şükela:  tümü | bugün
  • karl marx'in, david ricardo'nun emek değer kuramı'nin uzerine insa ederek gelistirdigi ve kapitalist uretim bicimini temel aldigi kurami.

    evvela belirtmek gerekir ki marx'a gore mallarin mubadelesi esit "emek-deger"lerin mubadelesi demektir. burada "emek-deger" ile kastedilen ise "toplumsal bakimdan gerekli emek-zaman"dir. (bkz: socially necessary labor time)

    marx'a gore para sadece "emek-deger"leri degistirirken yararlanilan bir nesnedir.
    bunu soyle gostermek mumkun: m1 -> p-> m2.
    burada para (p), m1 metasinin satilmasindan elde edilmis ve m2 metasinin satin alinmasinda kullanilmistir.

    kapitalist uretim biciminde ise tam tersi yasanir: p1 -> m -> p2.
    kapital sahibi, p1 fiyatina bir meta (m) alir ve onu belli bir surecten gecirerek p2 fiyatina satar. eger p1 ve p2 fiyatlari birbirine esit olsaydi kapital sahibinin o uretime on ayak olmasini gerektirecek bir motivasyon olmayacak (bkz: girişimci) ve mubadele gerceklesmeyecekti. girisimciyi bu eylemi gerceklestirmeye iten p1'in (satin alinan fiyat) devamli p2'den (satilan fiyat) kucuk olmasi, arada kendisine kalacak bir fark olmasidir.

    dusuk fiyata satin alinan metanin yuksek fiyata satilabilmesini saglayan ise metanin islenmesi surecinde faydalanilan "emek-gucu"dur.

    kapitalistin bu surecte isgucunu kendi lehine nasil kullandigina gecmeden once emegin iki farkli degeri oldugunu belirtmekte fayda var: bunlardan ilki emegin nitel yani olan "kullanim degeri"; ikincisi ise emegin nicel yani olan "mubadele degeri".
    bunlarin arasindaki farki ise soyle somutlastirmak mumkun:

    iscinin kapitalist sistemde alinip satilabilen bir meta olarak algilandigini goz onunde bulundurursak kapital sahibinin, iscinin kullanim degerini (emegini) kiraladagini, mubadele degerini (emek-gucunu) satin aldigini soyleyebiliriz.

    iscinin bu emek-gucu satin alinirken (veya isci emek-gucunu pazarda mubadele ederken) kendisine odenen ucret ise "gecimlik mallar degeri"ne esit olacaktir. "gecimlik mallar degeri"nden kasit iscinin gunluk zorunlu faaliyetlerini en dusuk seviyede idame ettirebilecegi, ettirmezse olecegi urunleri alabilmesi, tuketebilmesi icin tasarlanmistir. yani iscinin emek-gucunun piyasada satilacak bir degeri vardir ve bu "gecimlik mallar degeri"dir (bkz: asgari ücret). baska bir deyisle, gecimlik mallar iscinin emek-gucunu piyasada arz edebilmesi icin gerekli olan mallardir.
    ayrica eksik istihdamdan dolayi pazarda en dusuk ucretten calismaya gonullu isciler her zaman bulunacagindan gecimlik ucret hicbir zaman yukselme egiliminde degildir.

    ornekle devam edersek:
    diyelim ki iscinin emek-gucunu satarak bir gunde elde edecegi "gecimlik mallar"in uretiminde harcanan emek-deger 4 saat. yani iscinin hayatini devam ettirebilmesi icin bir gunluk ihtiyac duydugu gecimlik mallar 4 saatlik bir emek harcanarak uretilmistir ve bu mallari elde etmek icin de iscinin mubadele geregi 4 saat calismasi yeterli olacaktir. fakat bu durumda p1=p2 olacagindan yani harcanan ile kazanilan ayni olacagindan bu girisim, karini devamli maksimize etmeyi amaclayan kapital sahibine cazip gelmeyecektir.

    bu noktada kapital sahibi, isciyle yapacagi anlasma veya kontrat vasitasiyla, kendi karini artiracak ve p2'nin p1'den yuksek olmasini saglayacak bicimde iscinin emek-gucunu (mubadele degeri) 4 saat karsiliginda satin alacak/odeyecek fakat iscinin emegini (kullanim degeri) diyelim ki 8 saat boyunca kiralayacaktir/kullanacaktir.

    aradaki fark ise (8 - 4 = 4 saat) kapitaliste artık değer olarak kalacaktir.

    isvereniyle yaptigi anlasmadan ve "4 saatten fazla calismam" demesi durumunda piyasada onu her an ikame edecek iscilerin bulundugu gerceginden oturu isci 4 saat calisarak karsiladigi gecimlik ucret icin 8 saat calisacak, diger "artik 4 saat"i de kapitalistin zenginligine ekleyecektir. bu "artik" yaratildigi muddetce de kapitalist sistem isleyisini devam ettirecektir.

