şükela:  tümü | bugün
  • ispanyol usulu et rostosu.
  • guney amerika ozellikle de arjantin'e mahsus bir mangal bicimi. etler yaklasik olarak komurlerin 1,5 metre uzerinde durur. asado icin her sey* kullanilabilir. kesinlikle doguya ozgu baharatlar katilmaz. asado'ya sadece dilediginiz kadar karabiber ve tuz ekleyebilirsiniz. tadi oyle cikar.

    gereksiz edit: hicbirsekilde ispanya ile alakasi yoktur. yanilmayiniz.
  • (bkz: parrillada)
  • nusr-et isimli mekanin menusunde spesiyal olarak boy gosteren et pisirme cesidi. uzun suren ozel pisirme yontemi etin yagdan kolayca ayrilmasini ve neredeyse cignenmeden yenebilmesini saglamaktadir. buyukbas hayvanlarin 5-6 sira kaburgasi bu yontemle inanilmaz bir hale gelebiliyor.
  • ** barbecue ** adlı belgeselde uruguay'a ait olduğu zikredilen mangal türü.
    -- "mangal" "küresel" bir alışkanlıktır: koca gezegende her ulus mangalda et yapar ama farklı usulllerle. belgeselini yapmışlar... --
    2017 ? belgesel film ?* 1 saat 42 dakika.
    6,7/10 · ımdb
    ilk gösterim tarihi: 10 mart 2017
    yönetmen: matthew salleh
    https://www.youtube.com/watch?v=-kqriey1i0o
  • aslında uruguaylılara ait fakat arjantinlilerin sahiplendiği, bizim mangal dediğimiz olay. eğer asadoyu yapan tarafın maddi durumu iyi ise koca bir gövdeyi yani kaburga kısmını parilla denilen demir blokların üzerine atarlar. kesinlikle kömür kullanmazlar sadece odun atarlar. bizim gibi yanına domates biber falan atmazlar. sadece domuz etinden yapılma, chori dedikleri sosisler atılır o kadar. bakıldığı zaman arada çok fark görünmese de, ne hikmet ise tadına doyum olmaz. her arjantinli aile özellikle yaz ve bahar aylarında her pazar asado yapar ve bir araya gelirler. chimichuri dedikleri hafif sarımsaklı, çok ince kıyılmış kekik tarzı sosa bulayıp afiyetle yerler. zenginler mendoza şarabı, fakirler ise quilmes birası ile eşlik ederler. en kralını uruguay’da bir parilla’da yedim ama asado denilince akla ilk arjantin gelir. eğer fırsat bulup giderseniz entraña adını verdikleri eti sipariş ettirin.
  • kuzuların bir nevi carmıha gerilerek atese temas ettirilmeden pişirilme yöntemi. yakından izleyip tadına baktıktan sonra vejetaryen olmaya karar vermeniz kolaylaşıyor.
  • efendim şimdi bu dana kaburganın uzun süre pişmiş hali olup, et inanılmaz sulu ve yumuşak olur.

    bilinenin aksine çok pahalı değildir, yapması da kolaydır.

    alın bi 2-3 kg asado, bi güzel karabiber ve tuz ile season edin, alüminyum folyoya güzelce sarın, minimum 4 saat 200-220 derece ısıtılmış fırında pişirin.

    sonra çıkarıp en az yarım saat dinlendirin

    sonra kemiklerini tereyağından kıl çeker gibi ayırıp bu yumuş yumuş eti afiyetle gömün.
  • nusret sağolsun dana döş'ün türkiye sularında değerli et kategorisinde satılmasına neden olan yemektir. dana asado dediğimiz yemek ingilizce'de short ribs olarak geçen dana kaburga dilimli diye bulabileceğiniz ürünün pişirilmesi ile oluşan acayip lezzetli bir güney amerika yemeğidir.

