şükela:  tümü | bugün
  • degisik kaynaklarda** adi gecen karakter.

    masalsi, hos oykusunun, anlatildigi kaynaga gore detaylarda degisiklik gosteren varyasyonlari vardir.

    hemmen bir kuple** aktaralim:

    hz. davut* gormus gecirmis, yildiznameden falan anlayan bir kraldir ve yilda bir kez bir araya gelen iki yildizin bir dakikalik birlesmesi sirasinda rahme dusen cocugun emsalsiz bir guc ve zekayla dogacagi bilgisine sahiptir.

    guvendigi bir yahudi bilginden dogru zamani hesaplamasi icin yardim ister.
    bilgin istenileni yapar ama kralin niyetini de kestirir.
    zaman gelince "vakit bu vakittir sultanim" mujdesini verdikten sonra kendisi de eve, karisinin yanina kosar.

    iki adamin ayni gun ve ayni saatte birer oglu olunca davut da durumu anlar ama omrunun son anlarina kadar kimseye birsey soylemez.

    olumunun yaklastigini anladiginda oglunu yanina cagirir ve onun iyi ve guclu bir hukumdar olacagina, zekasi ve gucuyle dusmanlarini yenecegine inandigini, ancak kendisi kadar zeki bir cocuk daha oldugunu, o cocugu bulup basarabilirse yanina cekmesini,basaramazsa dusmanligindan sakinmasini ogutler.

    gelelim diger babaya:

    o da kralin olmek uzere oldugunu ogrenince ogluna kendi sirrini aciklar.
    kralin da benzer bir aciklamayi sehzadeye yaptigindan ve varligini ogrenen sehzade*nin kendisi kadar zeki bu delikanlidan kurtulmak istemesinden endiselendigini soyleyerek her ihtimale karsi kacmasini ogutler.

    tahta gecen ve tebasi sadece insanlardan ibaret olmayan**** kral suleyman, tebasina insan elinden cikmamis bir saray yaptirir.
    bu sarayin ederini hesaplayacak kadar akilli olan kisiyi kendine sag vezir* yapacagini soyler.

    haberi duyan ve aklina, bilgisine guvenen herkes akin akin saraya gelir ancak kimse hesabi dogru yapamaz.

    gelelim diger cocuga:

    cocuk haberi duyar duymaz bunun kendisini bulmak icin hazirlanmis bir tuzak-sinav oldugunu anlar ve genc krala guvenemediginden sehirden kacarak bir koyde cobanlik yapmaya baslar.

    soruyu bilip sansini denemek uzere sehre dogru yola cikmis iyi egitimli bir kiz bu koyde konaklar.
    gece, yardimcisina sarayin ederini nasil hesapladigini anlatan kizi duyan coban gulmekten kendini alamaz.
    kiz cobanin gulusunu duyar ve yakalayip yere yatirir, hancerini gogsune dayayarak hesap sorar ki kizimizin sadece zeki degil ayni zamanda cengaver oldugunu anlariz.

    hanceri goren coban caresiz, kizin hesabi yanlis yapmasina guldugunu itiraf eder.
    "ben bir alim kiziyim, sen bir garip cobansin, nasil olur da benden akilli oldugunu dusunursun?" demesi uzerine kiza hesabin nasil yapilacagini anlatir.

    hesap kizin aklina oyle bir yatar ki saraya varinca genc krala kendi formulunu degil cobandan ogrendigi cevabi verir.
    kral kisa bir testten sonra o soruyu asil bilenin bu kiz olmadigini anlar ve dogruyu soylemeye zorlar.
    kizdan aldigi bilgiyle cobani huzura getirtir.

    iki genc uzun uzun konustuktan sonra birbirlerinin zekasina hayran olur ve ayni seyi dilerler:
    bu zekanin ulkenin ve insanlarin hizmetinde olmasini.

    suleyman cobani biat olunmaya deger bir hukumdar olduguna ikna eder.

    derler ki, halk hikayelerinde sultan suleyman'in bas veziri ve sag kolu olarak adi gecen asaf bin berhaya iste bu cocuktur.

    dip dip not: asaf bin berhaya'nin adi dini kaynaklarda da gecmekteymis. ancak soz konusu kaynaklar nedir, ne degildir, ne anlatir, ne anlatmaz; bilinmez tarafimdan. *

    hayir, akide saglam da yetersiz (b)ilgi baska bisey, biliyo musun...
  • sebe melikesi belkıs'ın tahtını, süleyman peygamber daha gözünü açıp kapamadan belkıs'ın ülkesinden süleyman'ın sarayına getire(bile)n "özel ilimler" sahibi kişinin asâf bin berhaya olduğu söyleniyor. (bkz: neml 40)