şükela:  tümü | bugün
  • istanbul devlet tiyatrosu tarafından sahnelenmiş olan epey kalabalık kadrolu ekonomik kriz,karnabahar, çete lideri arturo ui 3genindeki keyifli bertolt brecht oyunu
  • amerika'da 30'lu yıllardaki tröst meselesi ve mafya nasıl yükselir konularını da incelemiş, bülent emin yarar hayranlığıma sebep olmuş, akm'nin sahnesinin çok etkin bir biçimde kullanıldığı, güzel bir oyun.
  • bertholt brechtin bir oyunu.brecht bu oyunda meselci yanını yine bütün ustalığıyla konuşturmuştur.chicago gangsterleri arasında geçirdiği konu,aslında hitlere gönderme yaparak onun yükselişini işler ve sokaktaki insanın bu olgu karşısındaki davranışını sahneler.yücel erten -ki türkiye'deki yegene brecht yönetmenidir- rejisiyle sahnelenen oyunda zafer ergin,nur subaşı ve zafer algöz performanslarıyla göz doldurmuşturlar.
  • orijinal ismi der aufhaltsame aufstieg des arturo ui olan bertolt brecht oyunu. hatta 1997 yilindaki 9. uluslararasi istanbul tiyatro festivali dahilinde, heiner müller rejisiyle berliner ensemble yorumunu izlemistik. arturo ui rolunde martin wuttke doktururken, fassbinder oyuncusu volker spengler de kadroda yer aliyordu. tek kelimeyle muthisti.
  • dün akşam tiyatroadam'ın arturo ui yorumunu izledim ortaköy afife jale sahnesi'nde. oyunda aşkın şenol, ayça koyunoğlu, berk yaygın, çetin kaya, deniz özmen, fatih koyunoğlu, gökhan azlağ ve neslihan arslan oynuyodu. bertolt brecht'in yazdığı, yücel erten'in türkçeye kazandırdığı oyunu ümit aydoğdu yönetmiş. süpervizörüyse serdar akar. oyunun dekorlarını ve kostümleribi barış dinçel tasarlamış. çok da yerinde, işlevsel, bi yandan da güzel şeyler ortaya koymuş. oyundaki müzikler akapella olarak, oyuncular tarafından yapılıyo. kulağa bir iki kere kötü gelen sesler olsa da oyuna yakışmış, oyuncuların sesleri de iyiydi genel olarak. oktay köseoğlu da müzik direktörlüğünü yapmış. ışık tasarımıysa yüksel aymaz tarafından yapılmış, çok ufak sıkıntılar oldu ışık uygulamada -karanlıkta kalan oyuncular ve oyunlar oldu- fakat güzel ve sade ışık oyunları vardı. 9 senedir amatör tiyatro yapan biri olarak rejilerini ve oyunculuklarını çok sevdim oyunun. sanırım türkiyede çok yanlış anlaşılan epik tiyatronun doğru bir örneğini göstererek brecht'in kemiklerini sızlatmadan oyunlarını oynamışlar. elbette ki her oyun yoruma açıktır ama türkiyede tiyatro yanlış anlamaların mağduru olduğu için çokça, bu oyun bana umut verdi. bi yandan da kıskandım tabii. belli ki oyuncular oyunu seviyolar ve eğleniyolar. herkese nasip olmaz. oyunun tek sorunu günümüze göre bazı yerlerinin 'kör göze parmak' olması belki, o da brehct'in muhtemelen bilerek ve isteyerek 1940ların şartlarına göre yaptığı bi şey. oyunun bu özelliğinin afişe ve broşüre taşınması oyuna gelmeden önce "acaba?" dedirtmişti. zira broşür yazısında alenen oyunun göndermelerinden bahsetmek bana biraz itici geliyo. şu da broşürden:

    "...arturo ui bir kişi değil. o yalnızca bir çerçeve. büyük ve küçük çıkarların yan yana gelmesiyle oluşan bir resim çerçevesi. çerçevenin içindeki resimler değişebilir, değişti de. dün değişti bugün değişiyor ve yarın da değişecek. tıpkı insanlık tarihi boyunca dünyanın başına bela olan pek çok resim gibi.

