şükela:  tümü | bugün
  • osmanli'da, yeniceri ocagi'nin kaldirilmasi uzerine, sultan ikinci mahmut'un emriyle 14 haziran 1826 tarihinde kurulan askerlik kurumunun adi. yeni egitim kurallarini kullanan bu yapinin başına ilk olarak "serasker" unvaniyla eski yeniceri agalarindan aga hüseyin paşa getirilir.
    tertip adi verilen sekizer birlikten meydana gelip, her tertibin basinda "binbasi" denen bir komutan bulunurdu. bu binbasilar "bas binbasi"ya baglidir. her tertip on altı "saf"tir. her saf bir yuzbasinin komutasindadir. her yuzbasinin ikiser "mulazim" yardimcisi vardir. her tertipte bir top bulunur. toplara "topcubasi" denilen bir subay komuta eder. on alti saftan olusan tertipler sekizi sag ve sekizi sol olmak uzere ikiye ayrilmistir. bunlara "sag kolagalari" ve "sol kolagalari" atanmistir.
    iki yil sonra bu orgut yeniden duzenlenir, "tertip"lere "alay" ve komutanlarina "miralay" denir. "saf" deyimi "boluk" olarak degistirilir. her alay binbasi komutasindaki uc taburdan meydana getirilmistir. sol ve sag kolagası adini alan iki subay, bir katip, bir sancaktar, her boluge "yuzbasi" ve "mulazim"lerden ayrı olarak bir "bascavus" ve bir "boluk emini" atanmistir. her alayda "miralay" yardımcısı bir "kaymakam" bulunur. iki alay bir "mirliva"nın ve üç alay bir "ferik"in komutası altindadir. miralayin üstü subaylara "pasa" denir. en büyük komutan ise "musir"dir.
  • aslında asakir-i mansure-i muhammediye şeklinde yazılması gereken ordu ismi.
  • türkçe karşılığıda yanılmıyorsam "muhammedin ordusu" idi
  • iki saattir kim japonca başlık açmış diye baktığım, böylece uykusuzluğumun başıma vurduğunu farkettiğim ordusal oluşum. allahtan sonunda muhammediye'yi gördüm de aa bu bizimkiler dedim, şükür
  • sultan ikinci mahmut devrinde kurulan yeni ordu.

    öncülü için (bkz: nizam-ı cedid)

    üçüncü selim'in yerine yeniçerilerin kuklası olarak çıkartılan iv.mustafanın saltanatı kısa ömürlü oldu.rusçuk ayanı alemdar mustafa paşa kendine bağlı birlikleri toplayarak istanbula girdi ve yeniçerileri bastırarak iv.mustafayı tahttan indirdi.ancak iii.selim'in öldürülmesine engel olamadı.neticede selim'in yerine yeğeni ii.mahmut geçirildi.ii.mahmut amcasının intikamını almaya ve başlattığı reformu tamamlamaya kararlıydı.önce akıllıca bir diplomasiyle derebeylerini,ardından da ulema takımını yanına çekti.nihayet 1826 yılında,yeniçerilerin eşkıyalığından bezen istanbul halkının da yardımıyla yeniçerileri ortadan kaldırmayı başardı.bu olaya tarihimizde 'vakai hayriye' (hayırlı olay) denir.böylece devlet,üstüne üçyüzyıldır kabus gibi çöken yeniçerilik kurumundan nihayet kurtulmuş oluyordu.

    vakai hayriyeden sonra 'asakir-i mansure-i muhammediye' yani muhammedin şanlı askerleri adı verilen modern osmanlı ordusu kuruldu.bu ordu da nizam-ı cedit gibi fransız usülünde talim ve teçhiz ediliyordu.yalnız çok şanslı bir tesadüf sonucu,daha sonra almanyanın birleşiminde başkomutan olacak olan helmut von moltke o sıralarda osmanlı ordusunda eğitmen olarak görev yapıyordu.moltke'nin ısrar ve tavsiyeleriyle modern milli bir ordu kurulmasında en önemli yere sahip olan ulusal seferberlik yasası prusyadan alınıp yürürlüğe kondu.seferberlik yasasına göre imparatorluk 7 askeri bölgeye ayrılmıştı.her bölge bir kolordu toplamakla yükümlüydü.kolordu numarasıyla belirlenen bölgeler şu şekildeydi:

    1.kolordu (hassa) istanbul'da,
    2.kolordu (tuna) şumla'da,
    3.kolordu (rumeli) manastır'da,
    4.kolordu (anadolu) erzurum'da,
    5.kolordu (suriye) şam'da,
    6.kolordu (irak) bağdat'da,
    7.kolordu (arabistan) yemen'de.

