım etmek için kuzeye çark etti ve bastogne'ye uzanan yol boyunca karşı taarruza geçti. geçici olarak kontrol altına alınmakla birlikte bu karşı taarruz tehdidi manteuffel'in kendi harekatı için tahsis edebileceği kuvvetlerin giderek artan bir şekilde eksilmesine neden oldu.

    fırsat günleri geride kalmıştı. manteuffel'in meuse nehri istikametinde yön değiştiren taarruzu, müttefik karargahında telaşa neden oldu, lakin gerçek anlamda ciddi olamayacak kadar geç kalmıştı. plana göre, bastogne ikinci gün ele geçirilmiş olacaktı, halbuki üçüncü güne kadar ulaşılmadı ve altıncı güne kadar etrafından dolanılmadı. ancak, 24 aralık'ta küçük bir birlik, dinant'ta (güneybatı belçika), meuse nehri'nin 6 kilometre civarına geldi, fakat bu ilerlemenin ulaştığı en son sınırdı ve çok geçmeden bu küçük birliğin irtibatı kesildi.

    çamur ve yakıt sıkıntısı ilerleme üzerindeki önemli engellere dönüşmüştü. yakıt noksanlığından topçunun ancak yarısı muharebeye iştirak ettirilebildi. taarruzun başladığı günlerdeki sisli hava, müttefik hava kuvvetlerini pistlerde tutmak suretiyle almanların sızmasına yardımcı olmakla birlikte, bu gizlilik örtüsü 23 aralık'ta kayboldu ve alman hava kuvvetleri'nin yetersiz kaynakları başlatılan müthiş bombardıman karşısında karadaki kuvvetlere kalkan olmakta başarısız oldu. böylece yitirilen zaman kayıpların artmasına neden oldu. fakat hitler, ayrıca oradaki arazinin çok dar olduğuna bakmaksızın asıl rolü, kadrosunda kendisinin kolladığı waffen ss'lerin en nüfuzlu birlik olarak yer aldığı kuzey kanadındaki altıncı ss panzer ordusu'na vermeyi tercih ettiği için bedel ödüyordu. oysa müttefik kuvvetleri daha yoğundu ve ihtiyat birlikleri daha yakındı.

    ilk hafta sonunda, taarruz umulduğu gibi çıkmamıştı ve ikinci haftanın başındaki hızlandırılmış ilerleme aldatıcıydı. çünkü bu sadece amerikalıların şimdi daha kuvvetli olarak tuttukları ana yol merkezleri arasına kalkışılan bir müdahaleydi.

    harekatların bu geniş özetlerinden sonra, farklı bölgelerdeki muharebenin bazı kilit safhalarıyla daha ayrıntılı meşgul olmak daha yararlıdır. asıl görevi üstlenmiş, ancak bunu nispeten dar bir cephede icra edecek olan dietrich'in altıncı ss panzer ordusu için yapılan plan uyarınca üç piyade tümeni udenbrath'ın (almanya-belçika hududu) her iki tarafında bir gedik açacak ve daha sonra kuzeye bakan güçlü bir kanat koruması (diğer iki piyade tümeniyle takviyeli) teşkil etmek için kuzeybatıya yönelecek, aynı zamanda dört zırhlı tümen gedikten ikişer ikişer geçecek ve büyük kent ile ulaşım ve lojistik tesisleri merkezi liege için ileri fırlayacaktı. bunlar tamamen waffen ss birliklerinden meydana gelen, 1., 12., 2. ve 9. ss panzer tümenlerinin meydana getirdiği 1. ve 2. ss panzer kolordularıydılar. bu ordunun, 90 adedi mark vi olmak üzere 500 adet tiger tankı vardı. dietrich'in yarma harekatını iki panzer tümeniyle icra etmeyi arzu etmiş olması bahsedilmeyi hak etmektedir, fakat bu talep, bu tür bir görev için bölgenin tanklar için çok zor olduğunu düşünen model tarafından reddedildi.

    bu bölge, general gerow'un 5. kolordu'sunun en güneyinde bulunan amerikan 99. piyade tümeni tarafından tutuluyordu ve bölgenin genişliği, güneyindeki middleton'un 8. kolordu'sunun tümenlerininki gibi 30 kilometre kadardı. bu herhangi bir tümen için standarttan daha geniş cepheydi ve bu durum bölgede ne kadar küçük bir alman taarruzunun beklendiğini gösteriyordu.