    hitler mesela; kim diyebilir ki ya da hanginiz diyebilirsiniz ki hitler olmasaydı onca yıkım, kıyım olmazdı. emin olun o olmasaydı da o çerçeve boş kalmazdı..."

    bi yandan da haklı bi sebebi var, oyunun gerçek tarihi olay ve kişilerden yola çıkması sebebiyle işbu tarihi mevzulara vakıf olmayan insanların oyunu anlamaması işten bile diil. gerçekten de hitler'in faaliyetlerinden ve yükselişinden haberi olmayan arkadaşlarım oyunu anlamadılar (gerçi epizodlar arasında oyundaki hitler dönemi göndermeleri oyuncular tarafından seyirciye direkt olarak açıklandı ama). bana kalırsa oyunu anlamasam bile sıkılmaz, izlerdim. oyuncular hem başarılı hem de sevimlilerdi. özellikle gökhan azlağ'a, ayça koyunoğlu'na, neslihan arslan'a bayıldım.

    birinci dünya savaşı sonrası dünyadaki ekonomik bunalım, hitler, gangsterler benim ilgimi çekmiyo deseniz bile görüp beğenebileceğiniz, iyi bir oyun arturo ui bana göre.
  • tiyatroadam oyuncuları tarafından sahne pulcheriede 8 şubat 2014'te sahnelenmiş oyun. oyuna gideceğim diye iki dirhem bir çekirdek giyindim, dolmuştan inip taksim meydanına yürürken burnuma bir koku geldi...memleketimin güzel polisi gaz bombası atmış..gazdan kaçmak için cihangir dolaylarından sainte pulchérieye ulaştım. o sokakta da gaz vardı, okulun bahçesi de gaz oldu. oyun iptal olur sandık ama seyirciler geldi, biz onları bekledik ve onlar evlerine dönmek yerine oyunu izlemeyi tercih ettiler.

    her şey böyle başladı işte. kendi okulumda, sahnesinde tiyatro yaptığım sahnede çok kaliteli bir oyun izledim. bir kere sahne tasarım barış dinçel, daha ne olsun. türkiye'deki, yani bana göre, en iyi sahne tasarımcısı o.

    oyunculuklara gelirsek. o oyuncuların içinden bülbül mü çıkmıyor, aslan mı çıkmıyor, atmaca mı fırlamıyor, kartala mı dönüşmüyorlar...o ne ses, o ne diyafram, o ne tonlama. oyuncular bildiğin inci tanesi ya, her biri. memlekete fayda sağlamak için yetiştirilmiş, sahneye çıkmadan önce koşmuş, gaz yemiş insanlar. çatır çatır tiratlarını attılar, perişan olana kadar konuştular, oynadılar, şarkı söylediler.

    özel tiyatrodan beklentin farklıdır yani, ben bu kadarını beklemem. beklediğimin çok ama çok üzerinde şehir tiyatroları kıvamında oyun çıkarmışlar.

    ama şimdi bambaşka bir boyutu daha var oyunun. oyunun konusu bizleriz, insanımızın üzerindeki karar bulutlar nasıl geldi onu görüyoruz. peki diyeceksiniz bertolt brecht ne bilsin ayol bizim yaşayacaklarımızı. yaa işte tarih tekerrürden ibaret.

    orantısız güce maruz kalırken millet, biz içeride başımıza gelenlerin tırmanış öyküsünün tiyatrosunu izliyorduk.
  • zamanında yücel erten rejisinde istanbul devlet tiyatrosu tarafından akm büyük sahnede çok görkemli bir şekilde sahnelenmiş brecht oyunu. yanlış hatırlamıyorsam yücel erten kısa bir süre sonra istanbul devlet tiyatrosu'ndan ayrılmış, oyun da uzun sürmemişti. yazık olmuştu. hele nazi heykellerinin parçalandığı bir sahne vardı ki...
  • bu gece (25 şubat 2014) gaz bombası ve plastik mermi sesleri eşliğinde tiyatroadam oyuncuları tarafından moda sahnesinde sahnelenen şahane oyundur. kırmızı gözlerle son anda yetişenleri seviyoruz.