şükela:  tümü | bugün
  • frans de waal'in "hayvanların ne kadar zeki olduğunu anlayacak kadar zeki miyiz?" adıyla ülkemizde çıkan kitabı. çevirisi ahmet burak kaya tarafından yapılmış. başlığı türkçe açacaktım fakat karakter sınırına takıldığı için türkçe adını yazamadım.

    kitap hem zeka kavramına, hem de hayvan deneylerine bakışımı değiştirdi.

    bugüne kadar zekayı hep "batılı beyaz erkek gibi olabilmek" üzerinden tanımladık. misal zamanında yapılan iq testlerinde afrikalılar'ın iq'su çok düşük çıkıyormuş. afrika'dan yeni göçüp gelmiş adama golf topu gösterirsen tabi bilemez. hadi ikinizi de savanlara salalım bakalım, hanginiz hayatta kalacak kadar zeki, hanginiz kurda kuşa yem oluyor! hem pardon, tenis raketini tanıyabilmek insan türünün zekasına nasıl ölçü olabiliyor acaba?

    tabi bu iq testleri zamanla şekil değiştirdi. mümkün mertebe kültürden bağımsız şekilde insan zekasını ölçmeye odaklandı (bunu başardığını iddia etmiyorum). ama hala zekayı insanların iyi yaptığı şeyler üzerinden ölçüyoruz.

    frans de waal'in verdiği çok güzel bi örnek vardı. yapılan testlerde köpekler kurtlardan daha zeki çıkmış. hadi len! köpeğin kurttan daha iyi yapabildiği şey insanlardan talimat almak ve itaat etmek. kurt niye senin deneyinin bi parçası olmak istesin ki? hangi sebeple senin deney düzeneğinde iş birliği yapsın? aynı şey kediler için de geçerli. kedi beslemiş herkes bilir ki kediniz söylediklerinizi anlıyor, sadece umrunda değil.

    sonra mesela maymunlarda* yüz tanıma, maymunlara değişik insanların resmini göstererek ölçülmüş. açıklama da bütün maymunların birbirine benzediği, ama insanların birbirinden çok farklı olduğu. bu subjektif kafadan kurtulamayan hödüğe de bilim adamı diyorlar! bize göre bütün çinliler birbirine benziyor, çinlilere göre bütün avrupalılar birbirine benziyor. kimi az görürsen onu ayıramazsın. maymun da tabi ki kendi cinsini ayırıyor en iyi.

    özetle, bize bugüne kadar maymun zekası diye kakaladıkları şey, maymunların insan gibi davranabilme oranı.

    maymunlarla insan bebeklerinin karşılaştırıldıkları deneyler ise tam bir fecaat. insan bebekleri annesinin kucağında, deneycinin sevgi dolu sözleriyle, oyuncaklı ve eğlenceli bi odada giriyor deneye. hatta annesinin fark etmeden kopya vermediğinden emin bile değiliz. maymunlarsa soğuk suratlı bi deneyci eşliğinde, bi telin arkasında, ve doğal ortamlarından koparak giriyor o deneye. kimse maymunu ikna etmeye çalışmıyor. belki senin deneyini sıkıcı buldu, belki canı istemiyor, belki o ortamda gergin hissetti. belki alfa erkekle aynı odadayken testte başarılı olup ödülü almaya çekiniyor.

    zaman içinde zeka tanımını "batılı beyaz erkek gibi olmak"tan, en fazla "insan gibi olma"ya kadar ilerletebildik. zekayı gerçekten anlamak için ise önce neyi soracağımızı bulmamız, sonra da sorgulamak yöntemimizi değiştirmemiz gerekecek.

    kitapta ayrıca kuyruksuz maymun topluluklarında taraftar toplama çabalarından ve politikadan bahsedilmiş. ben çok etkilendim. şempanzelerde iki erkek kavga edince kendi kendine barışamıyormuş. erkeklerin çoğu taraf tuttuğu için diğer erkekler de barıştıramıyormuş. barıştırma işini çoğunlukla yaşlı dişiler yapıyormuş. bizim köy gibi yemin ederim.