    bombardıman saat 05:30'da başladı, fakat bu bölgedeki alman piyadesi 16 aralık saat 07:00 civarına kadar harekata başlamadı. münferit, müstakil mevziler birer birer ele geçirildi, fakat birçoğu ezici üstünlüğe karşı almanlara ağır zayiat verdirerek müthiş bir şekilde direndi ve zırhlı tümenlerinin ilerlemelerini geciktirdi. almanlar müteakip iki gün zarfında batı istikametinde ilerleyebilmekle birlikte kilit berg-butgenbach-elsenborn (belçika) bölgesindeki çetin amerikan savunması almanların planlamış oldukları gibi kuzey kanadın ele geçirmesini önledi ve bu bölge gelecekte kullanılmak üzere amerikalıların elinde kaldı. amerikalılar, şiddetli alman saldırılarına karşı günlerce direneceklerdi. bu şimdiye kadar aachen bölgesinde amerikan taarruzuna iştirak etmekte olan leonard gerow'un amerikan 5.kolordusu için büyük bir başarıydı, ancak acil durum karşısında geriye, güneye kaydırılmıştı. (bu püskürtülme ss birliklerinin itibarını çok zedeledi ve 20 aralık'ta hitler'in taarruzdaki asıl rolü manteuffel'in beşinci panzer ordusu'na vermesine neden oldu.)

    ("16-25 aralık 1944 alman taarruzları" görseline bakınız).

    manteuffel'in ordusunda, dietrich'in cephesine en yakın bölüm olan, sağ kanatta cephe çok hızlı yarıldı. schnee eifel'de (belçika-alman sınırı, almanya) bulunan bu bölge, 30 kilometreden biraz genişti ve 14. zırhlı süvari grubu'yla birlikte bölgeye yeni gelen amerikan 106. tümeni'yle tutuluyordu. bu birlikler önemli bir kavşak olan st. vith (belçika) yaklaşma istikametlerini örtüyordu. bu arada dikkate değer bir husus almanların, kuzeyde tertiplenmiş olduğu gibi herhangi bir ezici güçten yoksun olmalarıydı. başlıca olarak bir tank tugayı ile birlikte lucht'un alman 66.kolordusu'nun iki piyade tümeninden oluşuyordu. fakat bu kuvvet 17 aralık'a kadar 106. tümen'in iki alayını kıskaç harekatıyla kuşatmayı başardı ve en azından 7.000, muhtemelen 8.000-9.000 askeri teslim olmaya zorladı. bu takdir, manteuffel'in yeni taktiklerinin icra tarzı içindi. manteuffel cephesindeki hücum müfrezeleri baraj ateşi başlamadan evvel çoktan amerikan mevzilerinin içindeydiler. amerikan resmi harp tarihi'nin kanaatine göre schnee eifel muharebesi "amerikan birliklerinin avrupa harp harekat alanında 1944-1945 yıllarındaki harekatlarda uğradığı en ciddi başarısızlık" idi.

    daha güneyde, manteuffel'in cephesindeki asıl taarruz, sağ kanattan krüger'in 58. panzer kolordusu ve sol kanattan lüttwitz'in 47. panzer kolordusu tarafından gerçekleştirildi. 58. panzer kolordusu our nehri'ni geçtikten sonra, ardenler ve namur arasında meuse nehri üzerinde diğer bir hedef olan köprübaşı elde etmek amacıyla houffalize'ye (doğu belçika) doğru ilerledi. 47. panzer kolordusu ise, our nehri'ni geçtikten sonra, kilit yol kavşağı olan bastogne'yi ele geçirecek ve namur'un güneyinde, meuse nehri üzerinde geçiş noktaları elde edecekti.

    amerikan ileri karakolu, 28.tümen our nehri geçişlerinde almanları biraz geciktirdi, lakin onları durduramadı ve 17 aralık'ta ikinci gecede, almanlar hem houffalize'ye hem bastogne'ye (belçika-ardenler bölgesi), tam anlamıyla tertiplenmek ve batı istikametindeki ilerlemelerini geliştirmek için ihtiyaç duydukları bu iki yol merkezinin arasındaki paralel yola yaklaşıyorlardı.

