şükela:  tümü | bugün
  • daha çok yol alması için hero nun atına giydirilen bot veya adamın bilgili aşmış vs olması için kafasına taktığı boynuzlu kask gibi zırvalardan ibaret olan heroes klasiği.
  • 'bu' dünyada da artifact'lerin varlığından sözedilebilir; holy grail veya felsefe taşı bunlara birer örnektir. sihirli yüzükler* de birer artifact'tır. artefact diye de yazılır.
  • yeni .net portalı..
    (bkz: www.artifactsoftware.net)

    icq, messenger vs. gibi şeylerle news groups, code snipset, control vs. gibi bi ton kalabalık şeyleri bir araya getirmeyi başarabilmiş enterasan desktop uygulama şeklindeki portal şeysi.
  • artifact' i is dunyasi acisindan kullanacak olursak, bir organizasyonun distan gozlemlenebilen karaktesiristik ozellikleri diyebiliriz.konusulan dil, insanlarin giyim tarzi, fiziksel cevre'yi ornek gosterebiliriz artifact icin.
  • (bkz: artificial inteligence)
    insan elinden cikmis, "yapilmis" sey.
  • itl. artefatto
  • freelancer oyununda neolduğunu tam çözemediğimiz ve herkezin peşinden koştuğu esrarengiz mor taş için kullanılan kelime..
  • tam türkçe karşılığını, doyurucu bir şekilde sağlayacak bir kelime bulamadığım kelime.
  • claudia emerson'in siirlerinden biri.

    for three years you lived in your house
    just as it was before she died: your wedding
    portrait on the mantel, her clothes hanging
    in the closet, her hair still in the brush.
    you have told me you gave it all away
    then, sold the house, keeping only the confirmation
    cross she wore, her name in cursive chased
    on the gold underside, your ring in the same

    box, those photographs you still avoid,
    and the quilt you spread on your borrowed bed—
    small things. months after we met, you told me she had
    made it, after we had slept already beneath its loft
    and thinning, raveled pattern, as though beneath
    her shadow, moving with us, that dark, that soft.