şükela:  tümü | bugün
701 entry daha
  • kadına düşmanlığı elinde değil, kalemindedir. ki bu kadın düşmanlığından ziyade ''kadınların röntgenini çekmiş'' olmasındandır. ayrıca bu düşmanlığı, gelmiş geçmiş ve gelecek tüm kadınlara yönelik değil, 18. yy romantizminin içinde yoğrulan kadınlara yöneliktir.
    bir çok 'düşünür'ün, ifadelerinden, kadın düşmanı olduklarını anlıyor olmanız sizce neyi ifade ediyor? (rousseau * 'nun bile kadınlara yönelik düşmanca adledilebilecek ifadeleri var) bu adamlar zekalarına hayran olunan sayılı insanlar. e haklılık payları olamaz mı?
    kadınlar hakkında yazdığı bir çok şeye de imzamı atarım ayrıca. anlamadan dinlemeden hemen 'düşman' ilan etmeyin kimseyi. hegel * düşmanı'dır, orası ayrı.
    sırf öğrencileri hegel'in derslerine gitmesin diye ders saatlerini hegel'inkilerle aynı ayarlamıştır. * *
    en büyük öğrencisi de, boynuz-kulak ilişkisinin olduğu, friedrich nietzsche'dir.
  • lisede okumaya başlayınca ,zaten kişiliği koyacak yer arıyorsun , depresif melankolik bir herif oldum üzerimden atmaya çalıştıysam da halen ara ara eser.karamsarlığın peygamberi denen bu zat 'ın nietzsche üzerinde görülen etkileri ve sonrasında nietzche nin isyanı .ırvın yalom'un bugünü yaşama arzusunda philip slate adlı kardeşimizin de kafası yanmıştır keza ben de zor atlattım . uzak durulması gereken hayran olduğum düşünür
  • cinsiyetçi filozof. kadınlara karşı olan sivri tutumunun annesi ile olan ilişkisinden kaynaklandığını düşünüyorum. bilinçaltında yer edinmiş kuvvetli bir anne etkisi var çünkü. yalnız kadının hasından anlıyormuş bey amca* aşka ve kadınlara dair kitabında ideal kadının tanımını şöyle yapıyor:
    "belli bir tombulluk şart ve güzel bir göğüs seçimimizi etkiler. ikinci önemli şey ise güzel bir çehredir."
  • "bin bi kidin dişminliğinin innisi ili ilin ilişkisindin kiyniklindiğini dişiniyirim"

    bir bitmediniz ya, siz felsefe filan okumak yerine niye magazin okumuyorsunuz ?
  • 1788-1860 yılları arasında yaşamış olduğu halde, nedense kadınlar hakkındaki söylemleri çok anlamsız bir biçimde, yaşadığımız hiper modern çağda dikkate alınıp dillendirilen filozof.

    bu adam öldüğünde endüstri devrimi yeni bitiyor. yani ne realizm var ortada, ne orta sınıf daha. sağlında hiç dikkat çekmemiş bir isim bu arada. yani promosyonu geriye dönük ve yarattığı etki aslen frederich nietzsche üzerinden tekrar üretilmiş, diğer isimlerle sonradan desteklenmiş bir konumu var.

    150 seneden fazla bir zaman önce ölmüş ve hayatı insanlığın geçirdiği bilimsel devrimlerin yakınından bile geçmemiş filozofların rastgele söylemlerinden güncel felsefe devşirmekten vazgeçin artık. işe yaramaz. masturbasyon yaparsınız sadece.

    hepsinin tarihsel anlamda, insanlık birikimine dair bir önemi var. elbette tartışılır yeri geldiğinde. ama o kadar.

    arthur schopenhaur kadınlar hakkında ne demiş. gülme geliyor. charles bukowski çok daha önemlidir kanımca.*
  • en sevdiğim manyakların 2.si 1. manyak marquis de sade. bu iki sıra dışı insanın her yazdıklarının okumaya değer olduğunu düşünüyorum.
  • başlı başına ele aldığı irade kavramı bile insan var oldukça güncelliğini koruyacak bir felsefi çıkarımdır.
    güncelliğini yitirdi demek gülünçtür, geçiniz bu içi boş karalamaları.
    filozof bile olmayan bukowski ile kıyaslamak ben schopenhauer'ın hiç bir eserini okumadım ama buraya laf olsun diye duyduklarımı yazıyorum demektir.
    siktirin gidin bukowski aforizmaları başlığına.
  • abazanın tekidir. eski zamanların bukowskisi, şimdinin "sevişelim abi yea, dünyaya sadece içip içip sevişmek için gelmedik mi?" diyen sürüngenlerin atası. hedonizm, evet varoluşçuluk kadar sindirmesi zor olmamasına rağmen kolay kolay kimsenin hayatında yer ayıramayacağı bir kavram, ama bu adamdaki hedonizm kadın üzerine kurulu ve arthur'un bize ifade ettiği hedonizm , erkeğin doğası gereği kadınlardan fazla sahip oldukları cinsellik arzusundan çok daha öte sokakta duruyor.
    gerek olaya felsefi bakalım, gerekse dışardan edebiyatı seven bir insan olarak, hiç fark etmez. zor yazan bir adam değildir iyi ki. niyetini de kolayca belli eder aslında, der ki "kadınların yaratılışı incelikleri yanında zayıflıklar içerir." bu adamın "kadınlara değer veriyorum bakın neler yazdım"cı cümlelerine dünya üzerinde bir de nerede rastlarsınız biliyor musunuz? kuranda. ( neyse ki anadolu çomarları buraya kadar okumamış olacak o yüzden rahatça yazabilirim)
    "erkek kadına her zaman muhtaçtır" derken bile , schophenhauer'i tanıyanları, altında sinsi bir anlam aramaya sevk eder.
    ama en basit okurun bile şunu anlaması gerekir ki , hazcılık, hedonizm zevkler üzerine kurulmuştur ve hiç kimse çok sevdiği lahmacununu küçük düşürmek istemez.
    kısacası narsizme kaymış olan arthur efendi, hedonizmi sahip olma, kölelik ve istediği gibi zarar verme olarak algıladığı sürece kendine taraftar bulamayacak.
    ama şahsi olarak minnet duymam gerekir ki aydınlanma felsefesi dersinden kendisine olan kinimi 6 sayfa kustuğum için aa almıştım. hadi celal hoca okudu bunu, kocaman profesör, siz niye okudunuz? okumadınız biliyorum zaten okusaydınız adam olurdunuz.
16 entry daha