    en güneyde bulunan general erich brandenberger'in alman yedinci ordusu'nun (üç piyade ve bir paraşüt tümenli) görevi neufchateau'dan (kuzeydoğu fransa) mezieres'e (batı isviçre) ilerleyerek taarruzi bir harekatla, manteuffel'in yarma taarruzunu himaye etmekti. yedinci ordu'nun bütün tümenleri our nehri'ni geçmeyi başardı ve iç kanat bölgesinde bulunan 5. paraşüt tümeni, üç gün içerisinde 20 kilometre ilerleyerek ta wiltz'e (kuzeybatı lüksemburg) kadar geldi. ne var ki, amerikan 28. tümeni'nin sağ kanadı görülmemiş bir biçimde çarpışarak mevzileri yavaş yavaş terk etti. aynı zamanda middleton'un 8. kolordu'sunun iki tümeni, 9. zırhlı ve 4. tümenler, 5 ila 7 kilometre ilerledikten sonra taarruzu durdurdu. 19 aralık'a gelindiğinde, şimdi alman taarruz cephesinin güney kanadının kuvvetli bir şekilde tutulduğu kesindi. ayrıca, bu kesimin çok geçmeden saar'dan kuzeye çark eden patton'un üçüncü ordu'su tarafından takviye edileceği kesinleşti ve aynı gün alman 80. kolordusu savunmaya geçti.

    manteuffel, sol kanadıyla aynı hizada kalabilmesi için komşu birliği olan yedinci ordu'ya, mekanize bir tümen verilmesi talebinde bulunmuştu, fakat talep bizzat hitler tarafından reddedilmişti. bu ret çok önemli olmuş olabilir.

    kuzeyde bulunan dietrich'in cephesindeki panzer yarma taarruzu nihayet 17 aralık'ta, seçkin 1. ss panzer tümeni, liege'i güneyden sarmak için harekete geçtiğinde başladı, artık önündeki güzergah temizlenmişti. tümenin 100 tankından birçoğunu bünyesinde bulunduran öncü "peiper muharebe grubu" huy'da (belçika) meuse nehri üzerindeki geçiş noktalarını ele geçirme harekatında neredeyse hiç müdahale ile karşılaşmadan ilerliyordu. bu muharebe grubu ilerlerken, hem birkaç silahsız amerikan esir grubunu hem de belçikalı sivilleri katlederek kötü bir şöhrete sahip oldu. (peiper, savaş sonrası duruşmasında bu katliamın hitler'in yarma taarruzdan önce "bir dehşet dalgasının" icra edilmesine ilişkin emrini yerine getirmek için yapıldığını iddia etti ve bunun meşruluğu için de "askerlerin abd stratejik hava taarruzunda ölen ailelerini" mazeret etti. (bkz: malmedy katliamı)

    bununla beraber, peiper'in birliği, bütün taarruz boyunca bu denli zalim davranan tek birlikti. peiper'in muharebe grubunun stavelot'taki hayati önem taşıyan köprüyü ve hemen kuzeydeki 8 milyon litrelik büyük yakıt deposunu neden ele geçirmediğine ilişkin pek gerekçe olmamakla birlikte, bu muharebe grubu meuse nehri'nin 70 kilometre uzağında, geceleyin stavelot'un eteklerinde konaklamak için durdu. o anda her iki depo da yetersiz bir şekilde korunuyordu. ayrıca iç bölgedeki su kaynağı olan spa'daki (belçika) amerikan birinci ordu karargahı yakındı. amerikan takviye birlikleri geceleyin bölgeye ulaştılar ve ertesi gün yanan yakıtları engel olarak kullanarak peiper'i yaklaştırmadılar ve daha sonra 5 kilometre ötede trois ponts'daki (belçika) köprüleri onun gözü önünde havaya uçurdular. bunun üzerine peiper, yandaki vadiden aşağı dolanmayı denedi, ne var ki durduruldu ve sadece 10 kilometre ilerideki stoumont'ta (belçika) baskı ve kontrol altına alındı. bu arada peiper ayrıca tecrit edildiğini ve altıncı panzer ordusu'nun geri kalan kısmının epey ilerisinde olduğunu öğrendi.

    güneyde, manteuffel'in cephesinde, taarruzun başarı şansı için belirleyici unsur olan kilit yol merkezleri st. vith ve bastogne'ye baskı arttı. taarruzun başladığı gün, cephenin 20 kilometre gerisinde bulunan st. vith'e ilk saldırılar 17 aralık'ta başladı, ancak bunlar sadece küçük çaplı birliklerdi. ertesi güne kadar takviye amerikan 7. zırhlı tümeni'nin büyük bir kısmı bölgeye geldi. 18 aralık'ta, alman hücumu büyüdükçe civardaki köyler, birer birer düşmeye başladı ve işte amerikan 106. tümeni'nin sarılmış vaziyetteki iki alayına herhangi bir yardımı önleyen bu baskıydı. bundan başka, panzer kolları st. vith'i hem kuzeyden hem güneyden çeviriyorlardı ve geri atılmak zorundaydılar, aynı zamanda bir alman panzer tugayı taarruzu takviye etmek için ilerliyordu.

