şükela:  tümü | bugün
  • fikret otyam'ın, çok yakın dostu orhan kemal ile mektuplaşmalarından derleyerek oluşturduğu kitabı. orhan kemal'in borç istemesi, sürekli paradan yana dert yanması iç sızlatır. örneğin, orhan kemal çocuğunu belediyenin toplu sünnet kampanyasıyla bedavaya sünnet ettirmek ister fakat anne ve babanın içeri girebilmesi için iki davetiye verilmiştir kendisine. tam sünnet günü askerden izinli olarak çıkıp gelen fikret otyam'a bir davetiyeyi verir fakat yanında hiç parası olmadığı için de sıkıntıya girer, zira 3. davetiye paralıdır. bu sıkıntı artar, boğar orhan kemal'i, düşüp bayılır. orhan kemal'in bu ve bunun gibi binbir sıkıntısına elinizle dokunacak kadar yaklaşırsınız, üzülürsünüz. ayrıca, sanmıyorum ki bugünün parasıyla 20 ytl'den fazla olsun o davetiyenin parası.
  • 1975'te fikret otyam' ın "ustam, arkadaşım orhan kemal'in ölmez yüceliğine, anısına ve sevenlerine saygıyla" düsturuyla kaleme aldığı kitabı. (bkz: e yayınları)

    "o'nun mektupları, hep yazmak istediği, düşlediği 'romancının romanı'nın bir kesiti gibidir.gemicilerin seyir defteri gibi, 'yazarın seyir defteri..' ya da o'nun 'rota'sı...

    kıvançları, tasaları, sabun köpüğü öfkerleri,aşkı, aşkları, ekonomik durumu, politik görüşleri, çilesi çileleri, sanat dallarına ilişkin deyişleri, yorumları, düşünceleri, duyguları ve özlemleri..

    bütün bunlar ve diğerleri bütünlenince orhan kemal'in, yani bu dürüst kalemin yaşam savaşı çıkıyor ortaya."

    "-köfteci dükkanı- olayı nedeniyle, o'nun delilsiz mapus damına tıkanlar, yön dergisinde, mektuplarından aldığım bölümlerle yazdığım bir yazıyı, uzun bir yazıyı değerlendirmişler(!)..'mektuplarda salt parasızlık, edebi şeyler olmasa gerek, işimize gelebilecek deliller de olabilir(!)' yargısıyla evimi basıp bu mektupları elde etmeyi planlamışlar, planlamışlar fakat adını, görevini, kimdir öğrenemediğim, sadece 'önemli bir kişi' olduğu söylenen birisi, bu planın uygulanmasına gönlü razı gelmemiş, dolaylı yoldan, yollardan 'planı' duyurarak mektupları saklamam için haber salmıştı! her kimse, bu kişiye içten bir teşekkür borcum vardır, ödüyorum.

    olacakları, tasarlananları tip istanbul milletvekili çetin altan'a anlatmış, yazar çetin altan, akşam gazetesinde ad vermeden planı açıklamış ve mektupları ele geçitme oyununu bozmuştu.

    12 mart karanlığında, evimden alıp sakladığım tek okuntular bu mektuplardı, yapıtlarındaki sunuları da keserek..

    9 temmuz 1974'te, marmara ereğlisi'nde damı ottan olan konuk evinde çıkan bir yangında önce bu mektupları kurtarmış, sonra mutfakta her an patlamaya hazır koca gaz tüpünü sökmeyi akıl edebilmiştim!

    bu mektuplar, yirmi yıla yakın sarsılmaz bir arkadaşlığın dostluğun belgeleridir."
  • ilginç bir kitap.
    orhan kemal ve fikret otyam'ın arkadaşlıklarını ve muhabbetlerinin sıcaklığını görebiliyoruz mektupta.

    bunun yanında orhan kemal'in kitaplarını yazım aşamalarını, yazmaya başlamadan önce kafasından geçen konuları öğreniyoruz.

    ancak beni ençok şaşırtan kemal tahir ile ilgili yazdıkları. mektuplara göre aralarında bir sürtüşme-çekişme var. kemal tahiri gerçekçi olmamakla suçluyor, romanlarının çok kötü olduğunu (sağır dere) idda ediyor. orhan kemal'e göre kemal tahir çorum dilini ve insanını hiç verememiş.

    arada bikaç kez yaşar kemal'e giydirmişliğide var.

    orhan kemal'in yoksulluğuda net bir biçimde kitapta mevcut.
  • “kambur kambur üstüne. bir de çocukların sünneti bindi. nuriye, (haydar sinemasında sünnet yapılacak. çocuk başına on beş lira,) demişti. iyi bir fırsat. iyi bir fırsat ama. otuz papeli denkleştirebilirsem. ev kirasını kardeşim uğur’dan getirttim. yüz elli lira. yüz yirmisi kiraya, otuzu da günlük masraflara gitti. düşündüm, taşındım, aklıma zavallı kitaplarım geldi. dört paket halinde sahaflara götürdük erol‘la. altmış liralık kitabı on beş liraya verdik. sonra otuz lira da edip'ten aldım. şair edip cansever çok iyi bir arkadaş. mert. ona da yüz elli lira borçlandım.

    borç, borç, borç. vaziyet şu:
    avukat m. ah cimcoz: 1000,
    sabahattin eyüboğlu: 400.
    uğur: 150.
    edip 150.
    lütfü: 20.
    melih: 50.
    belki fazla değil ama beni çok üzüyor. kitaplarımı satınca öderim belki. kitapçılar da çok isteksiz. zaten remzi’den başka da istekli yok. şaşılacak şey. gûya tanınmış, sevilen, aranan bir imzayım.
    yazarla okuyucu arasında o kadar çok (lüzumsuz) var ki. yazarın sırtına binmiş hepsi. hepsi yazarın zararına kazanıyor. şimdi de «kağıt yok» teranesini tutturmuşlar…
    olur inşallah!”