şükela:  tümü | bugün
  • dilekce'nin eski dilde tönlanışı...
  • arz-i hal, halini arz etme hedesi
  • (bkz: arzuhalci)
  • ya da daha acik bir ifade ile: arz-i hal = halini sunma, takdim etme, durumunu aciklama vs vs
  • zuhal olcay'ın tv8'de yayınlanmaya başlayan programı (e.s) değildir.

    geçen hafta yaşar vardı;beraber boş sokak adlı şarkıyı söylerken zuhal olcay'ın sesine dayanamayarak zapladım.

    bu hafta kardeş türküler var umarım parçalara eşlik ettme gafletinde bulunmaz hazret.

    edit ; bu benim ki sadece bir arzuhal, programın doğru adı mevzuhal'dir o ayrı.

    ''programın adı mevzuhal olmasın?'' diye beni uyaran sayın loucaufield'a teşekkürler.
  • bir mail konusu.
  • dilekçenin eski adıdır. içinde bulunulan hali, durumu kağıt üstünde arz etme anlamındadır.
  • hüzne çalan yalnızığımın, puslu karanlıklarından korkuyorum.
    ne zamandır kendimi anlatamıyorum sana. aslına bakarsan kimseyle de çok konuşmuyorum. oğuz atay diyordu ya kitabında ' emellerimizle birlikte ıstıraplarımızı da gizli tutmalıydık' diye. ağzımı açsam sen dökülüyorsun. öfkeye boyadığım kelimelerimle, umut dolu kelimelerimle; içi ben dolu kelimelerimle. susmayı tercih ediyorum sonra. yok saymayı... konuşmazsam sanki bir sabah uyanınca aydınlanacak gbiyim. başaramıyorum.
    kendimi içine hapsettiiğim karanlık bir oyun gibi başlamıştı oysa. kaybetmeyi göze alabildiğim, cahil cesaretiyle de kendime güvendiğim...
    uzun yıllar önce, seni tanımaya başladığımın ilk günlerinde ' sonra ben çekip giderim, sen de aşk gelip geçici bir şey dersin.' demiştin. diyemedim; çünkü yüzleşemedim göze aldığım gerçeklerle hiç bir zaman. hep yedekte bir can daha sakladım oyuna girmek için. öyle sanmışım daha doğrusu.
    şimdi geçen zamana bakınca anlıyorum ki senin bana verdiğin şanslardan biriymiş onlar sadece.
    duvarlar örünce çevrene, ve sana çarpıp döndükçe kendime cebimde sakladığım canlarımın beni ayağa kaldırmak için bir nefes taşımadığını görüyorum.
    şimdi içi sen dolu milyonlarca ölü canla odamda eskiyorum. bir nefes bekliyorum içlerinden birinin yattığı mezardan kalkıp ışığı yakması için. bilirsin karanlıktan çok korkuyorum.
    en çok yeşili seviyoum, çayı fincandan içmiyorum, bir kedi yavrusu görünce içimi acıtıyorum, türkü dinleyince heyecanlanıyorum, huma otel in önünden geçerken gözyaşlarım olmadan ağlıyorum; ve artık asla seni konuşmuyorum.
    sarhoş olmak istiyorum, başımı bir duvara vurup unutmak istiyorum, yağmurda iliklerime kadar ıslanıp toprağa karışmak istiyorum. olmadı, yok olmanı istiyorum. bir toz bulutu gibi esip geçip bitmeni...
    nefes aldığım şehirde yokken ve nefes aldığın başka bir şehrin varlığı bu yokluğu asla gerçek kılmazken ve bütün televizyonlar hava durumunu verirken bu asla mümkün olmayacak biliyorum.
    artık çok yoruldum.
    kelimelerim çözülsün, ışıklar yansın istiyorum.

    yirmibirhaziranikibindokuzpazarkonya
  • "bir ihtimal daha var, o da olmek mi dersin" tadinda bir sarki olarak dinlemek istedigim sarkinin isim babasi, annesi de olabilir!
    (bkz: arzuhalci)