şükela:  tümü | bugün
  • çok kayıt yapıldı, çok şey konuşuldu, çok şey yazıldı, çok şey yaşandı.
    bu film an itibariyle yerli yerinde gezi'yi anlatan en ciddi yapım.

    eksiklikleri giderme konusundaki yaklaşımları çok güzel. bunun daha başlangıç olduğu çok açık. zaman ayıran herkese teşekkürler.
  • bsm'nin şık belgeseli. izleyip öfkelenin, öfkelenmek iyidir.
    http://www.bagimsizsinema.org/artik-yeter/
  • filmin 44. dakikasındaki ak sakallı amcanın sesi içime o kadar dokundu ki, bana o günleri tekrar hatırlattı. bir an ciğerim sıkıştı.
  • sürekli güncellenen bir nevi akp'li yıllar belgeseli.
  • bizi bize anlatan muhteşem belgesel filmin adı.
    sonunu gözyaşları içinde izledim.
    bu kadar içinde olup, dışardan filme izleyen olarak bakma hali
    insanı duygudan duyguya sürüklüyor;
    görmemeyi dilediğim ama çok çarpıcı bir sahne vardı;
    onu da film de gördüm. bu sahne yaşanan acının sesini çok acı anlatıyordu

    --- spoiler ---

    taksim meydanın otobüsün üstüne biber gazları arasında kalan çığlık çığlığa çaresiz genç kız
    --- spoiler ---

    sonu ise gözyaşlarımın boşanmasına sebep
    süreç boyunca en sevdiğim şarkı ................

    kalbim 50 dakikayı iki parçada izlemeye uygun oldu.
    30 dakka bir izledim
    bi ara verdim su içtim oyalandım
    sonra son 21 dakkayı izledim.

    teşekkürler hepimize
  • "mesele birkaç ağaç meselesi değil!" sloganlı filmin fragmanı yayınlanmış. meraklısına duyurulur.
  • ey sevdigim ile ba$layan mektuplardan, du$uncenden, sensizlikten, yokluktan, yalnizliktan, hasretten, dort duvardan, acidan, cigliklardan, ic kanamadan, rezeke gecelerden, insomin*'den, halusinasyondan, yakari$larimdan, soguktan biktigim bi anda, agzimdan cikmasiyla, gozumden akan damlanin hareketinin senkronizasyonuna hayran biraktiran laf...
  • 1996'da deniz muzik'ten cikan ilk egoist albumu.

    albumdeki sarkilar:

    artik yeter
    hakkin yok
    bilene sor
    bir tek sen varsin
    beni unutma
    yasak ask
    neden ben
    universiteli
    insan olmak

    (kasette ilk dort sarki a yuzunde)
  • erken bunamadiysam zerrin özer'in de böyle bir sarkisi vardi, oldukca da güzel sarkiydi...

    artik yeter, yeter artik yeter gecmiyor saatler
    artik yeter, beni benle birakin hayaller
    bitsin bu ayrilik
    bitsin bu yalnizlik
    yeter artik yeterrrrrrr

    edit: bunamamisim, iste ben albümündeki güzel sarkilardan birisiymis kendisi.
  • tutunamayanlardan bir kesit. yalnız o kadar olsa iyi:

