şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'nin ilk şehir planlamacısı.
  • bağdat caddesi'ni ayrık nizamda planlamış, geniş bahçeler, alçak binalar ile şehrin bu kesiminin, günümüzde gördüğümüz ferah, yaşanası, havadar hali almasını sağlamıştır.

    ülkemizin yetiştiriği en önemli şehir planlamacısıdır.*

    valikonağı caddesi de kendisi tarafından benzer bir yaklaşım ile planlanmış ancak uygulamada planlarına uyulmadığı için günümüzdeki karmaşık halini almıştır.
  • yaşamını kaybetmiştir. huzur içinde uyusun..

    ne acı bir gün istanbul şehri için.. haydarpaşa garını da, valikonağı caddesi ve bağdat caddesini yaratan türkiye'nin ilk şehir planlamacısını da aynı gün kaybetmiştir..
  • kendisi uzay heparı'nın dedesiymiş.

    düzeltme için paganini'ye teşekkürler...
  • 94 yaşında aramızdan ayrılmasının ardından bugün kendisini uğurladık.

    6 haziran 1916'da doğdu. ilkokul ve ortaokulu musevi okullarında tamamladıktan sonra liseyi son sınıfa kadar musevi lisesinde okudu lise son sınıfı hem galatasaray lisesinde hem musevi lisesinde okuyarak iki liseden birden mezun oldu. üniversite eğitimini paris'te gördü. burada 2 farklı üniversiteden mezun oldu. yüksek mimar olarak türkiye'ye döndü. nazi işgali başlarken diplomalarını almak üzere yaşamını hiçe sayarak paris'e gitti maceralı bir şekilde diplomalarını alıp türkiye'ye geri döndü.

    türkiye'de fransız mimar ve şehir planlamacı henri prost ile tanıştı. vali ve belediye başkanı lütfi kırdar dentiminde zamanla istanbul'un ve türkiye'nin ilk şehir planlamacısı oldu. bağdat caddesi ve valikonağı caddesi dışında pek çok eseri bulunmaktadır. yeşil alana bir tek çivi bile çaktırmam sözü kendisine aittir. zamanında yeşil alanları ve ülke menfaatlerini korumak için titizlikle incelediği projeler ve bu titizliği nedeni ile vermediği izinler nedeni ile ismi yaptım olducular tarafından bay angel'den bay engel'e çevrilmişti.

    atatürk'ün onayladığı ve prost planında da yeşil alan olarak yer alan taksim’den dolmabahçe’ye uzanan 2 no’lu parkın tam ortasına 1950'lerde bir otel yapılmak istendi.

    “atatürk’ün de onayladığı prost planındaki yeşil alanı deldirtmem” diyen lütfi kırdar'ın görevine dönemim hükümeti tarafından son verildi.

    ardından yeni vali ve belediye başkanı fahrettin kerim gökay, otel projesini belediye'de şehir planlamacısı olan aron angel'e götürerek ruhsat verebilmek için bu planda değişiklik yapmasını ve 2 numaralı parkın değiştirilmesini ister.

    angel "biz burayı hem de harp zamanında istimlak etmek için ne kadar uğraştık ve buraya yeşil alan yaptık, otel için başka bir alan bulunur." diyerek buna izin vermemek için uzun süre direndi.

    ancak amerikalılarla görüşülmüş ve hilton oteli için çoktan proje hazırlanmıştı bile..

    aron angel bunun üzerine "şahsi menfaatlerin revaçta olduğu bir müessesede çalışmaktan utanç duyuyorum." sözleri ile başlayan istifa mektubu ile makamından ve mevkiinden istifa etti.

    ölünceye kadar kendi özel yazıhanesinde mimarlık yapmaya devam etti. mesleki alanda onurlu duruşun, doğru bildiğinden şaşmamanın, ülkenin ve halkın menfaatleri doğrultusunda çalışmanın, titizliğin, dürüstlüğün, namusluluğun bir anıtı olarak yaşamını sürdürdü.

    yakında kendi hayatını anlatan bir kitap yayınlanacak bugünün mimar adayları, şehir planlaması ile ilgilenenler mutlaka bu kitabı okumalılar.

    belki böylece günümüzün paranın geleceği her noktaya hiç bir etik ve ahlaki değer gözetmeksizin balıklama atlayan gençlerinden en azından bir iki tanesi değişir ve ülkenin geleceği için bir kaç önemli değer daha kazanabiliriz kim bilir.. (görüldüğü gibi 50'lerden beri bozuluyoruz toplum olarak ama bugün geldiğimiz nokta gerçekten içler acısı)

    kendisi aynı zamanda merhum uzay heparı'nın dedesiydi. merhume eşi ve merhum torunu ile çok neşeli bir kavuşma yaşadığı düşüncesi enerjisi ve esprili yapısını bilenler için şaşırtıcı olmayacaktır.

    not: sevgili basın dilersen aron angel'in biyografisi yayımlandığında tanıtımını yapabilir, bu değeri ülkeye tanıtabilirsin..
  • uzay heparı'nın şehir planlamacısı dedesi.

    "20 aron angel, unutamadığı çocukluk anılarından biri olan bu yangını şöyle anımsamaktadır: "yıl 1924, sıcak bir temmuz ayında bir pazartesi günü. ben henüz 8 yaşındaydım ve musevi lisesi'nde okuyordum. annemle [yetimhane müdiresi ester bivas angel] tramvayla karaköy'den ortaköy'e dönüyorduk... beşiktaşı geçmiş ve çırağan sarayı'nın biraz öncesine varmıştık ki "yangın var, ileri gidemeyiz" deyip tramvayı durduttular ve yolcuları indirttiler. annem merakla sordu: "yangın nerede?" cevap basitti: "üzülmeyin hanim,, yalnız yetimhane yanıyor!. annemin ve benim halimi düşünün"..

    aron angel ile görüşme, 22 şubat 2006".

    http://www.salom.com.tr/…nesi--1-el-orfelinato.aspx

    dedesinin 90 yaşını devirdiğini hatırlatalım. ancak, adamın kafası hala makina gibi işliyor.
    20 yaşında fransa'ya giderken çektirdiği fotoğraf uzay heparı'ya o kadar benziyor ki.
    http://vimeo.com/13485579
  • eski iş arkadaşımın haklı gururla, sevgiyle övündüğü dedesi idi.