şükela:  tümü | bugün
  • benimkiler hep kisa sürede çöküyor,acaba bende mi bir gariplik var?galiba?
  • farklı okullara gitmek, başka şehirlerin yolunu tutmak, sevgili bulmak, evlenmek bu çöküşün nedenlerinden sadece birkaçı. ilk zamanlar ne kadar aranılıp sorulsa da sonradan telefonlar kesilir, msn de bile sadece selamlaşılır bazen oda yapılmaz, kaç yıllık arkadaşım denilip bir buluşma ayarlanır ama işte en vahim durum orada fark edilir. artık hiç ortak bir yanınızın kalmamış olduğu, bahsettiği şeylerin size ne kadar uzak olduğu, eskiden saatlerce muhabbet ettiğiniz insanın değiştiğini görürsünüz tabi kendinizinde. hayal kırıklığı ve üzüntüyle ayrılırsınız arkadaşınızın yanından bir daha görüşmemek üzere çöküşten arta kalanları alarak.
  • her ask gibi her arkadaslik da ölümü tadacaktir. akliniza gelen gelmeyen her sey bunun icin sebep olabilir.
  • mesela benim birkaç gün önce çöktü, resmen çöktü. işin üzücü yanı belki de bombok bir nedenden olması, ya da gerçekleri gördüğüm için sevinmeliyim bilmiyorum. hınçlanıyorum, nasıl böyle düşünür diyorum, nasıl bana bunu yakıştırır beni hiç tanımamış yazıklar olsun diyorum; ama olsun konuşmalıyız ben her zaman konuşmaya hazırım diyorum. nasıl, nasıl, nasıl diyorum. gerçekten nasıl? ister aşk ister arkadaşlık ilişkisi olsun en büyük sorun konuşmamak, en büyük sorun gurur yapmak. ben bunu yapmıycam ama neye yarar, karşındaki dinlemedikten sonra. siz siz olun yapmayın bunu. hayat bunlarla kaçırılmıycak kadar kısa.
  • bazı arkadaşlar vardır ki içten içe "pislik yapmak" peşindedirler. sürekli bir eleştiri, sürekli bir iğneleme, kendini göklere çıkartırken karşısındakini yerin dibine batırma...madem beni beğenmiyorsun o zaman neden hala benimle arkadaşlık ediyorsun? egon bu kadar mı hasarlı? ee, tabi hal böyle olunca da karşı tarafa cevap hakkı doğuyor, ve karaciğere çalışılıyor. konuyu bir örnekle pekiştirelim:

    -aa bu ne hal? kilo versene sen? (pek çok defa, pek çok yerde, pek çok insanın yanında).
    -bu kıyafet ne böyle? çok zevksiz. nereden aldın ya bunu? (birkaç kez).
    -sen hiç makyaj yapmıyorsun, saçına fön çektirmiyorsun. aşırı bakımsızsın. biraz beni örnek alsana. (birkaç yüz defa. ve bunu söyleyen yazın koltukaltını almadan askılı giyen bir hatun).
    -okul hala bitmedi mi? ya sen bitiremezsin ki o okulu zaten. (geçen sene sık sık. okulu bitirdik de kapak oldu gerizekalıya).
    -iş bulsana. ya ama sen pek çalışamazsın da. iş hayatına alışkın değilsin. ah ben yıllardır çalışıyorum, ay bu ayki maaşımla ne alsam? (son 1 yıldır her fırsatta. sanki cebime parayı bu koyuyor. laan, gerizekalı karı, bir işte en fazla 3 ay tutunabiliyorsun, onu konuşsana?)
    -ben çok kolay iş bulabiliyorum. ama seni pek bir yer almaz sanırım. (işsiz gezdiğin ayları unuttun herhalde? ayrıca birkaç ay önce yalvarıyordun ya, 'ne olur baban bana iş bulsun' diye. ne çabuk unuttun?)
    -ay nereye gitsem hep birileri peşimde. hı senin sevgilin yoktu ya pardon. (sanane yarraaam).

    pislik yaparken de "ama ben senin iyiliğin için söylüyorum"culuk yapılması....gülen-sahte yüz ifadesi takınılması...

    sonra kişi artık patlar. durup dururken, alakasızca konuya girilir. ve tek kelime etme fırsatı verilmeden (bu da) çarpılanır, silinir. ve rahatlanır...kafa siken insan artık yoktur. paylaşımlar, yok anılar falan...hiçbirinin önemi kalmaz. kazık yemek artık koymaz. insan şaşırmaz. "kısfmet...önümüzdeki maçlara bakacağız artık..." denir...
  • arkadaşlıkla dostluğun karıştırılmasından ileri gelir. arkadaşlık dediğiniz şey zaten yüzeysel, bek de derinliği olmayan bir şeydir.

    arkadaşlarınızla iyi vakit geçirirsiniz, eğlenirsiniz, dedikodu yaparsınız falan filan ama iş dert ortaklığına, sır paylaşmaya geldi mi olay orda değişir. arkadaş dediğiniz insan oturur derdinizi dinler ama ondan sonra da yan tarafa dönüp eğlencesine devam eder, öyle çok fazla da sallamaz, dünya böyle, doğa kanunu.

    eğer arkadaş dediğiniz insana dost muamelesi yapıyorsanız, o sizi arkadaş kategorsine sokmuş ama siz onu farklı değerlendirmişseniz bu ilişki zaten eninde sonunda çökmeye mahkumdur.

    bu kavram karmaşasını yaşayanlara en iyi örnek de facebookta her önüne geleni ekleyip, 500 kusur arkadaşa sahip olup, onları cidden arkadaş sanan insanlardır, ki burda da "arkadaş" ve "tanış" hengamesi yaşanır.

    dolayısıyla çok fazla şey de beklememek gerekir bir arkadaştan, en ufak şeyinde de "arkadaşımdı beni sattı" diye sızlanmamak gerekir. dost/arkadaş karmaşası yaşayanlar için, (biraz geyik olsa da) can dündar'dan dostun en iyi tarifi geliyor şimdi (bkz: #16776891)