şükela:  tümü | bugün
  • portekizli ünlü yazar jose saramago'nun yeni/son romanı. ölüm bir varmış bir yokmuş, trajik bir yapıya sahip denilebilir. ölüm kaybolursa, geri gelmezse, insanlar ölemezse neler olur, açın okuyun kardeşim. sağlam bir roman.
  • --- spoiler ---
    saramago ustadan adeta kara komedi. nankör insanlardan bıkan güzel ölümün insanlara oynadığı oyun onucunda mafya / din / devlet üçgeni ..... ölümün hayatın bir parçası kılarken usta, ölümü de -başharfi küçük olacak ama - çok tanrılı dinlerden ödünç aldığı insanı zaaflara sahip venüs'e çeviriyor. okunası, lezziz, düşük tempolu ama gene de sürükleyici .... kulağınızda viyolonsel, kuçağınızda köpek ile ....
    --- spoiler ---
  • saramago üstadın ölümsüzlüğün anlık sevincinden sonra insanlığın yaşadığı hayalkırıklığı ve yıkımı anlattığı leziz romanı.ölümsüzlükle ilgili toplumsal bir beyin fırtınasına kapılmak yerine eğer tek bir insan ölümsüz olsaydı neler hisseder ve yaşardı diye düşünüyorsanız bir de şuna bakın derim:
    (bkz: the man from earth)
  • kitabın düşük temposu daha çok orjinaline sadık kalınmış çevirisinden kaynaklanmaktadır. ölüm bir varmış bir yokmuş bitmeyen upuzun, virgüllerle dolu cümleler ve paragrafsız sayfalardan oluşan bir romandır. konusu ise vurur ama öldürmez.
  • kitabın arkasına sonuna dair ip uçları yazılmasa daha güzel olacakmış.
  • ingilizcesi death with interruptions, türkçesi ölüm bir varmış bir yokmuş olan saramago romanı...

    romanı türkçe ismiyle düşününce daha bütünlüklü hatta masalımsı bir "hikaye" bekliyor insan ama orijinal ismini duyunca kitaptaki düşük tempo ve parça parça ya da kesintili anlatım anlam kazanıyor. zira birincisi, olay örüngüsü içerisinde ölüm vakaları kesintiye uğruyor; ikincisi, ölümün yok olması olgusu ile farklı çevrelerce nasıl başa çıkılmaya çalışıldığı kopuk kopuk anlatılıyor ve üçüncüsü kitabın hemen hemen ilk yarısı fani insanların ölümün yok olmasının ardından yaşadıklarını insanların gözünden, ikinci yarısı ise ölümün geri dönüşünü ve "yaşananları" (spoiler olmasın diye "yaşananlar") ölümün gözünden anlatıyor. bu birinci ve ikinci bölümler arasındaki açık üslup farkına bilmem değinmeye gerek var mı... ilk bölüm saramago'nun bilindik körlük, görmek gibi kitaplarındaki toplum, din, siyaset, ekonomi temaları etrafında ve bu kitaplardaki üslubu andırır şekilde ilerlerken, ölümün baş karakter olduğu ikinci bölümde tempo iyice düşüyor ve bir tür kara roman çıkıyor ortaya. ama hem romantik hem de ironi içeren ögelerle...

    saramago külliyatını tamamlamak isteyenlerin atlamaması gerekiyor.
  • ölüm bir varmış bir yokmuş 'u saramago'nun turkuvaz kitap'tan çıkmış mehmet necati kutlu çevirisinden okuyorum.
    şubat 2011 baskısı;
    sayfa 64 "...dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak..."

    sayfa 77 "...hem nalına hem mıhına vurarak.." şimdi bu kullanımlar ispanyolca orjinalinde varsa jose saramago'ya helal olsun. yok bu orjinalde mevcut değilse çevirmen mehmet necati kutlu'ya yuh olsun...