    18 aralık'ta, lüttwitz'in 47. panzer kolordusu kendisine bağlı iki zırhlı tümen (2. ve panzer lehr- en seçkin zırhlı tümenler) ve 26. volksgrenadier tümeni'yle bastogne'ye yaklaşıyordu. fakat takviye birlikleri (amerikan 9. zırhlı tümeni'nden bir zırhlı muharebe grubu ve istihkam taburları) savunmaya yardım etmek için gelmişlerdi. her bir köy için çarpışmak ve alman cephesindeki ulaştırmada görülen karmaşa, eisenhower'ın stratejik ihtiyatı olan amerikan 101. hava indirme tümeni'nin, kritik bir an olan 19 aralık sabahı bastogne'ye ulaşması için taarruzu vaktinde yavaşlattı. (tümene, asıl komutan tümgeneral maxwell d. taylor, amerika'da izinde olduğundan, geçici olarak tuğgeneral anthony c. mcauliffe komuta ediyordu.) özellikle amerikan istihkamcılarının ön plana çıktıkları şiddetli bastogne savunması, almanların kasabaya akınını imkansız hale getirdi ve panzer kolları kasabanın her iki yanından geçtiler. zaten kasabanın kuzeyinde bir gedik meydana getirmişlerdi ve 26.volksgrenadier tümeni'ni bir panzer muharebe grubuyla bu yol merkezini hertaraf etmek için bıraktı. böylece bastogne, 20 aralık'ta kuşatılmış oldu.

    ancak 17 aralık sabahı eisenhower ve ana ast birlik komutanları büyük çapta bir alman taarruzunun başlamış olduğunu kabul etmeye başlamışlardı ve ancak 19 aralık'ta, hiç kuşkuları kalmadı. bradley, 10. zırhlı tümen'e kuzeye gitmesini emretti ve dokuzuncu ordu komutanı korgeneral william simpson'un 7. zırhlı tümen'inin 30.tümen'i takip etmesi için talep ettiği inisiyatifi teyit etti. böylece, 60.000'i aşkın yeni birlik, tehlike altında bulunan bölgeye ilerliyordu ve 180.000 asker daha müteakip sekiz gün içinde o bölgeye sevk edildi.

    tümgeneral leland s. hobbs'un komutasında aachen yakınlarında istirahatte bulunan 30. tümen'e önce eupen'e (belçika) hareket etmesi bildirildi, daha sonra istikamet malmedy'ye çevrildi ve ondan sonra peiper'in panzer muharebe grubunu durdurması için daha batıya sevk edildi. stavelot'un bir kısmı avcı bombardıman uçaklarının yardımıyla tekrar ele geçirildi ve peiper'in altıncı panzer ordusu'nun geri kalan kısmıyla olan irtibatı kesildi. aynı zamanda peiper, stoumont'ta artan bir güçlü mukavemetle karşı karşıyaydı. 19 aralık'ta, 82. hava indirme tümeni ve zırhlı birlik takviyelerinin bölgeye gelmesi dengeyi aleyhine döndürdüğünde peiper'in yakıtı son derece kıttı. bu arada, iki ss panzer kolordusunun büyük kısmı hala geride çakılıp kalmıştı. onların ilerlemeleri ve çok sayıdaki tankları ile ulaştırma araçlarını tertiplemeleri için yollar yetersizdi. (peiper'in zırhlı muharebe grubu neredeyse kuşatılmış ve yakıtları tükenmişti, sonunda 24 aralık'ta tanklarını ve diğer araçlarını terk ederek geriye doğru yaya olarak çekilmeye başladılar.)

