şükela:  tümü | bugün
  • chp'li enver akkaya tarafından başkanlığı yürütülen kars belediyesi.

    son günlerde zikredilmesinin nedeni ise kars çayı üzerindeki taş köprünün sütunları.
    izmir büyük şehir belediyesi skandalı henüz gündemdeyken, yine bir chp skandalı.

    bakınız ne diyor ilgili haberde;

    http://www.sabah.com.tr/…prunun-sutunlari-sus-olmus
  • tipik bir yurdum belediyesidir. hatta türkiye cumhuriyeti devleti'nin bir minyatürüdür.

    belediye başkanlığı koltuğuna oturan zat, belediye'ye ait arazinin üzerinde kendisine, o kasaba için rahatlıkla "malikane" statüsüne girecek çapta bir ev yaptırır; "aga ne iş?" diye soran olmaz. belediye personeli altı ay maaş alamaz, personel mağdur olur. esnaf; onlarca belediye personeline verdiği veresiyeyi tahsil edemez, esnaf mağdur olur. susulur efendim, her şeye rağmen susulur. kan kusulsa da susulur. çünkü öyle alışmış, öyle öğrenmiştir oranın insanı. "bal tutan parmağını yalar" diye öğretmişlerdir. konuşsa sesi duyulacak olanlar; hasretle, özlemle bal tutma sırasının kendisine gelmesini bekleyerek susar; diğerleri de öğrenilmiş çaresizlikten.

    gel zaman git zaman malikane sahibi zat-ı muhteremi, gönderirler malikanesine. yerine gelen malikane diktirmez kendisine, biraz daha mütevazi bir evle idare eder. ancak bu sefer de kasabanın tam göbeğinde yer alan ve belediye'ye ait olan koca koca bir kaç mülk, bir anda yeni efendinin kardeşlerinin mülkiyetine geçer. kimsenin duyamayacağı birkaç fısıltıdan başka yine sesini çıkaran olmaz. "kanilizasyon" hesabına gönderilen iki trilyoncuk paranın önemli bir kısmının hiç edildiği söylentileri etrafta dolaşsa da hiç bir şey olmadan bu söylenti de unutulur. bunlar zaten çoktan alışılmış şeylerdir. ancak bu efendi, alışılmışla yetinmeyip onun çok ötesine geçer. epeyce kalabalık sayılabilecek aile gençlerini, ufak çapta bir milis güce dönüştürür.

    seçim zamanı gelir. bir önce ki seçimde alt ettiği malikane sahibi zat, tekrar karşısına çıkar. vatandaşın; sülalesinden ileri derecede yıldığını ve "denize düşen yılana sarılır" mantığıyla malikane sahibini kendisine tercih edeceğini anlayınca, emrinde ki milis kuvvetleri milis kuvvet olmaktan çıkarıp terör örgütüne dönüştürür. tehditler, şantajlar, adam dövmeler, araba yakmalar, köpekleri zehirlemek için kullanılan iğnelerle insanlara göz dağı vermeler...

    sokağa çıkmaya korkar hale gelen vatandaş, malikane sahibinin kollarına kızgın kumlardan serin sulara atlarcasına koşar.
    ve bu zat ikinci kez tahta oturur. ilk saltanat döneminde en azından bir kaç taş döşemiş, bir kaç fıskiye yaptırmıştır. ikincisinde yaprak bile kıpırdamaz. vatandaşın zaten umurunda değildi de artık hiç umurunda olmaz. çünkü belediye başkanından artık tek beklentisi; can güvenliğini tehdit etmeyecek, terör estirmeyecek birisi olmasıdır.

    sonra ne oldu ne bitti bilmiyorum. milis kuvvetlerin haşmetli komutanı ile malikane sahibi olan zat şu an ne işler çevirirler ya da son seçim de göreve gelen yeni başkan neler yapar hiç bilgim yok.
    pek bir şeyin değiştiğini zannetmiyor, merakta etmiyorum.
    "memleketin sınırları dahilinde ki bir ilçe merkezinde bütün bu dolaplar dönerken devlet ne yapar?" diye de sormuyorum.
    sadece, "3000 nüfusluk küçücük bir ilçede bu kadar haksızlık ve rant savaşı yaşanıyorsa türkiye cumhuriyeti devletinde neler dönüyordur?" diye kara kara düşünüyorum.

    "halkı bir tek insan gibi, bir tek insanı bütün halk gibi gör..." (montaigne)