    ingilizce çevirisini kontrol edince çevirmen aklanacak...
    sonu orjinali ile aynı mı diye merak ediyorum belki adet ve göreneklerimize uyumlulaştırılmıştır.

    yıllar sonra gelen düzeltme;

    öncelikle değerli çevirmene 'yuh' kısmını açmak lazım. çekinmeden sakınmadan özür dileyip umarım haddimi aşmamışımdır.

    devam edersek hala durduğum yerdeyim. değerli hocamızın bizim saramago'yu türkçe okumak zorunda kalmamızın acısını bilmesi/anlaması gerekli. nazım hikmet'i orjinal halinden okuğumuz ve şanslı olduğumuz gibi.

    portekiz'de doğmuş, yetişmiş ve üretmiş bir yazarı okurken, okurun; o bölgenin/ülkenin/romanın geçtiği bölgenin dilini, deyişlerini, tarihini, insanını ve kültürünü merak etmesi yanlış mıdır? karakteri portekizce/ispanyolca konuşurken değil de türkçe konuşurken algılamak roman dokusunu bozmaz mı? anlaşılır kılmak elbet bir sorun ama ispanyolca/portekizce vb. düşünen ve tartışan, seven, küfreden ve kavga eden bir karakteri neden almanya/ ispanya'da türkçeleştirilmiş olarak algılayalım ki?

    orjinale sadık kalmak çevirmenin sorumluluğundadır. ingilizce bir romandaki early bird catches the worm u çevirmen erken kalkan yol alır diye çevirirse hata yapar. okurun; bu ingiliz atasözünün farkına varma, öğrenme veya algılama şansına ihtiyacı vardır.

    türkçeleştirilmenin, hadi diyelim bunu okurun kolayca okuması olarak iyi niyetli yaptık. sınırı ne olacak. karikatürize edelim karakter inşallah mı diyecek? sabah şerifleriniz hayrola mı bizi karşılayacak. jane austen'in emma'sı "allah razı olsun dese" okurumuza anlaşılır mı olacak? dostoyevski'nin karakterlerinden nefret edebilmek, sevebilmek veya en doğrusu onları anlayabilmek için karakterlerin ve konuşmalarının "rus" olması gerekmez mi?

    değerli çevirmen hocamız ilgili kitabın sayfa 130'unda aslında tam istediğimi yapmış carpe diem'i "günü yaşa" şeklinde çevirmen notu ile bizi aktarmış. ve değil akışı bozmak okura bir hediye vermiş. syf 182'de ki çevirmen notu ne kadar değerlidir.

    elbette bu satırların yazarı cerrahi camiasından çevirmenlere/dil bilimcilere ukalalık yapmadığını ummaktadır. yanlış anlaşılmadığını ummakta ve çevirmen camiasında kabul edilmediğini anladığı bir yaklaşımı daha çok sevdiği kaygısını taşımaktadır.

    yardımlarından dolayı black sabahat' a teşekkürlerimi sunarak.
  • saramago, körlük kitabında da olduğu gibi, bir olgunun başkalaştığı yani a posterio oran bir bilgiyi (örn:insanlar ölümlüdür) alt üst ettiği durum karşısında, kendiyle çelişen, saçmalayan birey ve toplumu olabileceğe en yakın biçimde anlatıyor ölüm bir varmış bir yokmuş kitabında. yani metafizik sorgulamların bir çoğu bir anda yerle bir oluyor. devlet, mafya, medya, ekonomi, birbirine giriyor, aralarındaki temaslar ortaya çıkıyor. irrasyonel olan bir durum karşısında bugün insanının aldığı rasyonel durumu şuncağızlık sayfalara sığdıran saramago'ya saygılar benden.
  • orijinali 2005 yılında çıkan, türkçe'ye ise ancak yazarı öldükten sonra çevrilebilmiş güzel kitap.
  • ölüm ve ölümsüzlük üzerine josé saramago yorumu.
    şu adreste an itibari ile hediye çekilişiyle verilen kitap.