    daha güneyde, manteuffel'in cephesinde, amerikan 3. ve 7. zırhlı tümenlerinin unsurları, alman birliklerinin st. vith kentinden batıya doğru ilerlemelerini önlemek için hareket etmişlerdi. st. vith kentini savunan birlikler, manteuffel'in sevk ve idaresindeki kuvvetli bir taarruzun muazzam baskısı altındaydılar ve çok geçmeden ağır kayıplar vererek kentin dışına atıldılar. neyse ki, amerikalıların şansına, büyük trafik sıkışıklığı alman 66. kolordusu'nun harekatı çabuk bir şekilde genişletmesini engelledi ve amerikan 106. ve 7. zırhlı tümenlerinin geri kalanlarının daha güvenli mevzilere kaçmalarına imkan sağladı. daha güvenli bölgeye yapılan bu çekilme, gediğin bu bölgede meuse nehri istikametinde hızlı bir ilerleme sonucunda herhangi bir uzun mesafeli başarıyı genişletme harekatını engellemeye yardımcı oldu.

    cephe yarılınca, bu durum eisenhower'ı 20 aralık'ta gediğin kuzey tarafında bulunan, hem amerikan birinci hem de dokuzuncu ordularının dahil olduğu bütün kuvvetleri montgomery'nin emrine vermeye sevk etti ve montgomery meuse nehri'ndeki köprüleri korumak için kendisinin dört tümenli 30. ihtiyat kolordusu'nu getirdi.

    montgomery'nin kendinden emin tavrı büyük bir özellikti ancak, subaylarından birinin işaret ettiği gibi şayet "amerikan birinci ordusu komutanı hodges'in karargahına isa'nın kilisede arınmak için geldiği gibi çalımlı adımlarla" girmemiş olsaydı daha etkili olmuş olabilirdi. daha sonraki bir basın konferansında amerikan kuvvetlerini çöküşten, muharebeyi şahsi "sevk ve idaresinin" kurtarmış olduğu izlenimini aksettirmesi çok yaygın bir öfkeye neden oldu. ayrıca mevcut bütün ingiliz ordular grubu'nun gücünü kullandığından ve "nihayet büyük bir gayretle muharebeye iştirak ettirdiğinden bahsetti." bu ifade çok daha büyük bir rahatsızlık yarattı, çünkü patton 22 aralık'tan bu yana, güney kanattan karşı taarruz etmekteydi ve 26 aralık'ta bastogne'nin kuşatmasını yarmıştı. halbuki montgomery, patton'un önce "mevzilerine çekidüzen vermesi" gerektiği ve kuzeyden yapılacak karşı taarruza 3 ocak'a başlamaması konusunda ısrar etmişti; montgomery aynı zamanda o vakte kadar ingiliz ihtiyat birliklerini muharebe dışında tutacaktı. (zaten montgomery ile patton'ın arası ta italya'dan beri bozuktu).

    müttefik cephesinin yeniden gruplandırıldığı 20 aralık'ta gediğin kuzey tarafının sorumluluğu, daha önce roer ve ren nehirleri istikametindeki amerikan taarruzuna iştirak etmiş olan amerikan 7. kolordusu komutanı tümgeneral j. lawton collins'e verildi. montgomery bu kritik görev için sadece, lakabı "yıldırım joe" olan collins'i istediğini ve başka birisini istemediğini netleştirdi. collins'in bu yeni görevi için kendisine 75. ve 84. piyade tümenleri ile birlikte seçme 2. ve 3. zırhlı tümenler verilmişti. bu birliklerle manteuffel'in ilerlemekte olan öncü birliklerine güney istikametinde karşı taarruz düzenleyecekti.

    bastogne'de durum kritikti ve ciddiyetini koruyordu. birbiri ardına gelen saldırılar savunanları (amerikalılar) geri çekilmeye zorluyordu, ne var ki yılmadılar. 22 aralık'ta, 47. panzer kolordusu komutanı lüttwitz, "beyaz bayraklı" bir grubu kuşatılan garnizona "onurlu" şartlarla teslim olmasını istemek için gönderdi.

