şükela:  tümü | bugün
  • bela sever kadinlarin kronik sendromudur. gerekli malzemeler büyük bir ask, evliya sabri, cahil cesareti ve sonsuz anlayistir. herseye ragmen erkek asla yola gelmeyecek, düzenli olarak eror vermeyi surdurecektir.
    erkegin iyi bir asik olmayacagini anladiginda ya da (olmaz ya) erkegin gerçekten iyi bir asik olmasi durumunda (hadi oldu diyelim) kadinin 'arizali erkek' icin duydugu askin bitme ihtimali cok yüksek.
    cünkü o bir proje kadinidir. iyi ya da kötü sonuclandirir ve gider.
  • bizim tosti iyi kadın. böyle etleri butları var, gülümsüyor, tavuklu çorba yapıyor (tavuk parçacıkları kafam kadar) maç izliyorum ses etmiyor, sonra maç izliyorum ben ses etmiyor, sonra ben maç izliyorum, gelip yanıma oturup izliyormuş gibi yaparak ses etmiyor! sabah öpüyor, akşam öpüyor, öğlen bulsa öpecek, gece öpüyor! arada bıdı bıdı tuşu takılı kalıyor, kedi diyorsun mesela saatlerce hiç susmadan bahsedebiliyor. bir şeyde sana hak verse de alttan alttan mırıl mırıl etmeyi unutmuyor. zekanı, şiirini, entelektüel bilgini (varsa) sunmadığın için yavaş yavaş seni aklında sanki ara ara sıradanlaştırıyor gibi oluyor ama öpüyor sabah, sonra akşam kesin öpüyor, gece illa ki öpüyor!

    bizim tosti iyi kadın, gerçekten. arızalı erkek üff sıkıcıdır, şöyledir, böyledir diyenlere bakmıyor. biliyor sıyırmış erkeği, geçmişin kırıntılarını düşünmek bile yetiyor bazen arızasını anlamaya. ağlıyorsan güçsüz demiyor, gülüyorsan aşık aşık bakış. seksi, ilginç pijamalarıyla geliyor diz dibine. niye? çünkü bizim az tostili iyi kadın.

    iyi kadın bizim dünya tostili güzeli. sen daha arızanın nasıl oluştuğunu bilmiyorken, o korkusuzca dibinde duruyor. ayrıca minik çorapları da var! bak ayakları küçücük; az daha çocuk spor ayakkabısı alacaktım geçen gün. biliyor zaten biraz biraz aşkla düzelir adamı, biraz biraz yiter belki arızalar, sonra düşünüp gülümsüyor; yitmesin, asıl bu hâline aşık olunmadı mı diyor kendi kendine. çünkü benim kanım iyi kadın. damlıyor damarımdan arızanın en dibine. yola gelsem de gelmesem de tebessüm ediyor.

    iyi kadın bizim sonumuz. çünkü sevdiği adam da biliyor erkeğini yola getirmeye çalışmak ne kadar zor. o da çabalıyor zaten. neden? çünkü bizim gözüne kurbanlı iyi kadın. sallamıyor sendromu mendromu; sabah öpüyor, akşam affetmiyor, gece yakalıyor, öğlen bir bulsa... biliyor, uğruna yol ayağına getirilir de kıyılamaz ah'ına. (ağzına kurban)
  • arizali erkek tanimi bastan mantar bir defa. zati erkek kadar hormonal acidan zayif yaradisli az canli bir elin parmaklari kadardir. valla bak, salyangoz bile kendi dunyasinda, kendi mental kapasitesi baz alindiginda daha tutarlidir muhtemelen. burda ana problem bu zaafi dogru kullanip erkegi maymun edebilmek. onu beceremediginiz icin ariza yapiyorsunuz.

    ben size acik ve net soyliyeyim arizali dediginiz adam sizin yeteri kadar sevmedigi icin arizali ismini almistir. (tuh be ya hakkaten, baska bir arzunuz?) yoksa su dunyada her erkegi mala baglatacak, sera bitkisi kivamina getirecek biri illaki vardir. sadece o kisi siz degilsiniz.

    gercek ask falan faso fiso yani. bu sefer sert kayaya carptiniz. o yuzden gidin yontacak baska bir salak bulun. saygilar.
  • erkeklerin en eski silahıdır. dünya üzerinde ''ben böyleyim, arızalıyım, en iyisi benden uzak dur'' dediğinizde, bu meydan okumaya cevap vermeyecek bir dişi yoktur.
  • arizali kadin sendromu.
  • o "özel" kadın olmadığını anlayana kadar, kıyamam uğraşır, didinir durur yok yere.

    öncelikle arızalı erkek diye bir şey yoktur. sana aşık olmayan adam vardır. çok istisnaları dışında aşık olduğu kadın tarafından sevilen erkek pamuk gibidir, sevgi doludur. sevilmediğini kabul edemeyen kadınların uydurduğu bir şeydir "arızalı erkek".

    bir gün arasa bir gün aramaz, bir gün "aşkım, sevgilim" derken üç gün sonra yokmuşsun gibi davranır. sen arasan çok meşguldür hep. işinin gücünün arasında bir de sen bunaltıyosundur. heh işte bacım bu adam seni sevmiyor. hiç umurunda değilsin sen bu adamın. kırılmış gururunu tamir etmek için adama "arızalı" dersin, uğraşırsın, didinirsin ama sonunda bir şey elde edemezsin.

    sonra bir gün adamın karşısına biri çıkar adam aşık olur. sen de evde dövünürsün "ben iyileştirdim, yavşak gitti başkasını buldu." diye. sen hiç sevilmedin, kabul et, seni sevmeyen insanlarla zamanını harcama. iyileştirmeye çalıştıkça kendini yaralarsın. kabul et, yoluna git. acı da olsa üç gün çekersin, unutursun boşa yaralama kendini. harcama kıymetli zamanını. gideceksen seni seven, değerini bilen adamların peşinden git, zamanını onlara ver.
  • kısacası aptallıktır.
    bu acaip işle uğraşacağına gitsin evereste tırmansın, marianna çukurunun dibine dalış yapsın.
    olmadı gökyüzüne merdiven döşeyip, aya gitmek isteyenlere kolaylık sağlasın. yani akıllı olsun. olabilecek şeylerle uğraşsın.
    bu arızalı tip genetik kodda bozuk. doğuştan defolu oluşmuş.
    arızalı doğmuş tipi, kadın sevgiyle, sevdayla, filan düzeltemez.
    çünkü, henüz sevginin, aşkın , sevdanın genetik bozukluğu düzelttiği görülmedi.
    kadın, olabilirini hesaplayıp, ya adamı olduğu gibi arızasıyla kabul edecek, sevda adına susup oturacak,
    yok yola gelmeden oturamam ben derse kıyamete kadar düzelmesini bekleyecek.
    bunun tek getirisi, götürüsü vardır. o da:
    - "aklın mı yok zamanın mı çok?"
    sorusudur.
  • sevgi her sorunu çözer masallarıyla büyütülmüş kız çocuklarının mecburi istikameti. ancak masalın sonunda gökten üç elma yerine kütür kütür düşen gerçekler kafalarını yardığında akılları başlarına gelir.
  • güzel bir aşk hikayesidir; sen uğraşırsın didinirsin, kendini paralarsın, adamı tamir edersin bu arada senin sinirlerin laçka olur haliyle . tam herşey yoluna girmiş sen mutluluktan bulutların üstünde gezerken adam gider başkasını bulur. böylece cefasını senin çektiğin adamın sefasını başka kadın sürer. the end
    (bkz: and they lived happily ever after)