şükela:  tümü | bugün
  • tam bir eşşekliktir, ne yapacağınızı bilemezsiniz, herşeyini hatırlarsınız ama ismini asla
    bunu rağmen o sizin isminizi bülbül gibi şakır
    -eee evet uzun süredir görüşemiyoruz telefonunu versene kaydediyim
    -tabi vereyim hemen
    -ben de seni çaldırıyım hadi sen de beni kaydet telefonuna

    (nasıl yapıcaz belli etmeden bir isim bulup kaydetmek lazımdır ama nasıl)
    rezilliğin, rüsvalığın son noktasıdır durum...
  • arkadaşınızı biriyle tanıştırana kadar bi şekilde durumu kurtardıgınız ama biriyle tanıştırmanız durumunda açıga çıkacak durum." tanıştırayım...uf aman ya siz tanışın,kaynaşın işte" diyerek tüm kozlarınızı oynamanız pek inandırıcı olmasa da en azından "senin adın neydi" demekten daha iyidir kanaatimce.
  • acaba genc yasta alzheimer mümküm olabilir mi diye kendime sormami saglayan igrenc durum.
  • ozellikle uykusuzluk ve asiri yorgunluk anlarinda karsilasilan bir durumdur. en iyi arkadasimin 6 senelik kocasinin ismini unutmuslugum ve onu taistirirken filancani esi diye tanistirmak zorunda kalmisligim vardir. nitekim adam hemen hazircevap bir sekilde, "bu sifatin yanisira bir de ismin var ben fismekan" demistir.
  • hacı, hoca, kardeşim, adamım şeklindeki hitaplara sıkça başvurmanıza neden olan olay
  • vakti zamanında yan mahalleden apartmana komşu gelen arkadaş vesilesi ile kafayı yememize, el ele saatlerce dönmemize neden olan hadise.

    - kutuuu kutuuu penseee elmaammıı yenseee* eeeeee....ehm kutuuu kutuuu penseee elmamııı yenseeee arkadaşım ???.... kutuuuu... *
  • kimi zaman yakın arkadaşlar için de geçerli olabilen durumdur. böyle durumlarda samimiyete güvenerek "şu kalemi bi uzatsana... lan neydi senin adın ?" bile denebilir.
    harbiden yakın arkadaşın adı da unutulur mu ya ? sonumuz kötü...
  • lise bittikten sonra liseden arkadaşlarla buluşulur. herkes ayrı üniversitelerde okumaktadır. iki arkadaş bilmemkimi tanıyıp tanımadığımı sorarlar (hala adını hatırlayamıyorum, adını yazmak istemediğimden değil), sürücü kursundan arkadaşlarıymış. beni tanıdığını samimi olduğumuzu falan söylemiş bizim arkadaşlara. ben de hatırlayamadım tabii. bunlar da "zaten fırlamanın teki, sallayıp duruyor" demişlerdi. ben de konunun üzerinde pek durmadım zaten.

    o buluşmadan dört gün sonra okulda tam asansörün önünde bi arkadaşa rastladım, (hiç unutmam):

    ben : oooo, naber abi nasılsın?

    bilmemkim : sağol iyiyim, indus. benim adım ne? (evet direk sordu, aynen böyle)

    (bir şaşkınlık, ardından yüzde kızarma gibi belirtiler)
    ben : abi kusura bakma, kafam karışık biraz. bir türlü aklıma gelmiyor. bilmez olur muyum!!!

    bilmemkim : falan filanlara da ben öyle birini tanımıyorum, bizim okulda öyle biri yok demişsin.

    ben : hadi ya.. allahallah!

    bilmemkim : o kadar muhabbetimiz var, şurda bir aydır birlikte dolanıyoruz, sen adımı bilmiyorsun bir de gidip
    başkalarına yok öyle biri diyorsun.. cık cık cık

    tabii cevap veremedim orada, mazeret de olamaz zaten bu kadarına. bir daha o çocukla hiç konuşmadık dört sene boyunca. işte, bazen de böyle bir şeydir arkadaşın adını unutmak..
  • bir kaç taktik vardır aslında bu konunun ustesinden gelmek için. mesela az bişey çaktırmadan muhabbet edersin sonra verirsin adama telefonunu 'kendini kaydetsene' dersin olur biter. hem telefonu alırsın hem de adı. karlı bir iştir.

    şu şekilde de uygulanabilinir. son aşamaya kadar aynı gelip, en son hamle olarak 'ne diye kaydediyim seni' diyerek kendin kaydedersin adını. büyük bir avantajı var bunun. en son olarak telefona hangi isim kaydedilmiş aramaya kasmazsın. ama unutulmaması gereken de birşey vardır ki, ne diye kaydediyim diye sorduktan sonra 'adımı kaydet abi neyi kaydediceksin' cevabını alırsan, sonsuza kadar adını soramazsın işte.
  • arkadaşınıza en çok ihtiyacınız olan zamanlara denk düşer..

    adı unutulan kişi de gerçekten arkadaşsa, "benim adımı unutmuş.mıymıymıy.." demek yerine "hım... yaa nesi var acaba bu kadar.." diye düşünecektir..