    ertesi gün, havanın düzelmesi ilk kez havadan ikmale ve alman mevzilerine karşı birçok müttefik hava taarruzuna imkan sağladı. bu arada, patton'un birlikleri güneyden yukarı doğru ilerliyorlardı. yine de durum hala tehlikeliydi, çünkü 24 aralık'ta, noel arifesinde savunma çemberi 25 kilometreye çekildi. fakat lüttwitz'in birlikleri de birkaç birlikle takviye ya da ikmal ediliyorlar, aynı zamanda müttefik hava kuvvetleri tarafından giderek artan biçimde bombardımana tabi tutuluyorlardı. noel günü, almanlar topyekun taarruza geçtiler, fakat yeni gelen tankları ağır kayıplar verdi ve savunma yarılmadı. ayrıca şu anda tümgeneral hugh j. gaffey komutasında bulunan, patton'un üçüncü ordu'suna bağlı amerikan 4. zırhlı tümeni büyük bir mücadeleden sonra güneyden gelmiş ve 26 aralık saat 16:45'te garnizonla temas kurmuştu. muhasara böylece kaldırıldı.

    her ne kadar, alman yedinci ordusu başlangıçta, manteuffel'in ilerleyen sol kanadını örtme çabasında biraz ilerleme kaydetmiş olmakla birlikte, kendi zayıflığı onu güneyden bir karşı taarruza maruz bıraktı. patton'a 19 aralık'ta saar bölgesine kadar yapacağı taarruzundan vazgeçmesi ve iki kolordusunu kullanarak manteuffel'in meydana getirdiği muharebe hattı çıkıntısını ortadan kaldırmaya yoğunlaşması bildirilmişti. 24 aralık'ta, 12. kolordu, alman yedinci ordusu'nun tümenlerini geriye püskürtüyor ve meydana getirmeye çalışmış oldukları güney "kanadı" ortadan kaldırıyordu.

    daha batıda, 4. zırhlı, 26. ve 80. piyade tümenlerinden oluşan amerikan 3. kolordusu, bastogne'nin muhasaradan kurtarılmasına yoğunlaşmıştı. ünlü 4.zırhlı tümen, patton'un 22 aralık'ta "şimşek gibi ilerleyin" emrini yerine getirmek üzere tetikteydi. ancak arazi savunmanın lehineydi ve asıl mukavemet 5. paraşüt tümeni'nin paraşüt birliklerinden geldi. bu birliklerin her köyden ve ormandan zorla atılmaları gerekti. bununla birlikte, keşif birlikleri neufchateau-bastogne yolunda daha az direnişte karşılaştılar ve 25 aralık'ta taarruzun yönü, doğrudan istikamet yerine kuzeydoğu mihverine kaydırıldı. ertesi gün, 4. zırhlı tümen'in kalan birkaç sherman tankı bastogne'nin güney savunma hatlarını yarmayı başardı.

    bu arada, bastogne'nin etrafından dolanan, manteuffel'in panzer tümenleri, namur'un güneyindeki araziden, meuse nehri'ne doğru ilerlemekteydiler. yeni amerikan birlikleri yukarı doğru ilerlerken, horrocks'un ingiliz 30. kolordusu nehir üzerindeki geçiş noktalarını himaye etmek için givet (kuzeydoğu fransa-belçika sınırı) ve dinant (batı belçika-kuzeydoğu fransa sınırı) civarındaki nehrin hem doğu hem batı yakasına doğru harekete geçmişti; aynı zamanda amerikan istihkam birlikleri köprüleri havaya uçurmak için hazırdılar.

    hitler gözünü cephe hattına diktiğinden artık ufkunu meuse nehri'ne yoğunlaştırmıştı. hitler, karargahının (okw) ihtiyatında bulunan 9. panzer ve 15. mekanize piyade tümenlerini dinant yaklaşma istikametlerinde bulunan marche-celles bölgesinin temizlemesinde manteuffel'e yardımcı olmaları için serbest bıraktı. bu duruma göre, her iki tarafta noel günü için taarruz planlıyorlardı. ne var ki bu taarruzu icra edemeyecek kadar birbirlerine girmiş haldeydiler. fakat collins'in birlikleri yavaş yavaş ilerliyorlardı; collins'in kuvvetleri noel sabahı ingiliz 29. zırhlı tugayı'nın yardımıyla, alman harekatının ulaştığı en uç noktada bulunan meuse ve dinant'tan neredeyse 8 kilometre mesafedeki celles köyünü tekrar ele geçirdi. birkaç münferit düşman mukavemet yuvası daha sonra piyade tarafından temizlendi ya da hava saldırısıyla imha edildi. panzer birlikleri 23 aralık'tan itibaren havadan şiddetli bir şekilde taciz edildiler ve panzer kuvvetlerinin 26 aralık'a kadar gündüz hareket etmeye çalışması yasaklandı. noel akşamı gecikerek gelen 9. panzer tümeni amerikan 2. zırhlı tümeni'nin çetin savunmasını aşamadı. 26 aralık geldiğinde almanlar geri çekiliyorlardı ve meuse nehri'ne ulaşılamayacağı da kabul edildi.

