şükela:  tümü | bugün
  • her genç erkeğin rüyası, hatta hayallari, umutları, beklentileri. bu eylemi yapabilme kaygısı ile yanar tutuşur her erkek içten içe. tüm arkadaşları için olmasa bile, bir kısmı için kurar bu düşü...
    fakat dil öyle ilginç bir iletişim aracıdır ki, bazen korkaklığı beynin cesaretine engel olur, ket vurur arzuların dışavurumuna. bu durumda istekler baskılanır, arzular dindirirlmelidir ve dizginlenilmeye çalışılır bu düşünceyle. içten içe kemirir arzular beyni, günler geceye devrolmaz bir türlü. acıya direnilmeye çalışılır ama nafiledir. itiraf zamanıdır artık. ve iç savaş patlak verir. dil beyne itaat etmez o anda... zordur dile getirmek istekleri. bir yanda herşeyi-ki aslında hiçbişeyi- kaybetme korkusu, diğer yanda arzuların dayanılmaz baskısı. karar mekanizmaları kontrolü kaybeder. ve eğer anlık bir boşluğuna denk getirilebilirse dilin, haykırılır ve kusulur tüm arzular arkadaşın yüzüne...
    fonda tarkan - seviş benimle eşliğinde...
  • (bkz: fuckmate)
  • arkadasiniz sevgiliniz olarak statu degistirecekse hic de sorun olmayacak eylem.
  • kimi çevrelerde "ne var ayol, her şeyi paylaşıyoduk zaten bi de bunu deneyelim dedik, aşın artık bazı şeyleri be" şeklinde cümlelerle savunulduğu gözlemlenmiş ve hemen akabinde mide bulandırmış mevzu. insanların cinsel isteği mide gurultusuyla bir tutması sonucu gözlemlenir, bahanesi yoktur.
  • zamanında clarissa'da değinilmiş olgu. çiftlerin arkadaşlıklarının gücüne bağlı olarak özür dileyerek normale dönülen hadise.
  • sınırlamalara, kategorilere, kutugorilere tutunup yaşamaktan başka türlüsünü tehlikeli bulan, zira hem kendi toplumsal ilişkilerinin hem de toplumun bilumum sivil ve resmi kurumlarının bir nevi kastlar sistemi içinde, pasaport, vize, ehliyet, nüfus sureti, ikametgah ve temiz kağıdı gerektiren, engelli kosamama pisti üzerinde seyretmesini uygun bulan statüko unsurlarının savunma araçlarından biri. bu bakış ve duruşla bağlantılı olarak aynı zamanda, ahlaki baskı mekanizmasının değer yargılarından biri (beraberinde kullanılan iğrenç, tiksindirici gibi diğer değer yargılarına bakılarak kolayca izlenebilir).

    aynı toplumsal sınırlarla muvafık olmayan, takmayan ve/veya karşı çıkan kişiler içinse, birbiriyle doğrudan ilişkisi, dolayısıyla çelişkisi olmayan iki terimin itile kakıla yanyana getirilmiş hali. bu bakışa göre, arkadaşlık ve bu kavramın/kurumun şartları, kriterleri ve kapsamı başka şeydir, sevgi, sevişmek ve diğer akraba duygu-eylem yumaklarının şartları, kaynakları, motivasyonları, kapsam(lar)ı başka şey. dolayısıyla, doğrudan, zorunlu ve standart bir ilişkisi olmayan iki kavramın, sabit ve sınırları belli bir çelişkisi de olmak durumunda değildir. demek ki, bu ikinci yaklaşıma göre, hayatın belirli bir anında sevişme noktasına karşılıklı rızayla gelmiş bulunan iki kişinin, durup, "bir dakika, yalnız biz neyiz ki? ırkımız, tuttuğumuz takımlar, çalıştığımız işyeri, örtmenimiz, komşular ne der? biz ne olarak tanımlanıyoruz? adımız arkadaş mı, hemşehri mi, meslektaş mı, komünist mi?" diye iştiareye yatıp, 5 yıllık kalkınma planına, hadise ve konuyla ilgili son kanun hükmünde kararnameye göre duygularını ve hayatlarını hizaya sokmalarının, istek ve kararlarını yamultup yumultmalarının, perhiz, üçaylar ve oruç tatbik etmelerinin anlamlı bir esbab-ı mucibesi mevcut değildir.
    kısacası, iki kişi birlikte, şahıslarının, dahil oldukları toplumsal grupların ve ilişkilerine verilen isimlerin ne olduğuna bakmaksızın, istedikleri taktirde, istedikleri şekilde, istedikleri kadar, istedikleri şeyi yapabilir (including but not limited to sevişmek). yeter ki ikisinin de isteği dahilinde olsun. ahlaksa, işte asıl önemli olan ahlaki kriter budur (bkz: demokrasi).

    (bkz: sana ne kardesim)