    askere gidiş kurra usülüyle oluyordu.emperyalist güçlerin beşinci kolu olan gayri-türk ekalliyetlerin devlet için savaşmaları zaten beklenemeyeceğinden bunlar özel bir vergi ödeyerek askerden muaf olurlardı.ayrıca istanbul halkı ve kürt aşiretleri de askerden muaftılar.kürtlerin askerden muaf olmalarının nedeni disipline ve düzene asla uyamamları ve başıbozuk davranışlarıyla devleti zor durumda bırakmalarıydı.

    askere alınan kişi aktif ordu olan nizamiye'de göreve başlardı.görev süresi piyadede dört,süvari ve topçuda beş yıldı.bundan sonra asker terhis edilir ve ihtiyat sınıfına alınırdı.piyade için iki,topçu ve süvari için bir yıl olan ihtiyat devresinden sonra sekiz yıllık redif devresi gelirdi.ondört yıl süren aktif hizmetin sonunda asker -eğer sağ ve sağlıklı ise- yerel milis gücü olan mustafız sınıfından sayılırdı.

    ordunun temel birimi alay idi.her alay üç taburdan,her tabur ise sekiz bölükten oluşurdu.alaylar kağıt üstünde 1200 kişi ise de,hastalık,kaçaklar vs gibi nedenlerden dolayı pek az sayıda alay tam güçte olabiliyordu.

    osmanlı ordusunun silahları teknik gelişmelere,büyük masraflar pahasına da olsa,ayak uydurabilmişti.ii.mahmut döneminde kabul edilen tüm dünyanın standart silahı ağızdan dolar çakmaklı alaybozan tüfeği,1840'larda yerini kapsüllü tüfeklere bıraktı.1860'larda sanayi devriminin sonucunda ortaya çıkan kuyruktan doldurulur hızlı ateşli tüfekler ise geri kalmaktan korkan osmanlı devleti tarafından hemen hizmete sokuldu.ilk başta alınan ingiliz şnayder tüfeği yerini hızla efsanevi martin'e bıraktı.martin tüfeğinde,tetiğin hemen ardında bulunan bir lövye ile mermi yatağı açılıyor,mermi sürüldüğü anda ise tüfek ateşe hazır oluyordu.iyi eğitimli bir asker martin ile dakikada onyedi el ateş açabiliyordu.martin ile silahlanmış askerlerin oluşturduğu mermi sağnağı plevne savaşındaki başarılarımızın anahtarıydı.aynı şekilde süvariye dağıtılan vinçester karabinası da şarjörü sayesinde arka arkaya altı kez ateş açabiliyordu.topçu da 1870 fransız-alman savaşında kendini kanıtlayan kuyruktan dolar 9 cm'lik krupp topuyla donatılmıştı.

    19.yüzyıl osmanlı devletinin can çekiştiği yüzyıldır.emperyalist devletlerin de himaye ve kışkırtmalarıyla balkan ulusları ard arda ayaklanmışlardır.yarı vahşi bu dağlı milletler,ellerine geçen türkleri asker sivil demeden etnik temizliğe tuttular,hunharca katlettiler.yüzyıllardır terini kanına katarak tüm rumeliyi imar etmiş olan 'evlad-ı fatihan'ın kendini koruma adına attığı her adım emperyalist batılılar tarafından 'hıristiyan katliamı' yaygarasıyla engellendi.netice ise acıklı bir göç oldu.kadın,çocuk ve ihtiyar türk köylülerinin oluşturduğu,anadolu yönüne akan içler acısı kafileler her balkan çatışmasının alışıldık görüntüsüydü.rezil entrikalara,rüşvet ve borçlar batağına saplanan babıalinin ya gayri türk ya da ezik,teslimiyetçi bürokratları;bu faciaya emperyalistlere taviz üstüne taviz vermekten veya elleri kolları bağlı oturmaktan başka tepki göstermediler.ancak türk ordusu kanını,canını oluşturan milletine ihanet etmeyecekti.nitekim kırım savaşındaki silistre kuşatması,93 harbindeki plevne savaşı türkün kahramanlığının,cesaretinin ve fedakarlığının anıtlaşan birer sembolü olarak tarihin sayfalarına geçti.
  • ikinci mahmut bu orduya "muhammed'in ordusu" demiştir ki, olası yeni isyanlar karşısında halkın desteğini alabilsin. mantıklıdır da; o zaman için hiç kimse peygamberin ordusunu yıkacak gücü kendinde bulamaz.
  • türkçesi, "muhammed'in kahraman askerleri"dir.
  • biraz önce teke tek programında murat bardakçı'nın belirttiği ve ilber ortaylı'nın da onayladığı üzere orduya rejim tehlikeye girdiğinde rejimi korumak için müdahale etme hakkı-ödevi verilmesi ilk olarak asakir-i mansure-i muhammediye'nin kuruluş metinlerinde geçmekte imiş.