    (bkz: artı değer)
  • bir malın değerini oluşturan unsurlardan.

    marx'a göre bir malın değeri (d), artık değer, ücret ve değişmez sermayenin toplamıdır.

    ham madde ve makineler dışarda bırakıldığında; işçinin kendi yaşamını sürdürebilmesi için mal satın alması ve bunları tüketmesi sürecinde yeni bir mal daha ortaya çıktığını görürüz: işgücü.

    marx'a göre bu (işgücü), işçinin yaşamı için gerekli olan malların üretiminden daha fazlasını üretmektedir. eğer bir işçi, yaşaması için gerekli olan mallardan daha fazlasını üretiyorsa, bu durumda bir fazla emek ortaya çıkmaktadır: artık-ürün. işte buna girişimci el koymaktadır, çünkü o işçiyi, çalıştığı zaman süresi içinde, yaşamı için gerekli olan mallardan daha fazlasını üretmesi şartıyla işe almıştır. artık ürün daha fazla iş saati barındırmaktadır ki buna da artık değer denir.

    bu düşünceyi basit şekliyle (ham maddeleri ve makineleri dışarıda bırakmak kaydıyla) şöyle ifade edebiliriz: şimdi bir işçinin günde 6 saat çalıştığını ve bu süre içinde belli miktarda bir ürün (marx buna iplik diyor) ürettiğini farz edelim. şimdi aynı şekilde bu işçinin ihtiyaç duyduğu yiyeceğin üretimi için de 6 saatin gerektiğini farz edelim. üçüncü kez farz edelim ki bu işçi ürettiği iplikler için 3 lira (marx bunu ingiliz parasıyla hesaplamaktadır) almaktadır. aynı şekilde yiyecek için de 3 lira gerekmektedir. şimdi yine farz edelim ki iş sözleşmesi 6 saati değil de 12 saati öngörmektedir. bu durumda işçi, 7-12 saatleri arasında, yani geri kalan 6 saatte, herhangi bir artı ücret almadan, 3 liralık ürün daha üretiyor. 6 lira tutarındaki ipliğin tamamı kapitaliste aittir. bunu sattığında da elde edeceği para, işçiye ödediği 3 lira değil, fakat 6 lira olacaktır. böylece söz konusu artık değer de 3 lira olmaktadır. artık değeri, işçiye ödenen ücrete böldüğümüzde de artık değer oranı ortaya çıkmış olur. bu durumda oran 100’dür. marx ücreti ü ile gösteriyor, artık değeri a, artık değer oranını ise a' ile. böylece formül şöyle bir şekil alıyor: a'= a:ü.

    marx'a göre bu artık değere sadece kapitalist el koymuyor, aynı zamanda bunun bir kısmı başkalarına da veriliyor: toprağını kiraya veren toprak sahibine, ürünü pazara taşıyan ve işin örgütlenmesini üstlenen tüccara ve belki de faize para veren bir başka şahsa veya kuruma.

    işçi ve sermayedar açılarından olaya bakıldığında:

    işçi, yapılan kazancın sadece kendi emeğine dayandığını ve bunun da artık değer olduğunu iddia edecektir. dolayısıyla artık değere el konulmasını sömürü olarak nitelendirecektir. (ingilizce kullanılan "exploitation" terimi tam da bu anlama gelmektedir.) kapitalistin yanıtı ise şöyle olacaktır: bunun sadece artık değer olduğunu söylemek mümkün değildir. çünkü bu, hem işçiye emeği için ödenen ön-ücretin hem de kullanılan ham madde ve tesisler için ödenen sermayenin (ki bunun miktarı da sadece artık değer oranıyla değil, aynı zamanda pazardaki dalgalanmalarla belirlenmektedir) faizidir.

    (kaynak: kapitalizmin kısa tarihi)
  • en basit şekilde ifade etmek gerekirse, kuramın temel muhtevası: işçi hem kendi maliyetini emeğiyle karşılamalı hem de işverene, girişimciye cazip gelecek düzeyde iktisadi teşebbüse katkı sağlamalıdır. işte işçinin işverene sağlamış olduğu bu katkı artık değerdir. kuramın sahibi marx, aynı zamanda kapitalist düzen içerisinde bütün marjinal verimliliğin ve üretim mekanizmalarının emek orjinli olduğunu belirtir ve işçi sınıfının doğrudan doğruya sömürüldüğünü aktarır.

    edit:imla