şükela:  tümü | bugün
  • glen jensen isimli bir hayvan psikologu tarafından türetilen bir terim. birçok hayvanın, yiyeceklerini kazanmayı, tamamen aynı ama rahatça ulaşılabilir yiyecekleri yemeye yeğlediğini anlatıyor.

    glen jensen bunu ilk kez 1960'larda erkek albino fareler üzerinde yaptığı çalışmalarda fark ediyor.
    bir grup fare oldukça sıradan bir kafese konuluyor ve on gün boyunca aynı saatte aynı kişi farelerin yemeğini veriyor. zaten ilk birkaç günden sonra fareler sistemi öğreniyor ve yemeyi veren kişinin geldiği saati yemek saati olarak kodluyorlar. yani glen jensen'in fareler üzerinde istediği koşullanma sağlanmış oluyor.

    farelerin hepsinin koşullanmasının ardından düzen değiştiriliyor. yemek her zamanki saatte gelmiyor. onun yerine normalden bir saat sonra yemeyi veren kişi fareleri sırayla alıyor ve iyi aydınlatılmış bir skinner kutusuna koyuyor. skinner kutusu ilk bakışta normal bir kafesten farklı değil ancak bir önceki kafesten farklı iki özelliği var.
    ilki, her otuz saniyede yiyecek topları bırakan otomatik bir yiyecek dağıtıcısı.
    diğeri ise üzeri teneke siperlikle örtülmüş bir manivela.

    ilk başta manivelayı hiç önemsemeyen fare, yiyecek dağıtıcısını çok seviyor. zamanını hep onun yanında geçiriyor. bu dağıtıcı 50 yiyecek topunu 25 dakika boyunca belirsiz aralıklarla bırakıyor. sonra fare buradan alınıp eski kafesine götürülüyor.

    ertesi gün aynı şekilde, aç haldeki fare yine skinner kutusuna geliyor. ancak bu sefer yiyecek topları düşmüyor. kafesin içinde amaçsızca dolaşan fare manivelanın yanından geçerken teneke siperliğin kaldırıldığını fark ediyor. kazara manivelaya basıyor ve içinden bir yiyecek topu düşüyor. fare bir daha basıyor yine yiyecek kazanıyor. sonra manivelaya tekrar tekrar basıyor ve düşen topları zevkle yiyor. ancak aniden ışıklar sönüyor ve manivela artık yemek vermiyor. fare bir süre daha şansını deniyor ancak manivela çalışmıyor.

    o sırada yemekleri veren kişi, kafesin üstünü açıyor ve köşeye yemek dolu bir kase koyuyor. fare ışıklar kapalı olmasına rağmen bir süre daha manivelayı deniyor ve sonra tesadüfen yemek kasesini görüyor. tam kaseye gömülmüş yemek yerken ışıklar tekrar açılıyor.
    yani fare için iki yemek kaynağı oluşturulmuş oluyor. bir tarafta kase içinde zahmetsizce ulaştığı, diğer tarafta ise sürekli bir kola basarak elde ettiği yemek. farelerin seçimi ilginç, yemeği daha uzun sürede ve daha zahmetli elde etmesine rağmen manivelaya oldukça sık basıyorlar.

    sonradan yapılan birçok deney doğruluyor ki balıklar, kuşlar, fareler, maymunlar ve şempanzeler dahil olmak üzere çoğu hayvan, uzun ve dolaylı yiyecek rotasını kısa ve doğrudan yiyecek rotasına tercih etme eğiliminde.
    ancak tembel rotayı tercih eden tek canlı türü, tahmin edeceğiniz ve duyduğunuzda gülümseyeceğiniz üzere kedidir, kedi.*
    konuyla ilgili sevimli bir yazı burada: why cats are smarter than any other animal an earth

    dan ariely, asalaklık karşıtlığının anafikrinin "canlılar hep en az çabayla en fazla kazanca ulaşmayı tercih eder" diyen basit iktisadi görüşle çelişki halinde olmasıdır diyor.
    bu fikir üzerinden çalışma hayatındaki motivasyon kaynaklarının çalışanlar üzerindeki etkilerini farklı deneylerle araştırıyor.

    ama aslında temel soru şu: bir işi yaparken aldığınız keyif,yaptığınız çalışmayı ne ölçüde etkiler? veya tam tersi, yaptığınız çalışmanın sonuçlarını asla göremiyor olmak aynı parayı alıyor olmanıza rağmen motivasyonunuzda düşüklüğe sebep oluyor mu?

    kaynak: dan ariely / the upside of irrationality (akıldışının mantığı) / emeğin anlamı bölümü
    kaynak: https://en.0wikipedia.org/…vq29udhjhznjlzwxvywrpbmc