    öyle ızgaraya atıp pişireyim, sonra süper şekilde yerim bunu derseniz fena yanılırsınız. çünkü pişme sıcaklığı 93 derece ve üzeridir. but etleri gibi sinirsiz ve yumuşak olmayan, bol miktarda bağ doku ve sinir içeren etlerdir kol etleri. bağ doku demek kolagen demek. kolajenin pişirilip jelatine dönüşmesi için minimum 90 derece ve üzeri ısılara ihtiyacımız var.

    direkt veya indirekt olarak bu eti 90 derece üzerine çıkarmaya çalışırsanız etin merkez sıcaklığını 60-70 dereceye kadar nispeten sorunsuz şekilde çıkabilirsiniz ancak bu ısıların üzerine çıktıkça et çılgınca su kaybetmeye başlar. su kaybeden et yumuşaklığından kaybeder. (ıslak bir havluyu sıkmak gibi düşünün, nasıl kaskatı kalıyor, aha öyle olur et)

    60 dereceye çıktık, sulu suluyken yiyelim dediğinizi varsayalım. bu sefer de bağ dokuları eritemediniz, kolajeni jelatine çeviremediniz. et yemek için güvenli ısılara geldi, hatta ete bakınca pembelik de kalkmaya, gri bir iyi pişmiş rengi almaya başladı. ama kol etlerindeki bağ dokular nedeniyle bu ısılarda kayış gibi bir et yersiniz. yarım saat çiğneyip zerre tat alamayacağınız bir et çıkar ortaya.

    bu eti lezzetli ve nusret videolarında gördüğünüz gibi yemenin yolu 55 derecelere kadar indirekt pişirme yöntemi ile pişirip (yani fırın, smoker, kapaklı mangal gibi bir pişirme aracında, ateşten uzakta) ondan sonra önce yağlı kağıda, ardından da alüminyum folyoya sarıp merkez sıcaklığını 93 dereceye çıkarmanızda yatar. bu işlemi ne kadar yavaş yaparsanız kolajenin jelatine dönüşmesini o kadar garantilersiniz, sulu sulu ve kolay çiğnenen lezzet ötesi bir yemek yersiniz. ortamama hazırlık vs her şey dahil 5 saatinizi verirseniz 2.5-3 kilogram ağırlığında bir dilimli kaburgayı pişirirsiniz. 10 saatinizi verirseniz füme kaburganın en lezzetli halini yersiniz.

    benim bahsettiğim tarif kömür kokusu olmadan yemek yiyemem diyenler içindi. füme halkası yoksa ben kaburgaya kaburga demem diyorsanız pişirme sıcaklığını 100-150 derece civarına çekip kömürünüzün üzerine ceviz yongası atın. pişirme sürenizi uzatın.

    benim acelem var, 1-2 saatte bu işi en mansimum şekilde yapıp yiyeyim, kömürle, fümeyle işim yok. ev ortamında yapacağım diyorsanız tuzda balık yapar gibi salamura tuz, su ve yumurta akı karışımından kaplama harcı yapıp fırın tepsisine yayın, kaburgayı yağlı kağıt ile sarın, merkezine doğru bir termometre saplayıp etin üzerini komple harç ile kaplayın. eti fırına verip 200 derecede termometreyi izleyin, yaklaşık 1 saatte 93 derece sıcaklığa ulaşacaktır. tuzu açıp, eti kağıttan çıkarıp ızgara modunda tekrar fırınlayın (bence barbekü sos sürülebilir bu aşamada. hatta jack daniels barbekü sos müq olur) dışı çıtır, içi sulu asado gibi asado yersiniz. sadece kömür veya füme kokusu eksik olur. o da barbekü sos ile tamamlanırsa allah bereket versin.

    tek sıkıntı bu et aslında hayvanın en ucuz eti idi. bol kemikli, az etli olduğu için bizde kıymaya giderdi. geçenlerde bir kasap 600tl fiyat yazmış, dilimli kaburga yerine de short ribs yazmış. el insaf be abi.