    26 aralık-16 ocak müttefiklerin hamleleri
    17 aralık-7 şubat arası operasyonlar

    dietrich'in altıncı panzer ordusu'na, manteuffel'in yarma harekatına yardımcı olmak üzere, onun güneybatı bölgesinde buluşacak yeni bir taarruzda bulunulması bildirilmişti. fakat altıncı panzer ordusu, tümenlerini muharebeye iştirak ettirmekle birlikte, şu anda çok kuvvetli bir biçimde takviye edilen ve avcı bombardıman uçaklarının ani saldırılarıyla kolayca desteklenen amerikan savunma mevzilerine karşı az ilerleme kaydetti. 2.ss panzer tümeni, başlangıçta telaş ve karmaşaya neden olan bir gedik açtı, ancak trois ponts'un 20 kilometre güneybatısındaki manhay köyünde uzayan muharebelerde ağır kayıplar verdi. özetle, altıncı panzer ordusu'nun taarruzu yorgunluktan başka bir şey getirmemişti.

    asıl karşı taarruz başlamadan çok önce almanlar kuzeye doğru yaptıkları harekattan vazgeçmişler ve güney kanatta giriştikleri nihai hücumda başarısız olmuşlardı. bu son çaba, hitler'in siklet merkezini oraya kaydırmaya ve beşinci panzer ordusu'nun saldırısını desteklemeye dair geciken kararına riayet etmişti. ne var ki fırsat kaçmıştı. manteuffel acı bir şekilde şöyle söylemektedir:

    "ihtiyatların geri kalan kısmı bana ancak 26 aralık'ta verildi ve o zaman da bu birlikler intikal ettirilemediler. yakıt eksikliğinden 160 kilometreyi aşkın bir bölgede yolda kalmış vaziyetteydiler. tam ihtiyaç duyduğumuzda yerlerinden kımıldamadılar."

    almanların 19 aralık'ta, stavelot yakınlarında gerçekten ele geçirdikleri yakıt depolarından yüz kat daha büyük olan, yaklaşık 9,5 milyon litre yakıt ihtiva eden muazzam yakıt deposunun 400 metre civarına gelmiş olmaları kaderin bir cilvesiydi.

    manteuffel şöyle dedi :

    "bu yeni taarruza müttefiklerin karşı taarruzu gelişmeden önce daha henüz başlamıştık. jodl'a telefon ettim ve hitler'e, benim ile-ri birliklerimi meydana getirmiş olduğumuz muharebe hattı çıkıntısının önünden geri çekeceğimi söylemesini istedim. fakat, hitler geri çekilmeyi yasakladı. o nedenle zamanında geri çekilmek yerine, müttefik taarruzları altında gereksiz yere zayiat vererek adım adım geri püskürtüldük. bu sonraki safhadaki kayıplarımız hitler'in 'geri çekilmek yok' politikası nedeniyle önceki verdiklerimizden çok ağırdı. bu, çöküş demekti, çünkü bu kadar ağır kayıpları karşılayamazdık."

    von rundstedt bu hükmü onayladı:

    "ben taarruzu, hedefine ulaşamayacağının aşikar olduğu ilk safhada durdurmak istedim, lakin hitler çok öfkeli bir şekilde taarruzun mutlaka devam etmesinde ısrar etti. bu 2 numaralı stalingrad'dı."

    müttefikler savunma kanadını ihmal etmeleri yüzünden ardenler muharebesi'nin başında az kalsın felaketin eşiğine gelmişlerdi. ancak sonunda aşırı bir askeri doktrin olan "taarruz en iyi savunmadır" inancını destekleyen hitler'di. bu, almanya'nın başka herhangi bir ciddi direniş şansını mahveden "en kötü savunma" oldu.

    velhasıl, müttefiklerin artık almanya'yı batıdan işgal etmemek için bir sebebi kalmamıştı. zaten almanya artık tükenmiş, doğudan ruslar, batıdan ise müttefikler tarafından kıskaca alınmış, insan gücünü telef etmiş, endüstrisi iflas etmiş bir haldeydi.