şükela:  tümü | bugün
  • akp ile beraber ortaya çıkan gerçek.

    birkaç tane iyi üniversite vardı,onları da "yerli ve milli olmadıkları" için mahvettiler. zaten bizim gibi ülkelerde üniversite okumak, belli bir dünya görüşü almak amacı taşımıyor.iş sahibi yapsın yeterli.şimdi öyle bir şey var ki,birçok kalburüstü meslek grubu da işsizlik tehlikesi içinde.barolar birliği başkanı metin feyzioğlu "4-5 seneye avukatlar işsiz kalacak,mezun çok" diyor.mühendislerin durumunu zaten biliyorsunuz."kendinizi geliştirirseniz iş bulursunuz" şehir efsanesi de artık geçerli değil.torpilin olduğu bir yerde kendini geliştirmenin de bir anlamı kalmıyor.

    yani bugün ücretli öğretmenlik için bile torpil bulmanız gerekiyor.ücretli öğretmenler asgari ücretten az alıyor, sigortası da yarım yatıyor. üniversite mezunları,ilkokul mezunlarından daha kötü bir durumda. ilkokul mezunları bir şekilde evini arabasını almış,işini kurmuş. bu ülkenin 25-35 yaş gençliğinin cebinde beş kuruş yok lan.

    elbette dandik bölümler okuyup işsiz kalanlar var.buna ses ettiğim yok ama iyi üniversitelerden mezun olanların durumu daha kötü. torpil denen pislik yüzünden birçoğu işsiz. taşra üniversitesinden mezun olup açıktan torpille memur olanlar var.60 bin insanı açıktan memur yaptılar.

    sabah işe giderken üniversite öğrencilerini falan görünce üzülüyorum. gelecekte hepsi işsiz kalacak diyorum içimden.
    ben de sikko bir işle uğraşıyorum bu arada. geleceksiz biriyim yani.

    üniversite okumanın şu şartlarda bir anlamı kalmadı. tabi parası olan için her şey mükemmel. yılda sadece 26 bin liraya hukuk fakültesinde okuyabilirsiniz. babanızın yanında çalışmayacaksanız işiniz biraz zor.siz de işsiz kalabilirsiniz
  • şu an türkiye'de hala okunabilecek tek bölüm iyi üniversitelerde tıp'tır.

    en uzak durulması gereken bölüm de hukuk.

    çocuğunuz varsa sadece dil öğretmeye çalışın arkadaşlar, liseyi bitirecek kadar normal derslere çalışsın yeter.

    edit: evet sadece dil öğretin ve çocuk ielts, toefl gibi sınavlarla gitsin yurtdışına adam akıllı bi okulda okusun.

    dershaneye, şuna buna yollamayın sadece dil öğretin. o çocuk da az akıl varsa bu yaptığınız için 25 yaşına gelince elinizi ayağınızı öpecek.
  • gayet katıldığım önermedir. maalesef tıp fakültesi dahi önemini yitirmeye başlamıştır. en parlak fakülte ise günümüzde tabiki ilahiyat fakültesidir.

    bunun dışında erkenden hayata atılıp para kazanmaya başlamak çok daha mantıklı. keşke bugün ki aklım 8-10 sene evvel olsaydı, çok pişmanım geleceği göremediğime.
  • evet, çocuğunuza sadece dil öğretin sonra dil amerikan'da ingilizce öğretmeni olur ve ömrünün sonuna kadar size minnettar olur, elinizi ayağınızı öper :)

    tanım: üniversite sayısının artmasıyla oluştuğu sanılan durum.
  • doğru önermedir. 4 yıl okuyup zaman kaybedeceğine o sürede meslek edinip işini kurmak en mantıklısı.
  • her ile üniversite açılması ve genelde açılan üniversitelerde, açılan bölümlerin ise fen edebiyat gibi fakülteler olmasının doğurduğu bir sonuç. bolumleri açıyorsunuz iyi güzel ama o bölüm de açık var mı yok mu buna göre açmıyorsunuz. bir sürü insan edebiyat mezunu tarih mezunu. çoğu işsiz. bu bir örnek diğer çoğu fakülte için de durum aynı. bunlar yetmiyor gibi her yere özel üniversitelerde açıldı. çevrem de okumayan insan yok ama eğitim kaliteli değil.
    üniversite bitiren gençlerin çoğu vasat ve vasat altı.
    her yere üniversite açıldıkça eğitimin kalitesi düşüyor. aynı bölümden mezun bir sürü kişi oluyor.
    diğer bir konu ise; her yerde torpil olması referans adı altında. her başvurduğunuz yer size "referans" soruyor. okuyupta işsiz kalmazsın denebilecek bir bölüm yok gibi. çoğu insan okuduğu işi bile yapmıyor sonrasında.
  • +1 ile desteklediğim önermedir.
  • üniversite okumak anlamsızlaşmaz... moraller bozulabilir.. isyan edebilirsiniz.. ama bu, üniversiter eğitimi çöpe atmaz.
    üniversite eğitimi amfide hocanın ders anlattığı, öğrencinin not aldığı,, not alamayanların o notları fotokopi ettiği,,, ezberlenmiş ezberlerin ezberlendiği bir eğitim sistemi değildir..
    üniversiter eğitim, öğrencinin yarın işlenecek konuya önceden değişik kaynaklardan çalışıp hazırlanarak derse geldiği,
    derste kontra sorularla profesörü zorladığı,,
    bazen prof'un yardımına diğer öğrencilerin yetiştiği,,,
    sınıftaki tartışmanın kantine taştığı,,,,
    lisedeki gibi müfredatın öğretmenden öğrenilmesi kalıbından ziyade,
    öğrencinin öğretim üyesi ve diğer öğrencilerle tartışa tartışa sadece bilgilenmekle kalmayıp bilgiye katkı yaptığı,,,,,
    bir eğitim sistemidir... anlamsızlaşması imkansızdır...

