şükela:  tümü | bugün
  • partilerin kadrolaşma adına bilmemne bucağındaki parti üyesinin yedinci kuşaktan kuzenini falan bilumum kit'lerde istihdam etmesi üzerine bu tip kit'lere verilen isim. mesela ulusal yayın yapan belli başlı özel kanallar en fazla 300-400 çalışanla işi götürürken, trt'nin bünyesinde 3000 civarında maaşlı insan olması duruma bir örnek teşkil edebilir. işin kötüsü türk iş yasaları biraz garip olduğu için bir giren kolay kolay bir daha çıkamaz. sonraki dönemde o kit'ten sorumlu bakan başka bir partiden atanırsa hayda en baştan istihdam olayına girişilir. 4-5 seçim döneminden sonra toprak mahsülleri ofisi'nde 273 tane fındık kalite kontrolörü falan olur. bir de bu arpalıklara dadanan beleççi tavukların hiç işe gitmeyip sadece aybaşlarında atm'den para çeken türleri vardır ki bahsetmeye bile değmez. ha işe gidenler bi sike derman oluyor mu? hayır. üstelik kalabalık yapıyorlar
  • eskiden muftu ve kazasker gibi gorevlilere aylik yerine verilen yiyecek, giyecek ya da para.
  • osmanlı'da yüksek rütbeli memurlara gelir kaynağı olarak tahsis edilen köyler, mezraalar, vs. bunun hanedan mensubu kadın sultanlara verilenine de paşmaklık denir imiş.
  • osmanlı döneminde mülki idaredeki yüksek kademe bürokratlara (kadı, kazasker gibi) hizmetten çıkarılmaları ya da meslekten ayrılmaları halinde, ömürlerinin sonuna kadar verilen para. tanzimattan sonra kaldırılmıştır bu uygulama. meşrutiyetten sonra ise bütün devlet memurları için emeklilik kurumuna dönüştürülmüştür.
  • mecazi anlamda: karşılıksız para yada menfaat kazanılan yer imiş... (bkz: passaparola)
  • aynı zamanda ordu'nun fatsa ilçesine bağlı bir köy.
  • on altıncı asrın başlarında verilmeye başlanan arpalığın, me’murluğu dolayısıyla at beslemek durumunda olanlar için konduğu tahmin edilmektedir. arpalık kendisinden başka kalabalık maiyyeti, uşak ve hizmetkârları bulunanlara masrafları gözetilerek bağlanırdı. bu aylık önceleri yeniçeri ağası, bölük ağası gibi askeri şahıslara verilmekte iken, sonraları şeyhülislâm, kazasker, müderris gibi yüksek ilmiye sınıfına, sultan hocalarına, güç vazifelerde bulunan idare âmirlerine, on yedinci asırdan îtibâren de vezirler ile ümerâya verilirdi.
  • (bkz: oturak)
  • hem döküntü hem kırıntı yenecek şeyler, harcanacak artık değer, birikim, zenginlik anlamlarında olumlu kullanım alanına sahiptir. bu titremde kullanıma fethiye kırsalında çok rastlarız. bir yerde mal ve zenginliğin arta kalanı, devamı, tükenmek bilmeyen türevleri gibi düşünülmeli. döküntü/kırıntının kendisi olumlu, yiyen/kullanan çoluk çocuk, bizden, aileden ise hala olumlu; başka birisi artık toplayıcı gibiyse bilindik olumsuz titremine bağlanabiliyor. çiftlik, arpalık kavramına yaklaşabiliyor.
  • (bkz: #86337890)