şükela:  tümü | bugün
  • eski versiyonu briket tuğlalı, kirec boyalı duvarlı, 10 sene önce inşa edileni ise açıkhava tiyatrosu görünümlüdür. "bu akşam ışık sinemasında, yalınız bir gece için ... " anonsları ile gezen tek rakibim thy çıkartmalı motorsikleti ile sinemacı ali abi ve nice anının evidir.
  • sinema perdesine düşen farlar, filmle bir başlayan ezan, patlak kolonlar... ama yine de tadı başkadır, bambaşkadır.
  • anons yapan kişinin ingilizce bilmemesi ve filmleri okunduğu gibi "ör: casper" anons etmesi de ayrı bir taddır bu sinemada.
  • sinemada filmden ya da yanındaki olası bi hanzodan sıkılan insanlar son zamanlarda biraz ileriye inşa edilen halı saha maçlarını izleyebiliyorlardı (eğer yukarıda oturuyorlarsa) ilk başlarda etrafı mezbelelik*iken gemi yatağı koyundan komşumuz bi teyzenin etrafı derleyip toparlayıp çimlik, güllük, gülistanlık hale getirmesi ile daha bi gidilebilitesi artan bir yer haline gelmiştir.. hotshot ı orda izlediğimi hatırlarım da hem daha küçüktüm hemde karnım ağrıdan kasılana kadar gülmüştüm.. heeey gidi günler heeeey
  • ferhan şensoy'un da gösteri yaptığı bir sinemadır. koltukları aşırı rahatsızdır. film çıkışında insanlar güruhlar halinde koylarına doğru ilerlerler gecenin karanlığında. gece lambalarında uçan yarasalar, güvercin koyu yolunda hız yapan arabalar ve artur'u hatırlatan pek çok şeyi bir bütünlük içinde barındıran, manevi yönü ağır basan bir olgudur.
  • 10 sene öncesine kadar, betonarmeye dönüşmeden önce şirin mi şirin
    bir sinema vardı ki artur'da, şimdi sözlükte görünce birden içim ısındı,
    kadim hatıralar, naciz yıllar... öyle bir sinemaydı ki yerleri hep
    çekirdek kabuğundan ve sandalyeleri kırılmak, duvarları yıkılmak üzere
    olan ama hayatımda en hevesli gittiğim, eşi benzeri olmayan bir yerdi....
    sivrisinekleri hatırladım da, onlar bile olsa da yeseler şimdi beni...ahh ah...
  • eski binanin kullanildigi yillarda (bkz: seksenli yillar) anonslari motorsikletle degil, arkasina komik tekerlekli bir zimbirti takili bisikletle gezerek yaparlardi. filmlerin hepsinin en guzel, en heyecanli, en duygusal, vs. gibi bir tanimlamasi olurdu. eski sinemanin alttan birbirine cakili tahta iskemlelerinde yassilasan popolarla cekirdek citlenir, sinemanin en arkasina attiklari sedirde yan gelip yatan sinema sahibinin cocuklarina gipta ile bakilirdi. giriste minder kiralanir, aralarda kimse minderi asirmasin diye minder koltuk altinda gezdirilirdi. friday the 13th filmleri hep cuma gunu gosterilirdi. (bkz: hey gidi hey) (bkz: those were the days) (bkz: pehh yaslanmisiz yahu)
  • artur'un modernist tarzda insa edilmis acik hava sinemasi. beyaz sivali duvarlar tarafindan cevrilmis bir salonu (?) ve metal bir citle cevrili bir fuayesi bulnur. eskiden cogu film bir gece gosterilir, program loop ederdi. simdiyse her film bir kac gece gosterilmektedir. koltuklar fazlasiyla rahatsiz oldugundan insanlar minder filan gotururler yanlarinda. ayrica sivrilerden korunmak icin izleyicilerin cok acik giyinmemesi iyi olur.
    sinema ayrica perdeyi gorecek sekilde konumlanmis (girisin olmadigi tarafa dogru) evlere ister istemez bedava hizmet vermektedir.
  • arturda iddialı poyraz esintisi bazen iliklerinize kadar işleyip sizi dondurur bazen de kulaklarınıza hükmeder filmi duyamazsınız. ışık sinemasının ses düzeni poyraz kadar iddialı değildir.
  • miniktim ufacıktım, nastasia kinski nin bi filmina gitmiştik abimlerle beraber. o zaman eski sinema ve iki yanına dikili kavaklar vardı. o poyrazda kavak hışırtısından birşey duyamamıştık. şimdi yenisinde kavak filan yok ama diğer herşey aynı. film sırasında sigara içilebildiği için en sevdiğim sinemadır.