şükela:  tümü | bugün
  • 21. yüzyıla ait bir hüzünlenme çeşidi olsa gerek. onca hengamenin arasında durup böyle bir şakıyı dinleyince, insan bi "noluyoz lan" diyor.

    ya da ne bileyim büyüdüğünü farketmenin eblehçe bir yolu da olabilir.

    içinde eşek lafı geçen şarkıyla ağlanılır mı lan?
  • güzel anılara sahip bir şarkı oldugundan bendenizin yapabildiği bir atraksiyondur..

    o eğlenceli vakitlere geri döndürüp, hey gidi günler demenizi sağlar, iki damla gözyaşı ile özleminizi dile getirir, ardından bir babuba patlatırsınız.. * *
  • çok sevdiğim bir arkadaşımın eşşekliklerine üzülüp yaptığım şey.
    yazık etti kendine, o kadar da eşşek olmamalıydı.
  • barıs mançoyu ve temsil ettiği çocukluk yıllarınızı düşünüp hüzünlenmektir, nitekim arkadaşım eşek bana barış manço'lu pazar sabahı kahvaltılarını en çok hatırlatanlardan biridir.
  • anneciğimin dizlerinden öte bu şarkıyı dinlemeden uyuyamamamdan ziyade,geceden öte anneciğimin sesinden ziyade,benden öte benden ziyade bir anıya verdiğim tepkidir.
  • bi yaşıma dek dedemlerde büyüdüm.
    çalışan anne-baba ikilisi genelde haftada bir alırlardı beni eve.. hafta sonları..
    ya da zaten onlar akşam geldiklerinde işten, ben ya uyuyakalmış olurdum ya da bi şekilde yarı aygın yarı baygın bi halt anlamazdım..

    her neyse, hani şeyler olur.. böyle, insanın çocukluğuna dair, tek bir sahne olarak, çok net, kısacık anıları taptaze kalır..
    o an'ı çok net hatırlar insan..

    bende böyle bir anın fon müziği idi arkadaşım eşek..
    anneannem mutfakta havuç soyuyordu..
    dedem dışarda..

    ben anneannemlerin oturma odasında, halının tam ortasında oturuyordum, yaşım belki üç falan..
    üzerimde kadife kırmızı elbise var..
    elimde, tahta bi beşik..
    teyzem o beşiğe bi de yatak dikmişti minnacık..

    odadaki büfede, eski usul radyolardan..
    hani eşşek kadar böyle.. lüksemburg, prag falan yazan radyo istasyonları üzerinde..
    çevirmeli volumu ile, çevirmeli frekans düğmesi hep birbirine karıştırılan..

    sanıyorum polis radyosuydu..
    bu şarkı çalıyordu..

    benim hafızamda, tüm netliğyle beliren o dönemlere ait anı değil, "an"lardan biriydi bu..

    o an nasıl hissettiğimi hatırlıyorum mesela..
    güzeldi..

    ağlamak için kafi neden..
  • size barış manço sevgisini aşılayan en yakınınızın kaybıyla bu şarkıyı duruma oturtup ağlamaktır.
    (bkz: ayrılık geldi basa, katlanmak gerek. seni çok çok özledim, arkadaşım eşşek)
  • şarkının eğlenceli ritmi buna mani teşkil etmez. şarkı ayrılık ve hasreti anlattığından, içlenmek de ağlamak da olağandır. uzun zaman önce gerçekleşen bir ayrılık, eski günlere ve ardında bırakılanlara duyulan merakla karışık hasret, haber alamamanın, unutulmuş olma ihtimalinin verdiği acı, neler yaşanmış olursa olsun tanıdık, bildik, aşina bir ses, bir yüz, bir haber, bir tavır, bir bakış bulma hevesi elbette ağlatabilir insanı. adamın arkadaşı bir eşeklik yapmış, herkesi ayrılığa katlanmak mecburiyetinde bırakmış. buna mukabil, yapılabilecek bir şey de yok aksi gibi. gelmişe geçmişe, eski günlere sayıp sövmektense, bu şekilde dile getirilmiş hissedilenler. öfke ve hüzün alakasız gibi görünseler de birbirinin içine geçebilen, belki karıştırılabilen hisler. öte taraftan, öyle haller öyle hisler vardır ki, demir leblebi gibi çevirir durursun. tükürsen tüküremezsin, yutsan yutamazsın. o zaman ne yapacaksın? "arkadaşım eş- arkadaşım -şek arkadaşım eş-şeek" diye diye tebessüm edersin. pek çoğu da seninle güler, eğlendiğinizi düşünür. oysa bilen bilir. bilen çok bilir de ne fayda?
  • huzur içinde yatsın, barış manço'nun söz konusu şarkısını dinlerken başıma gelen durum. sadece benim başıma geldiğini sanırken sözlükte başlığını görünce bu konuda yalnız olmadığımı gördüm ve bir nebze de olsa içim rahatladı. bir çocuk şarkısını dinlerken bile ağlayabildiğim için kendime çok kızıyordum, neyse ki şarkıdaki hüznü fark eden tek kişi değilmişim.

    dinledikçe ağlıyorum, o yüzden dinlemek istemiyorum. geçen zamana mı, eski arkadaşıma mı, biten çocukluğuma mı yoksa sadece şarkıya mı ağladığımı bilmiyorum. belki de hepsi.