şükela:  tümü | bugün
  • ne yaparım diye üzerinde çok düşündüğüm konu. anketlerde, magazin eklerinde karşılaşılan cinsden, maruz kalındığında cevabını bulmada zorlanılan bi konu bu.
    benim bu sabah 6.00da yolcu uğurlamak için evden çıktığımda günlük olağan akışlarından haberdar olduğum ve karısı şu anda başka bi şehirde olan karşı komşumun evinden hızla çıkıp uzaklaşan yabancı genç kadından sonra içime düşen şüphe tohumları sonrası hissettiklerim ve daha sonra şüphe tohumlarını sulayıp yeşerten destekleyici unsurlar (kadından sonra elindeki sırt çantasını giden kadına ulaştırmak için kulağında telefonla dışarıya fırlayan komşum ve beni görünceki irkilme. saatler sonra da eften püften bi sebeple kapımı çalıp tepki ölçmesi) böyle bi konuda ne yapmam gerektiği çetrefiliyle tekrar karşı karşıya getirdi. aslında insanların evlerine girip çıkanla zerrece ilgilenmeyen, görmeden bakan ve evlerde gelişen olayları kendileri söylemezse en son farkedenler cinsindenim ama sabahın 6.00sında sevdiğim bi komşudaki olağanüstülükten hissiyat devşirmek konuya çok bi alâkalık gerektirmiyor.
    her neyse..
    şimdi..
    memleket gündeminde nüfûz sahibi olan ve kişiliğini sevdiğim bu genç adamın kaçamağını görmezden gelebilir miyim? kaçamaksa evet! nüfûzlu adamların yaptırabilirlik/yaptırabilirliği kullanabilirlik cazibesine kapılan kızlar böyle adamların çevresinden eksik olmuyor,malum. e erkeklerin kadınlar konusundaki zaafı daha da malum...sa bi seferlik bi kaçamak çok da üzerinde durulası bi şi diil bence.
    ama..
    beri yanda bu sevdiğim genç adamın sevdiğim bi karısı da var. arkasından iş çevrilmesi durumu var. bugün yanına gidecek kocasının kendisine üstelik kendi evinde reva gördüğü onur kırıcılık var. e ona karşı bi sorumluluğum da var.

    benim gözlemlediğim dürüstlükten bi kere ayrıldınmı büyük yalanlara bahane üretme mekanizman gelişiyor. artık yalan söyleme konusunda pervasızlaşıyorsun. ya karşındaki salak sanrısına kapılmak ya da yalan söylediğini anlamasını umursamamaktan ileri gelen bi saçmalığın ortasına düşüyorsun.
    ufak tefek de olsa yalanını yakaladığım birisine saygı duyamıyorum bi daha. en göz ardı edemediğim şey bu.kendimden yola çıkarsak, karşımdakinin tepkisinden korkmak değilse de onu rencide edebileceğini düşündüğüm bi konuda yalan söylemek yerine onu farklı algılamaya yönlendirebilirim* en fazla. konuyla ilgili spesifik detaylara dalarsa da gerçeği duyması kaçınılmazdır benim açımdan. yalan söylemek kişinin kendi onuruyla alakalı.

    ne yapsam ne yapsam bi hamak alıp sallansam

    bu durumda sanırım ayıp örtücü gibi davranacağım. cahillik mutlulukturdan yola çıkarak, bilip buna katlanmak zorunda kalacak olan kadının kendisine karşı onurunu kurtaracağım ve cahil kalmasını sağlayacağım. sadece bana görünen yüzü acıklı bakacak. çünkü bilinmeyen acı acı değildir ve bu acıyla tanışmasına bence hiç gerek yok.
    öte yandan aldatan genç adam için zor günler başladı. bi konuya odaklandığım zaman hiç kimsenin görmediği en ince ayrıntıları görebilmede hercule poirot gri hücrelerine sahip olduğumu söyleyebilirim insafsızca böbürlenerek. gönül kaymaları, mücadele eden edemeyeniyle hemen herkesin başına gelebilen ve hoş görülesi *şeyler olsa da fiiliyata dökülmüş ihanet başka birisine yapılmış büyük haksızlıktır. affedilemez! sürekliliği olursa karısını bilgilendirme değilse de kendisini yanlışı görmeye yönlendirme sorumluluğu düşer sanki.
    ya da en fazla burada gözüm üzerinde genç adam entryiyle vicdan muhasebesine girişip ekşicilerin kafasını şişiririm yine.
    özürlerimle