    "mahkemede, suçlu sandalyesinde, bilerek ya da işledikleri suçları bilmek zahmetine katlanacak kadar dahi düşünmediklerinden bilmeyerek, eziyet eden, hor gören, aşağılayan, ihmal eden, aldırmayan, unutan, kötüleyen, alay eden, ıstırabı paylaşamayan, insanlar arasına duvarlar çeken, küçümseyen, çaresiz bırakan, yalnız bırakan, terk eden, baskı yapan, istismar eden, ezen, cesaret kıran, iyilik etmeyen, değer vermeyen, kalbi temiz olmayan, doğruyu yanlış gösteren, yanlışı doğru gösteren, samimiyetsiz, insafsız, korkutan, yanına yaklaştırmayan, başkasının yaşama hakkına saygı duymayan ve kendinden memnun olabilmek için her davranışı meşru sayan onlar, yani bizim küçük kalabalığımızı hava sızdırmayan tabakalar hâlinde üst üste saran, nefes almamızı dahi engelleyen, yani mahallemizin bütün bileği kuvvetli ve içi boş küçük kabadayıları ve onların büyük ortakları, yani esasında sayıca üstün olanlar, yani her zavallıdan daima bir kademe bir sınıf yukarıda olanlar, yani şekilsiz hüviyetleriyle daima vuran ve kaçınabilenler, yani hem ezip hem de ezdiklerini kabul etmeyenler, yani bir mertebe aşağıdayken ezilen ve bir derece terfi edince ezenler,
    (...)
    bilgisizin bilgisizliğini suratına çarpan ve ondan bir kelime fazla bilen bilgiçler, yani öğrenmek isteyen herkese eziyet eden öğreticiler ve onlarla birlikte bilgisizlerin bilgisizliğine gülen onlardan daha bilgisizler ve cahillerle birlikte her değişik davranışa saldıran şekilsiz kalabalık ve kalabalıkla birlikte onlara alkış tutanlar ve onlarla birlikte her tartışmada en bayağı usullerle haklıyı haksız çıkaranlar ve onlarla birlikte her savaşta kazananı tutanlar ve onlarla birlikte kimseye zararı olmayan zayıfları ezerek kuvvetli olma duygusunu tatmin edenler ve onlarla birlikte her zaman ve her yerde, her sınıftan ve her ideolojiden ve her düşünceden insanlar arasında daima ön safa geçerek aslan payını kendilerine ayıranlar ve ayırır ayırmaz insanlarla aralarına aşılmaz duvarlar örenler ve böylelerine her zaman haklı çıkarıcı bahaneler sebepler yasalar kurallar sınıflamalar bulup çıkaranlar yani her zaman insanları insanlardan ayıranlar ve onları birbirlerine düşman edenler ve onlara körü körüne uyan kalabalıklar ve gerçeği boğanlar ve onlarla birlikte insanı bu koca dünyada yalnız bırakarak arkadaşlık, dostluk, sevgiyle uzatacakları sıcak bir elleri olmayanlar, yani elsiz gözsüz akılsız kalpsiz ve kansız gerçek sakatlar yani onlar onlar onlar onlar onlar onlar... karşımıza oturacaklar.

    ve biz onlara diyeceğiz ki:
    hesaplaşma günü geldi. şimdiye kadar yalnız din kitaplarında yargılandınız. biz fakirler, zavallılar, yarım yamalaklar, bu kitapları okuyup teselli olurken içinizden güldünüz. ve çıkarınıza baktınız. hatta gene sizlerden, sizin gibilerden büyük düşünürler çıktı ve bu kitapların bizleri uyuşturmak için yazıldıklarını ileri sürdüler. biz zavallılar, ya bu düşüncelerden habersiz kaldık, ya da bunları yazanları bizden sanarak alkışladık. yani uyuttular alkışladık, uyandırıldık alkışladık. her ne kadar bugün siz suçlu, biz yargıç sandalyesinde oturuyorsak da gene acınacak durumda olanlar bizleriz. esasında, sizleri yargılamaya hiç niyetimiz yoktu; sizin dünyanızda, o dünyayı bizlerin sanıp yaşarken, hepinize hayrandık. sizler olmadan yaşayabileceğimizi bilmiyorduk. ayrıca dünyada gereğinden çok acıma olduğuna ve bizim gibilerin ortadan kaldırılmamasının sizlerin insancıl duygularına bağlandığına inanmıştık. bu çok masraflı dünyada bir de bizlere bakmanız katlanılması zor bir fedakârlıktı. arada bir bize benzeyen biri çıkıyor ve artık yeter diyordu. onunla birlikte bağırıyorduk: artık yeter!
    bazen kazanıyorduk, bazen kaybediyorduk ve sonunda her zaman kaybediyorduk.
    ..."

    sf. 223/224/225