    hele hele işsizlik ile karıştırılması sağlıklı muhakeme yeteneğinin yitirilmesi anlamına gelir. zira işsizlik üniversitenin değil, ekonominin meselesidir..

    nobelli ekonomist paul samuelson meseleyi şöyle özetler: "bir ekonomide yüzde 8 işsizlik varsa,,,, siz ekstra donanarak; mesela bir lisan daha öğrenerek ya da bilgisayar konusunda yeni sertifika sahibi olarak vs.. bir işe girebilirsiniz ama,,, siz işe girdiniz diye işsizlik oranı düşmez... işsizlik oranı hala yüzde 8'dir."

    ne yani, türkiye'de birden petrol bulunsa (iran, ırak kadar), yeni kaynak girişiyle daha çok yol, daha fazla konut yapılsa, işsizlik oranı yüzde 5'e düşse... üniversitelerde her şey aynı kalsa bile, üniversiter eğitim birden süper mi olacak..?
  • üniversite kazanmanın kolaylaşmasına paralel olarak iş bulmak da imkansızlaşmaya başladı.

    90'lı yıllar ve öncesindeki sistem bence iyiydi. herkes kazanamazdı ama kazanan da iş bulurdu.

    şimdi herkes sefil oldu. belki üniversite okuyabileceği için seviniyor öğrenci ve ailesi ama mezun olunca sonuç hüsran.

    boğaziçi, odtü falan mezunu değilseniz veya torpiliniz yoksa kapılar suratınıza kapanıyor.

    kpss dershaneleri 30 yaşında kazık kadar adamlarla dolu, çünkü devlet dışında gençlerin şansı kalmamış.

    her geçen sene durum daha vahim hale gelecek.

    sscb artığı ülkeler gibi olacağız, çöpçüsüne kadar herkes üniversite mezunu olacak ama yine gidip çöpçülük yapacak.
  • ''sertifikalandırılmış üniversite mezunları ancak ve ancak fiyat etiketlerini üstlerinde taşıyan insanların yer aldığı bir dünyaya uygun düşmektedir.'' sözünü hatırlatan başlık.

    sözün sahibi ivan illich. peki kim bu reis ?deschooling society adlı bir kitabın yazarı. kitabın türkçesi ''okulsuz toplum.''

    öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, ıvan ıllich, eğitime oldukça önem vermiş birisi yani eğitimin önemini bilen bir insan. hepimiz de öyleyiz zaten eğitim muhakkak olmalı. bizim yazarın düşüncesi; buzdağının görünen kısmında yüceleştirilen eğitimin, okul gibi bir araçla, adaletsiz gelir dağılımıyla oluşan toplumlarda oluşan sınıf farklılıklarına sebep olduğu. ontolojik ve rasyonel düzlemde, eğer okul; öğrenilen, öğreten ve aynı zamanda da deneyimlerin oluşturulduğu ve birtakım derslerin alındığı bir mekân olarak yaratılabilirse, bunların zaten, hali hazırda, insanların okullaşmadan da gündelik hayattan elde edebilecek şeyler olduğunu savunur ki bence söylemlerinde son derece haklıdır.

    illich bir adım daha öteye giderek kitapta bir ara okulları, modern proletaryanın dünya dini olarak ve çocukların çocuklukları üzerinde, zaman ve enerji hakkı iddia eden yapay ve görece ehemmiyetsiz birer boş binalar olduğunu söyler. peki yalan mı ?

    okula devam etme, dersleri başarı ile geçebilme, çevresindekilerle iyi anlaşabilme/geçinebilme kaygısının ise çocukları hem batı kültürünün/toplumsallaşmasının gündelik hayatından koparmakta hem de onları yabanıl, büyüsel ve ciddi bir ortama soktuğunu böylece; kurumsallaşmış, standardize edilmiş, homojenleştirilmiş, tek düzeleştirilmiş ve aynılaştırılmış bilgi yığınlarını çocuklara zorla empoze edildiğini ,öğrenme ediminin de oluşan bu maliyetler yumağında yavaş yavaş eritilildiğini ve buzdağının görünmeyen parçasına eklendiğini, okulunun yarattığı tüm bu durumların kişinin karakteri üzerinde yeni bir tür yabancılaşma halini başlamakta olduğunu da iddaa eder. kitapta son bölümlerde bu konuda nasıl bir yöntem izlenmeli onu da anlatarak kitabı bitirir, sonucu yazmıyorum ilgilenenler zaten araştıracaktır.

    lütfen şiddetle tavsiye edilir. okuyun, okutturun.